Giriş
(7)

İngiliz Dili ve edebiyatı

gezmeyi seven adam
Merhaba arkadaşlar İngiliz Dili ve edebiyatı okumayı düşünüyorum çok iyi bir puanım yok, tabela üniversitelerinden birinde okuyacağım. Dersleri acaba zor mudur? Hazırlığı geçmek için nasıl çalışmam gerekiyor? Dersler için şimdiden YouTube'dan çalışmayı düşünüyorum nasıl bir çalışma tavsiyesi verirsi
Merhaba arkadaşlar İngiliz Dili ve edebiyatı okumayı düşünüyorum çok iyi bir puanım yok, tabela üniversitelerinden birinde okuyacağım. Dersleri acaba zor mudur? Hazırlığı geçmek için nasıl çalışmam gerekiyor? Dersler için şimdiden YouTube'dan çalışmayı düşünüyorum nasıl bir çalışma tavsiyesi verirsiniz? Şimdiden teşekkürler.
0
gezmeyi seven adam
(26.06.22)
hacettepe, bogazici, ya da belki istanbul üniversitesinde okumayacaksan, okumanın hicbir anlami yok. bir sey ögreneyim dersen tabela üniversitelerinde ögrenemezsin, diplomam olsun diyorsan o başka, gider gelir alirsin diplomayi o kadar zorlanmazsin.

cesaretini kirmak istemezdim ama durum böyle.
0
tadellesever
(26.06.22)
her okulun eğitim kalitesi ve sistemi farklıdır. dilde genelde standart olmaz. yıllar önce istanbul üniversitesi rus dili ve edebiyatı bölümünde facia kitaplar kullanılırdı mesela arkadaşımdan biliyorum. kendim okurken ankara'da işin çok daha farklı olduğunu görmüştüm. derslerin içeriğinden tut da dilin öğretilme biçimine kadar çok şey değişkenlik gösterebilir.

bu yüzden dersleri zor mu, hazırlığı geçmek için nasıl çalışmam gerekir vs. havada kalan sorular. en başta sizin seviyenizi de bilmiyoruz zaten.

onun dışında tadellesever'e katılıyorum, kendim bir dil öğrencisi olarak tabela üniversitesinde ing. dili edebiyatı okumakla uğraşmazdım. hele ki burslu değilseniz ve üstüne para verecekseniz... hiç anlamı yok. aynı puanla gidin malatya'da urduca filan okuyun (tamamen sallıyorum) daha yararlı bir işle uğraşmış olursunuz.

tüm bunları üniversite mezunu olup iş hayatına atılmak isteğiyle yazdığınız varsayımıyla söylüyorum bu arada... siz eğer ingiliz edebiyatı benim tutkum, ben bunu kendimi geliştirmek için yapıyorum ve üzerine düşeceğim diyorsanız o zaman başka tabii. öyle diyen birinin de şu an hazırlığı geçmeye odaklanmasına gerek yok diye düşünüyorum, o istek varsa her türlü altından girilir üstünden çıkılır zaten bölümün.
0
der meister
(26.06.22)
is bulma kaygin yoksa okunur,yoksa uzak dur
0
kreatin
(26.06.22)
Öncelikle cevap veren herkese teşekkürler öncelikle iş kaygım yok halihazırda zaten bir işim var. Ben bu bölümü gerçekten İngilizce öğrenmek için okumak istiyorum.
tabela üniversitelerindeki hocalarının da gerçekten iyi kariyeri olan hocalar var.

Ydt'den muhtemelen 50 net civarı alacağım İngilizce seviyem reading fena değil ama listening ve speaking zayıf.
0
🌸gezmeyi seven adam
(26.06.22)
mütercim tercümanlık daha ideal dil için
0
mantık
(26.06.22)
asla tabela üniversitesinde okunacak bir bölüm değil. zaman kaybı olur, uzak durun derim.
0
avianthem
(27.06.22)
Tabela universitesi ne demek bilmiyorum ama tadellesever hocamizin soylediklerine +1
Ingiliz edebiyati okudum ben de, edebiyat ogretmeniyim.
Fakat ben 15-20 sene once mezun oldum, bir seyler degismistir herhalde.

Ben bir sene bir donemde dokuz ders aliyordum ve bunlarin neredeyse hepsinde bir dersten digerine bir metin bitirmemiz gerekiyordu. Yani bir hafta icinde dort roman, bir tiyatro oyunu, bir kac edebi teori anlamaniza yardimci olacak makale falan okumaniz gerekiyor. Ingilizce bilmiyorsaniz, okumayi cok sevmiyorsaniz yapilacak is degil.
0
sopiro
(27.06.22)
(10)

Taksiciler nasıl kaza yapmıyor?

plutongezegendegilmi
Her taksiye bindiğimde yüreğim ağzıma geliyor. Benim 50 ile zor döndüğüm viraja adam 90'la gözünü kırpmadan giriyor, kaldırıma çıkıyor, aralara giriyor, kırmızıda geçiyor vs. vs.Ama hiç kaza yapan taksiciye denk gelmedim. Haberlerde de görmüyorum. Tecrübe muhabbeti mi bu?
Her taksiye bindiğimde yüreğim ağzıma geliyor.

Benim 50 ile zor döndüğüm viraja adam 90'la gözünü kırpmadan giriyor, kaldırıma çıkıyor, aralara giriyor, kırmızıda geçiyor vs. vs.

Ama hiç kaza yapan taksiciye denk gelmedim. Haberlerde de görmüyorum.

Tecrübe muhabbeti mi bu?
0
plutongezegendegilmi
(23.06.22)
Evet
Bir de diğer insanlar kaçıyor
0
kisa
(23.06.22)
yamalı veya orası burası kırık tonla taksi var trafikte. gayet de yapıyorlar.
istediğiniz kadar tecrübeli olun, tüm iş gününüz trafikte geçiyorsa kazaya daha yakınsınız.
0
la traviata
(23.06.22)
www.cumhuriyet.com.tr

şu kazanın benzerini yaşadım. maalesef özellikle gece taksiye binildiğinde şoförü mutlaka konuşturmak gerekiyor.
0
crescent
(23.06.22)
Hocam adamlar günde 15 saat araç kullanıyorlar o kadar süre uzay mekiği pratiği yapsalar bırak kaza yapmayı Mars'a giderler.
0
Kaleci Saçlı Forvet
(23.06.22)
Kaza yapıyorlar. Ben geçen yaz bindiğim takside kaza yaptık, adam uyudu direksiyonda gündüz vakti.
0
mg3929
(23.06.22)
bir akrabamızın komşusu geçenlerde kendi hatasından kaynaklı sağlam trafik kazası yaptı, kırılmadık kemiği kalmadı. kadıköy'de yolda yürürken yine bir başka kazaya bizzah şahit olmuşluğum var.

kısacası gayet yapıyorlar hatta hem (çoğunlukla) dengesiz sürüşlerini hem de sürekli trafikte olmalarını hesaba katarsak muhtemelen fazla fazla yapıyorlardır... ihtimali düşüren bir etmen genellikle şehir içinde ve dolayısıyla düşük hızda araç kullanmak zorunda olmaları; yani nadiren 90-100 üstüne çıkabildikleri için manevra alanı daha geniş, boş yolda 120'yle yardırıyor olsalar o tip kazaları daha çok duyarız.
0
der meister
(23.06.22)
Taksici ve minibusculerin kaza yapmamasinin nedeni etrafındakilerin onlara caprmamak icin esktra caba göstermesi. Ozelikle minibüsçüler, allah ne verdiyse daliyor adam, bakıyorsun devam etsen carpisacaksiniz en son sen fren yapiyorsun minibuscu geciyor.
0
stavro
(23.06.22)
Stavro+1 ben taksici görünce her an her şey bekliyorum. Trafiğin doğal akışının bozulacağını bilip ona göre hareket ediyorum ve öyle de oluyor.

Taksicilerin kaza yapma istatistikleri bir kenara kazaya sebebiyet verme istatistiklerinin olduğu bir yer varsa merak ediyorum aslında.
0
akhenaten
(24.06.22)
Yapıyorlar hocam birkaç senelik taksilere bak sağı solu hep macun, kırık, bagaj kapağı iple bağlı, teker yalpalıyor vs. bir dünya kusur var araçlarda.

Bir keresinde bindiğimiz bir taksinin tekeri yamuktu, düşük hızlarda yengeç gibi gidiyordu araç. Hızlanınca düzeliyor dedi eleman asdsgfdf. Neyse ki mesafe kısa, saat geçti de başımıza bela almadan kurtulduk o araçtan.

Bir de @stavro'nun dediği gibi herkes aha taksici kesin bir bok yiyecek diye çok daha defansif sürüşe geçiyor.

Gönül istiyor ki şu videodaki abi gibi ulu orta girelim bunlara ama olmuyor işte: www.ahaber.com.tr (Ah*ber linki için özür başka yerde bulamadım)
0
chicha_v2
(24.06.22)
"sakınılan göze çöp batar" derler, biz binbir zahmetle aldığımız aracımızı çalı çizse ciğerimiz yanıyor ama taksi şoförlerinde durum biraz farklı, öncelikle neredeyse tüm taksilerin sahipleri ve şoförleri farklı kişiler adam memur gibi aracı kullanıyor araç kendinin değil, araçlar kaskolu, sigortalı bir de zaten mafya vari hepsi trafikte iki şeyden kaçıyor millet 1. Taksi, 2. Dolmuş yani trafikte bir nevi dokunulmaz gibiler gözü kara hareket ediyorlar bir anda senin önüne kırıyorlar neden? çünkü bir kazaya karışsan en çok dert senin başına patlar onların başına bir şey gelmez (bkz : dolmuşçular odası, taksiciler odası).

Özetle taksiciler ve dolmuşçular rakipsiz oynayan oyuncu gibidir trafikte, kimse onlara bulaşmak istemediğinden kazaya senden benden daha az karışıyorlar. Hiç kaza yapmıyor değiller ama normal araç kullanıcılarından daha az yapıyorlar.

Şöyle bir örnek vereyim, çoğu araç sürücüsü, kendisine yanlış yaptığı sürücünün peşine düşer, korna çalar, hırs yapar vs. Sen hiç birinin taksici ya da dolmuşçuya aynı şeyi yaptığına şahit oldun mu? Olamazsın çünkü adam bir anons çakar anında yolunu kesip radyatörü monte ederler bir yerine işte o yüzden dokunulmaz gibiler trafikte.
0
solo
(24.06.22)
(19)

amerikada yaşayacak olsaydınız

bonjourrr
nerede yaşamak isterdiniz neden? ya da hangi eyalette yaşamak istemezdiniz neden?
nerede yaşamak isterdiniz neden?
ya da hangi eyalette yaşamak istemezdiniz neden?
0
bonjourrr
(21.06.22)
Kaliforniya sanırım. San diego tarafları olabilir. Havası güzel, new york gibi keşmekeş yok pek vs.

Yaşamak istemeyeceğim eyaleti de yok galiba. En kötü yeri bile yaşadığım yerden iyi olduğu için...
0
rose parks
(21.06.22)
Çomarın harman olduğu orta eyaletlerde bir kasabada yaşamak isterdim ama orada doğmuş olarak, böyle garip bir fantezim var.
0
pofudukayi
(21.06.22)
Henüz 2 hafta oldu SAN francisco’ya 15 dk uzaklıkta bir yerde kalıyorum. Harika, tabi bu nerede yaşama fikri beklentinize göre değiştir. Mesela arkadaşım Miami’de yaşamaya karar verdi. Oranın tatil beldesi olması ve sürekli canlı oluşu onun için bir kriter. Bende ilk etapta küçük bir yerde yaşamayı tercih ediyorum.
0
Markk
(21.06.22)
Boston, manhattan :)))
0
ala09
(21.06.22)
kuzeyde yaşamak isterdim. kültürel olarak avrupa'ya en yakın tarafı orası diye biliyorum. minnesota, wisconsin filan. oduncu gömleği giyip dağda bayırda gezerdim.
0
der meister
(21.06.22)
brooklyn ya da boston derim. the town filminde boston şehrini görüp çok beğenmiştim. hem avrupai hem de amerikan görünüyor.
0
nothing in my way
(21.06.22)
Favorim Şikago. Ama kışın aşırı soğuk oluyor. O yüzden cevabım Los Angeles.
0
himmet dayi
(21.06.22)
En büyük hayalim miaminin sıcak sularında kendimi kaybetmek.
0
Hallegadola
(21.06.22)
Güney hep yakın geliyor bana. Bu yüzden Texas isterdim. Diğer ikisi de New York ve California. Florida istemem. Sabah uyanınca bahçemde timsah görmek için hazır değilim. Gerçi New York da kıyamet filmlerinde ilk etkileniyor. En iyisi Texas.
0
dissendium
(21.06.22)
Manhattan, 2 sene eglenmelik.
Malibu/Santa Monica, surekli.
Boston, surekli.
New Orleans, Mardi Gras donemi eglenmelik.
Miami, sikildikca tatillik.
San Diego/Seattle, yukarıdakiler olmazsa. Surekli.
Austin/Denver, cok iyi maas (400k+) fln olacaksa belki 3-5 yillik.
0
taurina
(22.06.22)
Sanırım hayatımı Boston'da geçirebilirdim iş bulsaydım. Gerçi kışını görmedim, muhtemelen kemiklerim donardı. Yine de hayal kursam Boston derdim. Hangi eyalette yaşamak istemezdim. Hepsini görmedim nihayetinde bilmiyorum o kadarını ama Georgia'da yaşadım, almayayım.
0
SiyamkedisiZorro
(22.06.22)
Seattle veya Chicago. İkisi de tam kriterlerimi karşılıyor. Kışın karlı yazın serin. 1-2 saatlik mesafedeki kayak merkezleri, plajları, ormanları, ulusal parkları, doğal güzellikleri cezbedici. Her türlü sosyal ve sportif aktiviteyi bulabileceğim, envai çeşit eğlence ve yemek kültürü olan canlı şehirler.
0
iwasbornonamountainside
(22.06.22)
Portland, Oregon. Doğa, doğa, doğa...
0
silverleaf
(23.06.22)
texas, colorado, kaliforniyanin cok guneyi haricinde butun bati yakasi.
tuzum biraz daha kuru olursa new england, vermont, rhode island tarafi.
0
bay b
(23.06.22)
Dinci oraninin yuksek oldugu yerleri tercih etmem. Buradakilerden kurtulup, oradakilarin sacmaligi ile ugrasmanin alemi yok.

Para varsa California, yoksa kuzeydoguda sehre cok uzak olmayan ama cok da pahali olmayan bir yer.

Washington (Eyalet) de oldukca guzel gozukuyor.
0
cleric
(23.06.22)
Seattle ya da San Francisco
0
muslugubozukhayrat
(24.06.22)
atlantik kiyisi le$ bence, pasifik kiyisi o yuzden. California ve civari.
0
cooperr
(25.06.22)
Hawaii tabii ki. Amerika'ya bağlı ama özerk diğer adalar da olabilir. Guam, Amerikan Samoası, Porto Riko, Virjin Adaları...
0
d max
(30.06.22)
bir yazılımcı olarak san francisco
0
Departure
(30.06.22)
(12)

Bunlar bi isaret mi?

kuehles blondes
Merhaba, bir bisiklet turuna cikmaya karar verdim ama aksiliklerin ardi kesilmiyor. Yarin basliyorum, bugune kadar olanlari sayiyim, siz de isaret mi degil mi onu soyleyin :(1. Ilk defa bir airbnb hostum cevap vermedi super host olmasina ragmen, bu aksam kaldigi yeri apar topar dun ayarlamak zorunda
Merhaba, bir bisiklet turuna cikmaya karar verdim ama aksiliklerin ardi kesilmiyor.
Yarin basliyorum, bugune kadar olanlari sayiyim, siz de isaret mi degil mi onu soyleyin :(

1. Ilk defa bir airbnb hostum cevap vermedi super host olmasina ragmen, bu aksam kaldigi yeri apar topar dun ayarlamak zorunda kaldim
2. Cumartesi gunu bacagimi kopek isirdi. Cok kalin pantolon giydigim icin disler tam gecmedi ama yara var, her gun pansuman yapip doktorun verdigi antibiyotigi aliyorum.
3. Trenime 40 dk kala evden ciktim, bi baktim sorunsuz lastik gitmis, icinde hicbir hava kalmamis bir lastik gelmis. 25 dk suruyor normalde istasyona. Lastigi yaptrdim trene de 2 dk kala yetistim. (Nasil yetistim hala bilmiyorum, mucize olmus olmali, tek olumlu kisim)
4. Trende farkettim ki “aa lastik patlamis, eyvah treni kaciricam!!” paniklemesi yaparken bisiklet kilidimi arka bahcede unutmusum. 40€ girdi bana durup dururken yeni kilit almak zorunda kaldigim icin.
5. Bogazim agrimaya basladi
6. Yolda giderken itfaiyenin kaza gecirmis bir aractan insanlari kurtarmasini gordum. Kapiyi kaynak gibi bir seyle kesip iceriden yarali ve baygin insanlari cikarmasi filan.

Yani icimden bir ses “kuehles zorlama iste” diyor, en cok da bogaz agrisi sebepli. (Aksamlari cok serindi ve ben hazirliksiz yakalanmistim) diger ses ise “kuehles bu turu ne zamandir yapmak istiyorsun, vazgecme!” diyor.

Siz ne diyorsunuz?
0
kuehles blondes
(15.06.22)
endişesiz ve moral açısından yenik olmanız oldukça doğal, ancak başınıza gelecekler neşeniz gayet yerindeyken olabilecek şeylerle aynı. hata yapacağınıza inanırsanız, inanınca yapacağınız her şey gibi, yaparsınız. temkinli olun, km hedefinizi düşürün mesela?
0
Etanglement
(15.06.22)
Bundan yeni bir Son Durak filmi çıkar. Daha ne olsun. Zorlama bence. Zaten bu şekilde zevk almazsın.
0
dissendium
(15.06.22)
devam et. cok da anlam yukleme.
0
helenart
(15.06.22)
belki de mesaj "weiter weiter ins verderben"dir, arkana bakma.
0
der meister
(15.06.22)
Senin canın gitmek istemiyor derdim bi arkadaşım anlatsaydı bunları. Git tabii ki ne mesajı. :)
0
naksidil
(15.06.22)
Evren yaşayacağın güzellikler öncesi gözünü korkutuyor.
Durma, devam.
0
neymis
(15.06.22)
Evet, yapmak istediğiniz şeyden vazgeçmemeniz için bir işret.

İnsanın hayatına öyle ya da böyle bir yön vermesi zor bir iş, illa bir şeyler çıkıyor. Bazen çok, bazen az.

Aklınıza koyduğunuz şeyi yapın, aksi halde hiçbir şey yapamıyor insan. Her türlü bir aksilik çıkıyor. Sonra bir bkıyorsunuz yıllar geçmiş bütün heveslerinizi ertelemişsiniz.
0
akhenaten
(15.06.22)
ohooo. gerçek bir tur mazoşisti olduğunda bunlar sadece tuzu biberi.

* ben motorla tura çıkmadan önceki gece çantaları sağlam bağladım mı diye görmek için küçük bi teste çıktığımda, dur bakalım şu viraja fazla yatayım çanta dengeyi bozacak mı dedim. bozdu, highside olup düşerek dirseğim çıktı. 6 hafta sonra daha yerine kaynamadan yine tura çıktım. dirsek ağrıdıkça sallayıp rahatlatıyodum. yolun ortasında arabalardan bakıyolar bu niye electro buggie yapıyo diye: youtu.be

* yine bi motor turunda bi yanık yağ kokusu geliyor, bi baktım yağ en az 1 litre eksilmiş. boxer'ın yağ yakma karakterini turda öğrendim. yağ ekledim bu sefer krank sensörü kaynaklı motor durunca stop etmeye başladı. gidip gelene kadar hiç durmamaya çalıştım. motor stop ederse bi daha çalışmayabilir diye. kamil koç otobüs şoförü gibi kırmızı yanınca 1 km kala yavaşlayıp yeşil yanınca durmadan devam ede ede gittim geldim.

* bi uzun yolda motorda pederi de götüreyim dedim. dönüşte arka çanta plakası kırıldı, çanta düştü düşecek, adamcağız 500 km eliyle arkadan çantayı tutarak geldi.

* Sonsuz Rota kanalını izliyorum bazen. yeni evli çift iran turuna çıktı. kız evlendikten sonra değişen soyadını ruhsata işletmemiş, motorun da muayenesi yapılmamış. bunu iran sınır kapısında öğreniyorlar. iran'a giriyorlar airbnbde kaldıkları evde pasaporta mühür vurdurmadıklarını farkediyorlar, kadın motosiklet sürücüsüne şeytan gözüyle bakılan bi ülkede kaçak olarak gözüktükleri için gece gece gümrüğe geri koşturuyorlar hehe. şu bölümde: youtu.be

* ride2world kanalı var. karda kışta Nordkapp yapıp döndüler. lastiğe takacaklaır vidalı çivileri yol üstünde uğrayacakları bir ülkeye kargoyla söylüyorlar, rahatlığa bak. buzda milyor kere düşmüşlerdir. en mutlu oldukları an düşmelerden birinde ön camın kırılması sonucu yapı marketten aldıkları temizlik kovasını kesip ön camın yerine bantla yapıştıracak olmaları.


oluyor yani bişeyler illa ki.
0
onemoremile
(15.06.22)
kötü şansları tükettim diye düşünürdüm.
edirne'ye gideceğim sabah yok yere ayak baş parmağımda ağrı oldu. o kadar hazırlanmışken vazgeçmek işime gelmedi. bisiklete binince ağrıyı falan unutmuştum. sonrasında da geçmişti.
0
lazpalle
(15.06.22)
işaret değil
0
ala09
(15.06.22)
İşaretlere inanmam ben ama bu kadar keyif kaçıran şey sonrasında kendimi şımartacak şeyler yapardım zahmet olacak şeyler değil.
0
jazzabel
(16.06.22)
Kisa bir guncelleme: cevaplar icin tesekkurler herkese.
Tura ciktim.
Tur sabahi antibiyotik yan etki yapti, o yuzden gec basladim. Aslinda son ana kadar vazgececek gibiydim ama trendeki konduktor o kadar iyiydi ki fikrimi o degistirdi gibi oldu.
Harika manzaralar esliginde super bir tur yaptim.

Bu sabah kalktigimda bir gozum sisik durumdaydi, hala da oyle. Sebebini bilmiyorum. Bu da bir sonraki isaret olsa gerek :///
0
🌸kuehles blondes
(16.06.22)
(8)

Hayattaki gayeniz nedir?

catgroove
Hayattaki en temel gayenizi belirleyebildiniz mi? Yani genel olarak hayattaki amaciniz, niyetiniz nedir? Onu birkac kelimeyle tanimlayabilir misiniz? Gayenize uygun olarak yasayabiliyor musunuz? Onu nasil belirlediniz?*Hayatin anlami ya da gayesini sormuyorum, sizin hayattaki misyonunuzu merak ediyo
Hayattaki en temel gayenizi belirleyebildiniz mi? Yani genel olarak hayattaki amaciniz, niyetiniz nedir? Onu birkac kelimeyle tanimlayabilir misiniz? Gayenize uygun olarak yasayabiliyor musunuz? Onu nasil belirlediniz?

*Hayatin anlami ya da gayesini sormuyorum, sizin hayattaki misyonunuzu merak ediyorum.
0
catgroove
(14.06.22)
Gaye demeyelim de, yaşlandığım zaman kendimi modern family tarzında bir ailenin ortasında görmek istiyorum.

Herhangi bir noktada tercih yapmam gerektiği yerde buna yönelik akıyor bütün işlerim. Olursa olur, olmazsa da kahrolmam. Zorla olacak bir şey değil neticede.
0
akhenaten
(14.06.22)
nasip olursa annecagizima yasliliginda biraz huzur ve imkan saglayabilmek istiyorum. hem eski esi olan rahmetli babamdan hem de evlatlarindan o kadar bir sey goremedi ki bana en buyuk hayalinin arabam oldugunda birlikte bir yerlere gitmemiz, gezmemiz oldugunu soyluyor. kadinin hayattan tek beklentisi sevdikleriyle sapanca'ya, herhangi bir sehre filan gidip birkac gun gecirebilmek. gercek anlamda biz yasayabilelim diye kendisi yasayamadi... bosna'ya goturmek istiyorum mesela onu, cok sevdi bu fikri. hem mutaassip birisi olarak yabancilik cekmeyecegi bir cografya hem de mostar'i kendisi de merak ediyor hep, onun acisindan ideal yurtdisi destinasyonu olur diye dusunuyorum. annem 50'sinden sonra huzur bulur, maddi ve manevi olarak rahatlar, beni iyi anarsa cok mutlu olurum. kendi adima pek beklentim yok, bu ulkede anlamli bir yasam surmeyi beklemiyorum acikcasi.

aslinda cok degisik hayalleri ve fikirleri olan, ufkunu genis tutmaya calisan biriydim ama yas ilerledikce hem tirt/siradan biri oldugumu fark ettim hem de ulke kosullari cok kotulesti. o yuzden aklima gelen en cilgin fikir araba sahibi olup annemle bir yerlere gitmek artik.

ha ideal bir durumda da pek hayalim veya hedefim yok acikcasi, onumu goremiyorum su an, 2-3 sene sonra belki bir seyler isterim. genel olarak son derece standart, "aman sagligim, isim gucum olsun, kimsenin eline kalmayayim" kafasindayim su an. cok klasik olacak ama hayat gercekten kisa ve bos, ben de kirmizi sortli'deki dayinin deyisiyle "o kadar macerali" biri degilim. sadece kafa rahatligi ve sevdigim, beni seven birkac insanla saglikli yasayabilmek istiyorum. hayat anlamli olmak zorunda degil.
0
der meister
(14.06.22)
aile. bir aile nasıl kurulmaz, nasıl çocuk yetiştirilmez çok iyi biliyorum. mutlu, güven dolu, huzurlu bir aile kurmak istiyorum. bunun için para lazım. parayla mutlu olunur demiyorum. parasız daha kolay mutsuz olunur. para konusunu hallettim. aile kurma aktiviteleri de yavaştan ilerliyor. her şey yerli yerine oturuyor son zamanlarda.
0
gabe h coud
(14.06.22)
ruhumu doyuran her sey icin gerekli cabayi gosteriyorsam amacima ulasmisimdir. kendimi kendime ikna etmem lazim konu ne olursa olsun
0
ala09
(14.06.22)
60 küsür yaşına kadar çalışmak zorunda kalmadan emekli olup kendime zaman ayırmak.
0
yürümeyin
(14.06.22)
hayatta kalmak icin calismak zorunda olma seviyesini terkedip, zevkine calisma mertebesine erismek.
0
cooperr
(14.06.22)
Mutlu olmak, sadece bu.
0
hayirsiz
(16.06.22)
bircok hobiyi ilgi alanini denemek, gezebildigim kadar gezmek, yeni yeni insanlar tanimak, kendimi ve sevdigim insanlari mutlu etmek,
0
baldur2
(17.06.22)
(5)

kocaeli gölcük'te hangi mahallede yaşanır, nerden ev tutmalıyım?

emnovitzki41
kocaeli gölcük'e eşimle beraber yeni atandık. eşim piyalepaşa mahallesinde çalışacak, ben yunus emre mahallesinde çalışacağım. hangi mahallede ev tutabiliriz? değirmendere tarafı için iyi deniyor fakat kiralar bir tık fazla ve biraz uzak kaçıyor her ikimize de. diğer mahalleler de muhit olarak değir
kocaeli gölcük'e eşimle beraber yeni atandık. eşim piyalepaşa mahallesinde çalışacak, ben yunus emre mahallesinde çalışacağım. hangi mahallede ev tutabiliriz? değirmendere tarafı için iyi deniyor fakat kiralar bir tık fazla ve biraz uzak kaçıyor her ikimize de. diğer mahalleler de muhit olarak değirmendere taraflarına göre biraz daha vasat kalıyor. sizce hangi mahallede ikamet etmeliyiz?
0
emnovitzki41
(12.06.22)
gölcük küçücük biryer değirmendere ve gölcük merkez arası 4-5 km nasıl uzak kalıyor anlam veremedim, araç varsa yeniköy ve yazlık ılıca tarafları güzeldir genel olarak, yüzbaşılar taraflarına da bakılabilir.
Merkeze yakın olsun derseniz topçular ve okul bölgesine bakabilirsiniz.
0
sealth
(12.06.22)
kira için bir şey diyemem, o ekonomik güce bağlı sonuçta ama uzak kaçmasına her türlü değer değirmendere. bundan emin olabilirsiniz :) gölcük bence türkiye'nin aynı zamanda hem en şirin ve sevimli ilçelerinden hem de en tırt gettolardan biri... değirmendere sadece gölcük standartlarında değil, ülke standartlarında bile ay gibi parlayan sempatik bir yer. konuya olgunluktan uzak, toy bir bakış açısı olacak belki ama şöyle söyleyeyim: gölcük'te akp'nin %55 küsür aldığı bir dönemde değirmendere'de gece 10-11 gibi tenis oynadığımı, etek giymiş kadınların o saatlerde rahat rahat gezebildiğini hatırlıyorum ki bizim sandıktan %60 cehape zihniyeti çıkmıştı mesela.

bazı açılardan gerçekten avrupa rahatlığında, çok huzurlu bir yer değirmendere. muhafazakar insanlar için de öyle. gölcük zaten çok büyük yer değil yani bir ucundan diğerine dolmuşla bile taş çatlasa bir saatte varılır sanırım.

velhasıl gölcük içinde kalacaksanız bence hiç mesafeyi düşünmeyin bile, her türlü değecektir.
0
der meister
(12.06.22)
ben yüzbaşıları seviyorum. pandemide gölcükte orada yaşadım. yüzbaşılar iyi idi. sakin aklıbaşında insanlar istiyorsanız tüvtürkün arkasındaki sitelere bakın.
bu arada kesinlikle yolun deniz tarafındaki yakadan bir daire kiralamayın. gölcükte 2020'de hastane yaptım zeminini çok iyi biliyorum. anayoldan yukarıda olsun eviniz.
0
turbo sadık
(13.06.22)
deprem açısından mı diyorsunuz?
0
🌸emnovitzki41
(13.06.22)
@emno evet
0
turbo sadık
(14.06.22)
(12)

var mı aşamadığınız bir pişmanlığınız?

bir fincan kahve ile film izlemek
sizi son aylarda veya yıllarda çok mutsuz eden, aşamadığınız, her gün geçmişe dönmek istemenize neden olan bir pişmanlık? Basit veya büyük hiç fark etmez. Ve en önemlisi nasıl başa çıkıyorsunuz/veya çıkabiliyor musunuz?Ben bu geçmiş mevzusuna hep çok takıldım mesela, irili ufaklı çok pişmanlığım old
sizi son aylarda veya yıllarda çok mutsuz eden, aşamadığınız, her gün geçmişe dönmek istemenize neden olan bir pişmanlık? Basit veya büyük hiç fark etmez. Ve en önemlisi nasıl başa çıkıyorsunuz/veya çıkabiliyor musunuz?

Ben bu geçmiş mevzusuna hep çok takıldım mesela, irili ufaklı çok pişmanlığım oldu ve hep anı, bugünü yaşayamama sebep oldu bu durum.

30'uma ramak kaldı, aşabilmiş ve değişebilmiş değilim. Terapiye başladım en sonunda baş edemeyince.

Şu sıralar en büyük pişmanlığımdan bahsedeyim kısaca:
Geçen yıldan umudum vardı mesela, yeni bir şehir, yeni bir hayat, yeni bir iş ortamı beni iyi edecek diyordum. Çok umut bağlamışım ki duvara tosladım.

İstanbul'a atanarak orada yaşayabilme ihtimalim vardı. Galiba pek sağlıklı düşünenedim ve tercihlerde İstanbul'dan çok seçenek varken hayat pahalılığından çekinip üst sıralara yazmadım. Sıcak iklimde asla yaşayamam derken kendimi sıcak bir şehirde yaşarken buldum, iş ortamım sevimsiz ve stresli çıktı. Bu da pişmanlığımı artırdı. İyice yalnızlaştım. Sabahları hep sıkıntıyla uyanır oldum.

Şimdi son 9 aydır düşünüyorum mesela, iç sesim şöyle hep:
İstanbul'da olsam festival festival gezerdim belki, bunaldığımda sahile iner bir kahve içer, yürüyüş yapardım, iyi gelirdi. Kültürel aktivitelere doyardım. Evet kiralar yüksek ama şu an Türkiye'de ucuz şehir mi kaldı zaten? Belki iyice araştırsaydım illaki kiraların da uygun olduğu bir semt/ilçe bulurdum İstanbul'da. Bir fırsatı tepmiş oldum, daha mutlu bir ihtimal olabilirdi ve ben kaçırdım
falan filan bu şekilde işte. Evet saçma belki ama insan yenemiyor işte o pişmanlık duygusunu. Garip. Ve en kötüsü, kafada büyüdükçe bu pişmanlık daha çok anlam yüklüyor insan. Her şeyi o pişmanlığa, o hatalı karara bağlıyor.

Son olarak hep aklıma düşen şu kitap önerisini not düşeyim: Adam Philips- Kaçırdıklarımız: Yaşanmamış hayata övgü.
0
bir fincan kahve ile film izlemek
(10.06.22)
Aşamadığım çok pişmanlığım var. Zamanında terapi de aldım ama değişen bir şey yok. Bence yalnızlıktan oluyor. İnsan yalnız olmamalı. Kafası sürekli meşgul olmalı. En azından iki tane çok yakın arkadaşı olmalı. Uğraştığı bir hobisi olmalı. Bunlar olunca eskiyi düşünmek ortadan kalkar sanırım.
0
bayc
(10.06.22)
Valla ben hep rasyonel hareket etmeye çalışan biri olduğum için yok pek. Arada mf'ci olduğum için zamanında tm yerine mf'den tercih verseydim daha mı iyi olurdu diye yokluyor. Akabinde şu aklıma geliyor, başkalarının etkisinde kalmadan verdiğimiz kararlar genelde o koşullar içinde en mantıklı seçenek zaten.

Sırf teselli olsun diye yazmıyorum ama bence İstanbul'da olmayışınız cidden iyi. Kaldı ki bir şeyi komple kaçırmış olmadığınız gibi İstanbul'da mutlu olabileceğinizin de garantisi yok.
Yakın zamanda bir arkadaşım gelir uzman yardımcısı olarak İstanbul'u tercih edip atandı daha atanmadan pişman olmuştu bile. Şimdilerde kaçmak için planlar yapıyor.
0
Amaranta ursula
(10.06.22)
Emin ol İstanbul'da olsan yine bunları yapamayacaktın. Hangi memurluk kadrosundasın bilmiyorum ama İstanbul'da en önemli şey para.

Diğer bir önemli şey de istanbul'un neresinde olacağın. Hiç istanbul'da yaşamamış kişiler istanbul'u boğaz yakını semtlerden ibaret sanıyor. Bu bölgelere yakın bir yere atansan başını sokacak ev bulamazdın.

Diğer şehirlerden farklı olarak istanbul'da paranla bile istediğin gibi ev bulman zor. Ev ve iş arası uzaksa yaşam gerçekten çok zor oluyor.

Sabah erken saatlerde toplu taşıma çok kalabalık. Metro-otobüs-metrobüs tıklım tıklım oluyor. İlk başlarda bu keşmekeş güzel olsa da sonraları isyan ediyorsun.

Bunlara ek olarak insan ilişkileri de sahte. Kim kimden ne koparabilirim buna bakıyor. Kısacası istanbul yine yanlış bir seçim olacaktı. Şu an neredesin bilmiyorum ama gerçekten huzurla yaşanabilir birçok yer var
0
nvidia
(11.06.22)
Pişmanlıklar elbet var. Ama balık hafızalı olmam bunların üzerine eğilemememe (ne biçim oldu bu kelime) sebep oluyor. Ya da psikolojik bir şey bu, beyin kendini korumak icin sünger çekiyor üstlerine, adını ben koyamıyorum artık. İstanbul'a gelince, sözümona ucuz kira diyebileceğim bir yerdey(d)im -burası da ucuz değil artık evden çıktığım an s*ctım-, her yere uzağım. Araç evet var altımda, benzin pahalı, trafik sürekli var, park yeri sıkıntısı ile mi uğraşayım derken, doğru düzgün çıkmıyorum bile artık. Maaş 10k, tüm ödemeleri yapınca(kira, faturalar,kyk, kredi kartı, kredi) ve kenara da 2k koyunca hesabımda bu ay 2k kaldı. Bununla gezeyim mi, benzin mi alayım, market mi yapayım, kıyafet mi alayım derken evden çıkmamak daha cazip geliyor işte. Kenara koymayıp harcasak güvenecek hiçbir şeyim yok. Yarın ne olacak meçhul. Öyle işte. Memur maaşı ile kira ödeyecek biri için çok farklı olmazdı sanki senaryo.
0
huzurlarinizda huzursuzluk
(11.06.22)
istanbul çok yorucu, pahalı ve her yerden insan akınına uğramış bir şehir. eskiden turistik gittiğimde mutlu olurdum, artık o bile içimden gelmiyor.
biraz elde etmediğinize karşı tutkunuz var gibi. iş ortamı her yerde sevimsiz. bulunduğunuz yerde de festivaller, konserler, tiyatro etkinlikleri illaki vardır. adapte olun, anın, yaşadığınız yerin keyfine varın. diğer türlüsü kendinizi üzmekten, yaşlandırmaktan başla işr yaramaz.
0
adivar
(11.06.22)
@adivar; evet sanki öyle denebilir. her seçim durumunda aklım hep seçmediğimde, diğer ihtimalde kalıyor. bunu aşmak için konuyla ilgili kitaplar da okudum, kendimi aydınlatmaya da çalıştım, olmayınca olmuyor maalesef. ve dedğiniz doğru maalesef, hayat zaten kısa bir de böyle zehir edince yaşayamadan geçip gidiyor günler

@nvidia; evet işin komiği, bunu tercih yaparken de düşünmüş olmam. insanın aklına sonradan ''acaba nasıl olurdu, acaba denese miydim?'' gibi düşünceler giriyor
0
🌸bir fincan kahve ile film izlemek
(11.06.22)
Çok var ama çaresi yok.
0
geçerkenugradım
(11.06.22)
eski ilişkilerimle ilgili bazı pişmanlıklarım var arada aklıma geliyor.
maddi ve kariyer olarak hiç bir pişmanlık yok.
0
roket adam
(11.06.22)
Hayatım pişmanlıklarla dolu olmakla birlikte en sonuncusunu yazayım. İstanbul'dayim bu arada ben de. Imkanım vardi gezmeye tozmaya ama parayı kriptoda kaybettim şimdi zorunlu olarak evde takılıyorum.
0
sanguine
(11.06.22)
2018 rusya dünya kupası'na gönüllülük için başvurmuş ve kabul edilmiştim. nijni novgorod'da medya takımına seçmişlerdi beni. iş nasıl olurdu bilemiyorum ama gönderdikleri kağıtlarda hep "çok ünlü göreceksiniz, orada görevli olduğunuzu unutmayın, iş sırasında fotoğraf sorma ya da heyecanlanma gibi tuhaf tuhaf hareketler yapmayın" gibisinden şeyler yazıyordu. arjantin grup maçlarının bir kısmını orada oynayacaktı, yani kısacası hem yazı rusya'da geçirme hem de messi'ye "lionel abi hadi allahını seversen sen şu sağ tarafa geç ya kaç kere dedim ortaya teknik direktör oturacak diye" şeklinde posta koyma şansım vardı teoride dfjdfk.

dünya kupası bitirme sınavlarımla (hazırlık senesi, rusça) aynı zamana denk geliyordu... okula zaten 23-24 yaşında başladığım için korktum. sene kaybına tahammülüm yoktu ve hazırlıktaki bir hocamın beni hiç sevmediğini, dolayısıyla telafi sınavında beni geçirmeyeceğini düşünüyordum. o yüzden gitmedim rusya'ya, sınavlarımı verip sene kaybetmemeye öncelik verdim...

sonuç: takip eden yıllarda iki sene kaybettim okulda. "ya geçemezsem?" diye korktuğum, hazırlığı geçme sınavından 2-3 ay sonra düzenlenen sınav gayet kolay çıktı. kısacası gitmeme kararı almama neden olan her şey fazlasıyla başıma geldi... ben o deneyimi kaçırdığımla kalmış oldum. rus dili ve edebiyatı öğrencisi, yıllardır ucundan kıyısından medya sektöründe çalışmış birisi olarak KOSKOCA FIFA DÜNYA KUPASINDA, RUSYA'DA MEDYA TAKIMINDA YER ALACAKTIM VE BU ŞANSI TEPTİM.

yazarken bile ağlayasım geldi. ben öyle çok pişman olan birisi değilimdir, geçmişteki şeyler için "aman neyse ne" diyorum genelde veya zaten çoğunlukla istediğim şeyi yapabiliyorum ama bu öyle böyle yakmıyor canımı. gerçekten çok üzülüyorum bu aklıma geldikçe.
0
der meister
(11.06.22)
Der meister yazinca aklima geldi, turkiyede gerceklesen genclik olimpiyati gibi bir seye cagrilmistim. Para vermiyorlar diye gitmedim.

Erasmusa ustedigim kadar sinavsiz gitme hakkim vardi, okul uzar diye gitmedim.

Eski mudurumu dovmedigime cok pismanim, en fazla denetimli serbestlik alirdim. Kariyerim daha iyi giderdi.
0
divit
(11.06.22)
Tam olarak pişmanlık denemez ama benim de aklıma gelen birkaç şey var.

Lisede bilgisayar mühendisliği tercih etmeyi 5 saniye falan düşünmüşümdür. O seviyede bir seçenek değildi benim için. Sonra başka bir mühendislik okudum. Bilgisayar mühendisliğini hiç düşünmediğim için biraz pişmanım.

Sonra yine üniversitede uzun dönem staj yapabilirdim. Ama hiç haberim yoktu. Turist gibi gidip gelmişim okula.

Çalışmak istemediğim bir alanın derslerini seçmiştim son sınıfta. Bitirme çalışmam da yine çalışmak istemediğim bir konudaydı. He AA getirip ortalamamı yükselttim ama bugüne kadar hiçbir iş görüşmesinde ortalamamı sormadılar bile.

Keşke daha fazla çalışsaymışım diyorum. Bizim ülkede gençler hiç yönlendirilmiyor. Ne bileyim, iş nasıl aranır, yabancı dil nasıl öğrenilir gibi çok önemli şeylerden kimse bahsetmiyor.
0
dissendium
(11.06.22)
(9)

Ege Denizi'ndeki Adalar

Kaleci Saçlı Forvet
Bu adaların Türkiye'ye yakın olanların da Yunan'a ait olması çok üzücü değil mi, benim acayip zoruma gidiyor bu durum. Yani bakıyorsun Kuşadası'nın 10 km açıkta bi ada var ve bu Yunanistan'a ait, hangi kanun kural bunu meşru kılabiliyor anlamak mümkün değil bu haksızlık değil mi, sizin düşüncelerini
Bu adaların Türkiye'ye yakın olanların da Yunan'a ait olması çok üzücü değil mi, benim acayip zoruma gidiyor bu durum. Yani bakıyorsun Kuşadası'nın 10 km açıkta bi ada var ve bu Yunanistan'a ait, hangi kanun kural bunu meşru kılabiliyor anlamak mümkün değil bu haksızlık değil mi, sizin düşünceleriniz nedir? Teşekkür ederim.
0
Kaleci Saçlı Forvet
(10.06.22)
ya bi yerin kime ait olduğunu iki üç kişinin koyduğu kurallar değil tarihsel ve kültürel geçmiş belirler.

kanunların tarihsel ve kültürel geçmişten güçlü olması durumuna işgal deriz zaten.
0
patronaj1
(10.06.22)
hiç üzmüyor. yunanlar adalara bizden daha iyi bakıyor. alaçatı bu adaların çakması. adalar biz de olsaydı, her yer 5 yıldız otel ve ranta açık olacaktı. dünya için doğrusu yunanlılarda kalması.
yunanlıların ada kültürü bizden daha iyi her saat adalara feribot var oralarda gayet güzel yaşamlar var. biz de kalsa sadece zenginlerin gittiği pahalı mekanların olduğu yerler olurdu. bozcadaya gidip kazık yemek gibi. ama yunan adalarında bu kazıklama durumu yok.
0
mikahakkinen
(10.06.22)
Dünya savaşı sonrası "Almanya yenilince biz de yenilmiş sayıldık" ve bu adalar İtalyan yönetimine devredildi, sanırım Lozan anlaşması ile. 1945 gibi tarihlerde de Paris'te yeni bir anlaşma İtalya bu adaları Yunanistan'a devrediyor.

Şehir efsanesi mi bilmem ama güya, İtalya bu adaları bize vermek istiyor ama bizim bürokrasi gidip de uğraşmıyor ve Yunanistan'a devrediliyor.

Benim de çok zoruma gidiyor, taş atımı uzaklıktaki ada nasıl bize değil de Yunana ait olabilir ya hu?

Edit: Wiki'den;

1912 yılında imzalanan Uşi (Ouchy) Antlaşmasına göre İtalya On İki Ada'yı Osmanlı İmparatorluğu'na verecekti. Ancak adaların, Yunanlar tarafından işgal edilebileceği düşüncesiyle Balkan Savaşı'nın sonuna kadar İtalyanlarda kalmasına karar verildi. Ancak İtalya bu adaları Osmanlı İmparatorluğu'na vermekten vazgeçerek kendi topraklarına kattı. I. Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı'ya dayatılan Sevr Planı ile On İki Ada ve Meis'in İtalya'ya bırakılması amaçlanmıştı. Sevr Planı'nın hayata geçirilememesinin ardından Lozan Antlaşması'nda da On İki Ada'nın İtalyan yönetiminde kalması teklif edilmiş ve bu madde kabul edilmiştir. II. Dünya Savaşı'nda İtalya'nın 1943'te teslim olmasından sonra İngilizlerin adaları alma girişimleri başarısızlığa uğradı. Denetimi ele geçirmiş olan Alman birlikleri Mayıs 1945'te adalardan çıkarılabildi. Adaların yönetimi ise ancak 1947'de Paris Antlaşmasıyla resmen Yunanistan'a geçti.
0
John Bloor
(10.06.22)
mika +1.

benim zoruma gitmiyor valla zamanında imzayı atıp vermişiz, bu coğrafyada bizim kadar yunanlar da vardı, uzaydan gelmiş değiller.

zoruma giden tek şey yunanların denizden taş çıkarıp bunun etrafında hak iddia ederek ege denizi'ni tamamen kendilerine ait görmeleri. ülke olarak da sorunumuz bence bu olmalı - adaların kime ait olduğu değil.

"dibimizdeki adalar onların" demek saçma geliyor bana yani Meriç nehri'ne bakıp "tüh öte tarafı yunanlara ait" demek gibi. onlarınsa onların yani ne yapalım.
0
der meister
(10.06.22)
adaların türkiye'ye teklifi mevzusu şudur, adalar türkiye'ye 2. dünya savaşı sırasında öneriliyor almanya ve italya tarafından. niyetleri adaları türkiye'ye verip kendi yanlarında savaşa girmelerini sağlamak. iyi ki kabul edilmemiş yoksa almanyanın yanında savaşı kaybetseydik adalar geçtim neleri neleri kaybederdik.

bize ait olsunlar isterdim. bugünkü ege, akdeniz kıyılarının hali ortada. bir savaş fala çıkmadan almamız da imkansız
0
paintov
(10.06.22)
der meister aynen abi bak buna da katılıyorum; o zaman da aklıma şu geliyor "abi bu topraklar zaten Yunanındı o zaman İstanbul'a kadar adamlar hak iddia etse hakkıdır yani" diyorum. Şimdi bunu yasal bi platforma taşırsak bize derler ki yok abi burası sizin tamam abartmayın. E abartmayacaksan o zaman neden kıta sahanlığı var abi Sisam adası 2 km ötemizde, neden bizim değil? Tamam imza atıp vermişiz ama bu imzayı atan kişiyi 120 yaşında gözü görmez eli tutmaz bi adamı notere götürüp elindeki evi almak için vekalet imzalatmak gibi geliyor bana, Osmanlı o dönem aynı böyle bir adamdı, bu adaların elimizden çıkması bunun gibi bir şey, bu bana çok da meşru gelmiyor sadece.
0
🌸Kaleci Saçlı Forvet
(10.06.22)
Savaş sonrasında toprak paylaşım sorunları hep oluyor. II. Balkan Savaşı Bulgaristan fazla toprak aldığı için çıkmış. Bunu fırsat bilip geri aldığımız yerler var. Benzer şekilde Romanya'nın yüz ölçümü Bulgaristan'ın iki katından fazla. Bizim sorunumuz da bu. Bence ülke için bir kayıp ama savaş çıkartacak kadar değil.
0
dissendium
(10.06.22)
dissendium Yok abi zaten savaşalım alalım demiyorum bu saatten sonra kimse kimseye bir karış toprak vermez bunun için savaş çıkarmak da zaten "ayranı yok içmeye" gibi bir şey olur da insan üzülüyor işte.
0
🌸Kaleci Saçlı Forvet
(10.06.22)
der meister +1

yapilmasi gereken yunanistan'i ege denizi'nde hakkaniyete dayali bir sinir cizmeye ikna etmek.
0
arkadakiadam
(10.06.22)
(1)

ülkelere göre benzin/doğalgaz vb fiyat artışları

denizzz
türkiye'yi karşılaştırmak için örneğin son 1 yılda benzinde hangi ülkede ne kadar artış olmuş araştırıyorum ama bulduğum sonuçlar hep farklı farklı. ingilizce kaynakları kullanabilsem belki daha iyi sonuca ulaşabilirdim. var mı bu konuda net bir bilgisi olan ya da araştırma sonucu paylaşabilecek bir
türkiye'yi karşılaştırmak için örneğin son 1 yılda benzinde hangi ülkede ne kadar artış olmuş araştırıyorum ama bulduğum sonuçlar hep farklı farklı. ingilizce kaynakları kullanabilsem belki daha iyi sonuca ulaşabilirdim. var mı bu konuda net bir bilgisi olan ya da araştırma sonucu paylaşabilecek birileri?
0
denizzz
(06.06.22)
arastirma yok ama daha gecen gun letonyali arkadasimla konustugum icin aklimda: ilk kez araba aldiginda 2022'de benzin 70 sentmis, su an 1.98 oldugunu soyluyor. 2-3 gun once konusmustuk bunu. referans olmasi acisindan 91'e kadar sovyetler birligi'nin parcasi olmus, Avrupa birligi'nde gelir duzeyi en dusuk 3-5 ulkeden birinde durum bu kisisel bilgi olarak.

bizde yilbasinda 12'ydi simdi 26-27 filan. yine masadayiz.
0
der meister
(06.06.22)
(8)

otomobil fiyatları

Pertev nail
piyasada sıfır araç yok, olsa bile fiyatlar uçuk olduğu için erişmek kolay olmuyor. ayağımızı yerden kessin yeter diyerek 2008-2009 model otomatik araç bakıyoruz ancak fiyatları görünce çıldırmamak elde değil. insanlar ağır hasar kayıtlı 15 yaşındaki araçları 200 bin tl'ye ilana koyuyorlar. bu paray
piyasada sıfır araç yok, olsa bile fiyatlar uçuk olduğu için erişmek kolay olmuyor. ayağımızı yerden kessin yeter diyerek 2008-2009 model otomatik araç bakıyoruz ancak fiyatları görünce çıldırmamak elde değil. insanlar ağır hasar kayıtlı 15 yaşındaki araçları 200 bin tl'ye ilana koyuyorlar. bu parayla geçen sene sıfır egea alınıyordu. tamam enflasyon ve kur korkunç şekilde arttı ama bu kadar olmamalı bence. ne düşünüyorsunuz? araç almak için çip krizinin sona ermesi ve ülkedeki şartların olgunlaşmasını beklemek daha mı mantıklı?

teşekkürler
0
Pertev nail
(06.06.22)
çip krizinin sona ermesini ve ülke şartlarının olgunlaşmasını beklerseniz en az 2-3 yıl beklemeniz gerekir. bu süre sonunda beklentilerinizin karşılanacağının da garantisi yok bu arada çünkü olaysız bir şekilde seçimlerin yapılıp hükümetin değiştiğini varsaysak bile ülkeye verilen ekonomik zarar o kadar büyük ki gerçek manada bir rahatlama beklemek bence en az 5-6 sene için pek gerçekçi değil. ha çok istenirse yapılır belki ama 3-5 yıllık yalancı bahardan sonra öyle bir bataklığa saplanırız ki bugünü mumla arayacak hale geliriz.

kısacası mevcut ekonomide bence almak istiyorsanız üçe beşe bakmadan alın. durum ne yazık ki ortada. 6-7 sene üzülmeden kullanabileceğiniz bir araç alabiliyorsanız bence almalısınız, en azından o açıdan kafanız rahat olur. yoksa dediğim gibi 2-3 sene boyunca beklemek gerekebilir; bu süre dolduktan sonra da öyle ha diye alamayabilirsiniz daha iyiye gideceğinin garantisi yok çünkü. bugün 300 çok geliyor (ki anlıyorum) ama yarın aynı araç 400 olacak maalesef.
0
der meister
(06.06.22)
araç almak için bence hiç beklemeye gerek yok. (git: 1521431) 40 gün önce de aynı soruyu ben sormuştum. ekimde 450k ya sıfırını almadığım araç için tüm cesaretimi topladım ve
760k gittim aldım. 100k faiz ödeyeceğim 3 yılda. şu an sarı sitede en düşük ilan 950k oldu bile!

resmen çıldırmamak elde değil, çip krizi düzelse bile ekonomik kriz için en kötü 1 yıl var. Seçimlere kadar bu iş böyle gidecek ve fiyatlar maalesef hergün biraz daha tırmanacak.
0
al basmadan donu var
(06.06.22)
martta stok olarak 335bine clio aldım. şu an 435bin tl. orta paket bir çok özelliği yok. çip krizi artı türkiye piyasası sebebiyle fiyatlar bu durumda. çip krizi biterse rahatlama olur ancak araç fiyatlarının inmesi için ekonomik krizin sona ermesi lazım.
bunun bir cevabı yok almak en mantıklısı bence.
0
mikahakkinen
(06.06.22)
Ekşide başlık vardı, çoğunu okudum. Almayıp bekle diyen de var, bugün almazsan yarın daha da pahalı olacak diyen de var. Ben ikinci taraftayım. Bugün için pahalı dediğimiz rakama ne yazık ki önümüzdeki günlerde "çok iyi fiyatmış" diyeceğiz. Ben dedim. 274.000 TL'ye Polo kaçırdım. 1-1,5 ay falan oluyor. Şimdi aynı pololar 350.000 TL.
0
birşeylersoracağım
(06.06.22)
Çip krizi yakında biter ya da demand/supply noktasını olur. Genel olarak enflasyon ortamında çoğu şeyin satışı düşecek, arabalarda vs de öyle. Haliyle talep de azalacak. Biz mesela bayadir çip krizi yasamiyoruz.

Bu noktada beklentiniz cip krizi sonrası fiyatlar düşecekse bence hayal olur. Fiyat düşmez, kampanya vs belki ama yükselen fiyat düşmez. Ama o noktaya geldiğinizde de fiyatlar liraya göre artmış olacak çünkü Türkiye.

Ha yok ben 5-6 sene araç almadan beklerim, Türkiye'nin geleceğine güvenim var derseniz ok ama 2-3 senede çözülüp rahatlayacak bir ortam yok.
0
logisticsmanager
(06.06.22)
Araç lojistiği (gemi) sektöründe birisi olarak şunu söyleyebilirim, covid sonrası inanılmaz bir geri toparlanma var. Gemiler full hatta eskiden sadece tahliye yaptığımız limanlardan yükleme bile yapmaya başladık. Gemi kiraları günlük 8k Usd’den 32k Usd’ye kadar çıktı. Bu nedenle taşıma maliyetleri çok arttı.

Ülkeye sürekli araç girişi oluyor ancak birçok firma döviz kaynaklı artışı öngöremediğinden kendi sahalarında stok tutmayı tercih ediyor. Bayilerin listesine düşen araçlar aslında aylar önce gelmiş araçlar. Bunları da zaten hemen ya galeriler yada listeye düşmeden filo firmaları kapatıyor. İşin diğer yönünde ise bu yoğun talebe karşı çip krizi nedeniyle çoğu fabrika üretimi arttırarak cevap veremiyor.
0
Northern Mariner
(06.06.22)
merhaba ,

bence bu olay fazla abartılıyor. tamam 2022 yılında araç lüks değil ihtiyaç ama ben bu arabalara 200k tl versem kafayı yerim hakkı değil çünkü. aynı şekilde diğer alışverişlerimden de kıstım. şehir içi ulaşım için küçük bir motor aldım. eğer 200k para verip bu dandik arabalayı alırsam bu zulmu desteklemiş olacakmış gibi hissediyorum. şu an yaşanan şey zulumden başka birşey değil çünkü. ben olsaydım (iş hariç) kişisel kullanım içinse eğer farklı alternatiflere yönelirdim. gerçi herkes benim gibi düşünse fiyatlar bu kadar yüksek olmazdı. yukardaki hesaplar 'yarın daha pahalı olacak alıyım en iyisi' dediği için satan adamda 200kya satıcak cesareti kendinde bulabiliyor.
0
ishak77
(06.06.22)
Bugün VAG grubunda satış temsilcisi olan tanıdıkla bunu konuştuk. 2025'e kadar otomobil piyasası düzelmez dedi.
0
lancelot du lac
(06.06.22)
(4)

havale/eft yaparken yaşanan inanılmaz saçmalık - FAST olayı

kibritsuyu
farklı bankalarda başıma geldi. ben mi bir şeyi yanlış yapıyorum bilmiyorum.bu FAST denen 7/24 para göndermeyi kullanmama şansımız var mı hocam? yahu FAST ile yollamasın, normal havale/eft olarak yollasın, olmuyor mu öyle?sabahın köründe para göndereceğim. bugün pazartesi, iş günü. normalde bankam b
farklı bankalarda başıma geldi. ben mi bir şeyi yanlış yapıyorum bilmiyorum.

bu FAST denen 7/24 para göndermeyi kullanmama şansımız var mı hocam? yahu FAST ile yollamasın, normal havale/eft olarak yollasın, olmuyor mu öyle?

sabahın köründe para göndereceğim. bugün pazartesi, iş günü. normalde bankam benden havale/eft işleminden ücret ALMIYOR. ama sabah 7'de kirayı göndermeye çalışıyorum, FAST ile yollayacam 5 lira ücreti var diyor. la gardaşım FAST ile yollama. normal yolla, saat 9'da mı ne zıkkımsa mesai başlayınca normal ücretsiz gönderirsin. kimse sana hemen yolla, sabahın köründe hesaba geçsin demiyor ki.

ertesi güne talimat verince paşa paşa ertesi gün mesai saati başlayınca yolluyor, ücret de almıyor. aynı gün olunca talimat da veremiyorsun, mesai başlayınca yolla da diyemiyorsun, illa sabahın köründe hesaba geçecem, senden de masraf kesecem diyor. dün gece 12'den önce ertesi gün diye talimat verince oluyor, saat 9'da ücretsiz yolluyor. saat 12'yi geçip gün döndü mü yok aynı anda yollarım masraf alırım. lan 9'da yolla, onu da 9'da geçir hesaba.

bunun tek yolu ya ertesi gün talimat verip ödemeyi bir gün geciktirmek, ya da parayı mesai başladıktan sonra göndermek (ki buna imkanım olmayacağını, sabah yapamazsam bir daha yapamayacağımı söyleme gereği duymuyorum, belli ki gönderme imkanım olmayacak, o yüzden sabahın köründe yapıyorum).

nerede yanlış yapıyorum ben? bu böyle olmamalı. bir yerde "FAST kullanıp hemen hesaba geçirme, zamanı gelince hesaba geçirirsin" diyebilmem lazım.
0
kibritsuyu
(06.06.22)
İş bankası sanırım.

Ben de bulamadım çözümünü, FAST niye ücretli onu da anlamadım. Başka bankaları da kullanıyorum onlarda ücretsiz.

Yani ödemen bu kadar kritikse ver ücreti kurtul hocam ben hatırlatma kurup sabah hallederdim.
0
chicha_v2
(06.06.22)
daha dun annemin hesabini kullanarak para gonderdim ve orada havale/eft ile fast icin ayri secenek vardi... sasirdim cunku enpara'da yok. varsa da ben bulamadim. aynen senin dedigin gibi "fast'la saliyom gardasim" diyor sadece.
0
der meister
(06.06.22)
bu bankanızdan kaynaklı. uygulama veya web iyi yapılandırılmamış veya çakallık yapılmış. yani 5 tl tırtıklamaya çalışıyor olabilir.

ben yapıkredi ve cepteteb kullaniyorum. ikisinde de birinden diğerine geçiş mümkün.
0
helenart
(06.06.22)
Akbank ile aynı sorunu yaşıyorum. İşbankası kullanırken böyle değildi. Şikayet açtım, talep yaptım vs sallamadılar. Maalesef bankanın müşteri memnuniyeti politikası ile ilgili. Bunu bir gelir yöntemi olarak görüyorlar.
0
ayheytmayselfenvanttuday
(07.06.22)
(4)

yakın zamanda doları yükseltecek bir şey bekliyor musunuz?

floydian
şu konu olumsuz etkileyebilir kuru falan dediğiniz yaklaşan bir olay var mı?
şu konu olumsuz etkileyebilir kuru falan dediğiniz yaklaşan bir olay var mı?
0
floydian
(02.06.22)
bugun aciklanan dis ticaret rakamlari ve cari aciktaki hayvani fazlalik
0
bay b
(02.06.22)
valla düşmesi için hiç bir neden yok. Bu durumda her şekilde yükselmeye devam edecek. Zıplama olur mu, onu da göreceğiz.
0
yeninesiltupcu
(02.06.22)
şu anda durduğu yerde durması bile mucize bence.
0
co2s2
(02.06.22)
suriye'deki muhtemelen operasyon, isvec-finlandiya ile nato gerilimi, yunanistan'la adalar... bu ara reis bir seyler deniyor, bu konularda birilerinin sabrini zorlarsa biden amca ayar cekebilir bence.
0
der meister
(02.06.22)
(10)

Çivi çiviyi söküyor mu, yoksa daha beter mi hissettiriyor?

magni
Ayrıldığınız birine dair duygularınız tamamen yok olmamışken başka birileriyle tanışmak, flört etmek, yakınlaşıp beraber olmak size iyi geliyor mu? Bunları yaptıktan sonra saçma bir şekilde içinizdeki kalan duygulara ihanet etmişsiniz gibi bir şeyler hissettiğiniz oldu mu?Yoksa öncelikle içinizde o
Ayrıldığınız birine dair duygularınız tamamen yok olmamışken başka birileriyle tanışmak, flört etmek, yakınlaşıp beraber olmak size iyi geliyor mu? Bunları yaptıktan sonra saçma bir şekilde içinizdeki kalan duygulara ihanet etmişsiniz gibi bir şeyler hissettiğiniz oldu mu?

Yoksa öncelikle içinizde o kişiye duygu kırıntıları bile kalmayana dek beklemeyi, tam anlamıyla yenilenmeyi mi tercih ediyorsunuz?
0
magni
(02.06.22)
Bana iyi gelmiyor, zaten yeni biriyle flört etmeye zaman ayırmaya enerjim olmuyor yani ayrılığı atlatma süremi kısaltmıyor

Kişisine göre değişir belki başkaları da böyle enerji topluyor süreyi kısaltıyorlardır kişisel durumlar bunlar
0
freebird5406_2
(02.06.22)
İyi geliyor, ama zorla değil. İlk başta bir süre hiçbir şey içimden gelmiyor zaten, o süreyi kendi halimde geçiriyorum. Sonra sinirli bir dönem geliyor, o zaman gayet iyi geliyor ve atlatma sürecimi kesinlikle hızlandırıyor.
0
akhenaten
(02.06.22)
Ayrılıktan ayrılığa, kişiden kişiye değişir. Duygulara ihanet ettiğim gibi bir düşünceye hiç düşmedim ama çivi çiviyi söker yöntemi bende işe yaramamıştı.

Çünkü karşındakini bir insan bir flört gibi değil de, çivi olarak görüyorsun. Bunun da farkındasın. Karşındaki insan konuşuyor, sana bir şeyler anlatıyor. Hatta belki kendini beğendirmeye çalışıyor. Sen o anda eski sevgilini düşünüyorsun. Keşke şimdi karşımda konuşan o olsaydı diyorsun. Ben niye buradayım, şu birkaç saat bitse de ağlama nöbetlerime dönsem diyorsun.

O yüzden zamana bırakmak en güzeli. Karşına çıkan insanların zamanına da yazık etmemiş olursun.
0
chihirovekohaku
(02.06.22)
daha kötü olur mevzu çözülmediyse
eski sorunlar yeni kişiye yansıtılır
0
bir soru sorcam
(02.06.22)
Gelmez mi?

Tek sıkıntı kırıntılar. Onları aşmak kolay tabi karşınızdaki hassassa yıllar demek.
0
baldan kaymak
(03.06.22)
bence bu biraz mizaç ve karakter meselesi. karaktersizlik anlamında demiyorum. her insanın baş etme yöntemi farklı. ben mesela "çivi çiviyi söker" diye ayrılıktan bir ay sonra başkasıyla yakınlaşsam kendimi çok daha kötü ve aptal hissediyorum, biriyle yakınlaşmak eski sevgilimle flört dönemimi hatırlattığı için hem moralim bozuluyor hem de karşımdaki kişiye büyük saygısızlık yaptığımı düşünüyorum. hayatıma biri girmemişse ben üç sene sonra bile eski sevgilimi özlerim çünkü en son o vardı. acısı tabii ki azalıyor hatta tamamen geçiyor ama konu ilişki, sevmek, sevilmek vs. olunca en taze anılar canlanıyor doğal olarak.

ben severken dehlendiğim bir ilişki sonrasında genelde ilk bir sene kimseye dönüp bakmam bile. sağlıklı bir şey yaşama ihtimalim düşük çünkü, aklımda başkası var hala. sonrasında karşıma birisi çıkarsa neden olmasın?

kısacası benim için çivi çiviyi sökmüyor, daha fazla dert ve üzüntü yaratıyor. kendi adıma yıkıcı bir ayrılığı mental anlamda işlemeyi, acısını çekmeyi, bir süre yalnız kalmayı daha doğru ve verimli buluyorum. başka birisi için bu daha zararlı olabilir, ona bir şey diyemem ama ben biriyle ayrıldıktan üç ay sonra başkasına karşı bir şeyler hissetmişsem saçmaladığımı varsayarım.
0
der meister
(03.06.22)
İyi geliyor, yalnız kalmak kötü hissettiriyor.
0
jelly bear
(03.06.22)
Çivi çiviyi hemen sökmez. Eskisine olan duygularınız, ayrılma şekliniz vs.. bağlayıcıdır. Böyle bir durumda çivi çiviyi söker diye önünüze gelene atlarsanız sonuç daha beter olur. Ayrıca içinizdeki duygudan çok karşınızdaki kişiye ayıp edersiniz zira kimse kimsenin yara bandı değil
0
olimpia
(03.06.22)
Sana iyi geliyor. Ona şüphe yok gerçekten. Özellikle yaşadığın ilişki sayısı fazla değilse yeni birisi "ondaki bunda da varmış" dedirtebilir :) Ama başkasına olan hislerin tamamen gitmeden yeni biriyle birlikte olunca, o yeni kişiye âşık olamıyorsun. Sevemiyorsun. "Yara bandı" diye boşuna demiyorlar.

Yani sana iyi geliyor ama karşındaki kişiye iyi gelmeyebilir. Üzülebilir.
0
hitokiri kenshin
(04.06.22)
O kirintiyi check edecek enerjiyi baska kisilere vermek daha saglikli bence.

Bi' de öyle hastalikmis gibi bahsetmemek gerek iliskiden. Biriyle flört ediyorsanız zaten artik yeni biriyle sosyallesme ihtiyaci icerisindesiniz ve cift olmaktan cikmissiniz demek.
0
buf-e kür
(04.06.22)
(2)

diyet sorusu.

drako
birkaç gün önce diyete başladım. şuan iyi gidiyor ancak diyet öncesinde de 1-2 kupa filtre kahve içiyordum süt tozuyla ( gece ve öğlen).şuanda da kahve içmeye devam ediyorum ( akşam yemeğinden 1-2 saat sonra) ama içine süt tozu yerine süt koyup akşamüstü ara öğün yapıyorum. doğru mu yapıyorum yoksa
birkaç gün önce diyete başladım. şuan iyi gidiyor ancak diyet öncesinde de 1-2 kupa filtre kahve içiyordum süt tozuyla ( gece ve öğlen).

şuanda da kahve içmeye devam ediyorum ( akşam yemeğinden 1-2 saat sonra) ama içine süt tozu yerine süt koyup akşamüstü ara öğün yapıyorum. doğru mu yapıyorum yoksa filtre kahveyi de kesmek mi lazım?
0
drako
(01.06.22)
insülin direnci tedavisi görüyorum, endokrinci de obeziteci de günde 1 kupa filtre kahve ve yeşil çay tavsiye ediyorlar. Süt konusunu bilemiyorum ama yağsız sütle çözülür sanki
0
whoosie
(01.06.22)
kahvenin zararı olmaz da süt ve süt tozu yavaşlatabilir. vücuda kalori sokmuş oluyorsunuz çünkü, kan şekeri ve pankreas ek mesai yapmış oluyor. süt tozuyla kahve içiyorsunuz diye emeğiniz çöp olmaz elbette ama kilo verme hızı yavaşlayabilir ve normalden daha fazla acıkabilirsiniz.

kalorisi olmayan dümdüz kahve (sütsüz ve şekersiz) daha iyi olur bence içmek istiyorsanız. ya da öğlen içip gecekini bırakmayı düşünebilirsiniz.
0
der meister
(01.06.22)
(4)

sürücü kursu hakkında

aydonno
merhaba,çalışan insanlar sürücü kursuna nasıl gidiyor? ben hafta sonu olur sanıyordum hafta içiymiş dersler. direksiyon kursu günde 2 saat 8 gün toplam 16 saat olacakmış. diğer derslere gitmem herhalde çalışıp geçerim de direksiyona gitmem lazım hiç bilmiyorum çünkü. 1 hafta da her gün işten izin al
merhaba,

çalışan insanlar sürücü kursuna nasıl gidiyor? ben hafta sonu olur sanıyordum hafta içiymiş dersler. direksiyon kursu günde 2 saat 8 gün toplam 16 saat olacakmış. diğer derslere gitmem herhalde çalışıp geçerim de direksiyona gitmem lazım hiç bilmiyorum çünkü. 1 hafta da her gün işten izin alınmaz ki? nasıl olcak :( bi de toplam 8 günmüş yani bütün kurs çok kısa değil mi. fiyat olarak da sadece kurs ücreti 3000 tl, diğer şeylerle birlikte 4700 oluyor dedi bu fiyat nasıl bilen var mı, kesin pahalıdır burda her şey pahalı...

akşam dersi oluyor mudur acaba onu sormadım. olsa söylerdi herhalde çünkü çalışıyorum ben nasıl olacak falan dedim, çalışma saatlerimi söyledim 8-5, söylerdi olsa.
0
aydonno
(31.05.22)
başka kurslarla görüştün mü? belki bu kurs sadece mesai saatlerinde hizmet verebiliyordur kendi elemanlarından dolayı. bence çok saçmaymış bu, ben şu ana kadar hafta içi mesai saatinde kursa giden kimseyi görmedim sanırım, hep akşam veya hafta sonu.

direksiyon kursu normal, genelde 15-16 saat oluyor.
0
der meister
(31.05.22)
ben gittiğimde hafta sonuydu dersler. hiç sorun yaşamamıştım. öğrenciyken gitmiştim. hafta sonu ders veren vardır başka yerlere sor.
0
jelly bear
(31.05.22)
Başka kurs araştırın bence de. Ben de 1.5 sene önce aldım ehliyetimi. Teorik dersler hafta içi aksam 6 gibi başlıyordu. Direksiyon ise hem hafta sonu hem de hafta içi vardı. Hocanın calisma saatlerine göre değişiyordu.
0
stejerners
(31.05.22)
Arkadaşım ve onun başka bir arkadaşı direksiyon derslerini hafta sonu alıyor. İkisi de farklı kurslara gidiyor.
0
olutaklidi
(31.05.22)
(6)

Kilolu biri spor salonunda ne yapmalı?

furry burns
Merhaba arkadaşlar,Son 1.5 senede 22 kilo aldıktan sonra bıçak kemiğe dayanınca diyete girdim ve spor salonuna yazıldık bir arkadaşımla. Şimdi göbek ve göğüs çevrem aşırı büyüdü. Göbek çevremde 15-16 cm, göğüs çevremde de 10 cm civarı bir büyüme oldu bu aldığım kilolarla beraber. Şimdi ben spor salo
Merhaba arkadaşlar,

Son 1.5 senede 22 kilo aldıktan sonra bıçak kemiğe dayanınca diyete girdim ve spor salonuna yazıldık bir arkadaşımla. Şimdi göbek ve göğüs çevrem aşırı büyüdü. Göbek çevremde 15-16 cm, göğüs çevremde de 10 cm civarı bir büyüme oldu bu aldığım kilolarla beraber. Şimdi ben spor salonuna gittim pek ilgili değiller, ilk 3 gün işte koşu bandı, bisiklet, eliptik yazdılar sonrası için program gelecek dediler uygulama profilinize de. Baştan savma tüm hareketleri yazıp yollamışlar. Önceliği kilo vermek ve fazla yağlarından kurtulmak olan biri nasıl bir program yapmalı. Şu cardio 3'lüsünü 15er dakikadan 45 dakika yaptım 3 gün. Şimdiyse 10'ar dakikaya düşürüp hafiften ağırlıklara başlamayı düşünüyorum ama fazla kilodan dolayı düşürmemek mi gerekir acaba bisikleti-koşuyu. Düşürmezsem de ağır ve yorucu olacak, epey de uzun sürecek. İdeali nedir yani bu işin. Nasıl bir çerçevede ilerlemem gerekir.

Erkek, 27 yaş, 178 cm - 93 kg
0
furry burns
(30.05.22)
kardiyo kalp-damar sağlığı açısından güzeldir, hoştur ama 150 kilo değilseniz zayıflamaya etkisi ihmal edilebilir düzeyde. yani yemekte iki kaşık fazla pirinç yeseniz 20 dakikalık kardiyonun yaktığı kaloriyi geri almış oluyorsunuz zaten.

ağırlık çalışmak kilo vermenin en güzel yolu bence. kardiyo yapmayın demiyorum, kilo durumundan bağımsız olarak bence kardiyo herkese lazım zaten ama kilo için çoook temel ve etkisi kısıtlı bir egzersiz eğer HIIT yapmıyorsanız.
0
der meister
(30.05.22)
kilo vermenin tek yolu doğru diyet.

onun haricinde ben olsam özellikle spor geçmişin yoksa bir ay sadece yürüyüş ve 8-9 km/s hızda koşu falan yapardım. kürek de olabilir. öncelikle sana kan pompalayacak kalbi bir kendine getir.

ağırlık içinse düzgün form çok önemli. bu notu büyük puntolarla duvarına as. o derece mühim. 100 kiloyla squat yapıp yanlış formda yapmaktansa doğru formda 50 kiloyla yapmak yeğdir. senin sağlığın ve gelişmen için...
0
alperz
(30.05.22)
Yapılan meta-analizler diyetle birlikte ağırlık antrenmanı yapıp kasları uyardığında diyette yaşanan katabolik sürece kas kütlesinin çok fazla iştirak etmediğini gösteriyor, yani bu ne demek oluyor? Sen bugün diyete başladın 2 ay devam ettin, ağırlık çalışmazsan 8 kilo verirsin ama bunun en az 3-4 kilosu kastan gider, ben 2 aylık süreçte 3-4 kilo kas kaybetmektense şişman kalmayı tercih ederim genel sağlık kompozisyonumda ama bu süreçte ağırlık çalışıp kilo*1,5 gram protein alırsan kas kaybı neredeyse 1 kilo ve altında olur, bu da muazzam bir sonuç demek. Kilo vermek için kardiyo anlamsız. Diyette spor yaparken amaç yağlardan kurtulmak değil kas kütlesini korumak olmalı.
0
Kaleci Saçlı Forvet
(30.05.22)
@Kaleci Saçlı Forvet sağolun hocam bilgiler için yalnız kilo*1,5 fazla değil mi ya biraz. +140 gram protein alırsam 3000 kalorinin altına inmem imkansıza yakın.
0
🌸furry burns
(30.05.22)
Yok hocam ben sana minimumda söyledim aslında diyette 2-2,2 gram önerilir. Bak mesela kas inşa ederken kilo başına 1 gram protein bile yeterlidir ama diyete girip kaloriyi kesince ortaya çıkan enerji açığını ve katabolizmayı (yıkımı) tolere etmek için proteini en yüksek seviyede almak gerekir. İnsanlar genelde kas inşa ederken proteini yüksek alır ama kas kütlesinde kullanılan protein miktarı sınırlıdır, o nedenle bir anlamı yok ama diyette sistem tamamen katabolik duruma geçer yağ kaybı yaşarken kas kaybı da yaşanır, bunu engellemek için proteini yüksek almak gerekiyor ne yazık ki. E sen bir de spor yapacak vücudun ekstra enerji harcayacak, bunlar işte hep kaslar için tehlike yeterli protein gelmezse.
0
Kaleci Saçlı Forvet
(30.05.22)
36-48 saat açliklar tavsiye ederim haftada 1 gün. Yağ yaķımı beklenenden daha fazla oluyor.

Spor ile yağ kaybetme diye birsey yok yağ mutfakta kazanılır ve kaybedilir spor sadece motivasyon ve metabolizma için.

Beslenme işin % 70 lik kısmı.

Kemik yapını bilmiyorum ama aşırı kilolu degilsin

Spora 5 dk koşu 5 dakika eliptik + fullbody en son çikarken 20 dk interval kardiyo ile bitirirsen ciddi sonuç alırsi
0
Fritz-X
(30.05.22)
(5)

18-25 yaş nedir?

architects creed
"yaş aralığımız 18-25 yaş olarak belirlenmiştir." ne demek? 25.5 yaşında olmak geçerli mi yani. yoksa 25'ten hiç gün almamak mı gerek? 26'dan gün almamak mı demek?
"yaş aralığımız 18-25 yaş olarak belirlenmiştir." ne demek? 25.5 yaşında olmak geçerli mi yani. yoksa 25'ten hiç gün almamak mı gerek? 26'dan gün almamak mı demek?
0
architects creed
(28.05.22)
26yı bitirmemiş olmak denebilir.
0
jelly bear
(28.05.22)
25 dahil demek.
0
baldur2
(28.05.22)
25 dahil, 26'sından gün almamış.
0
die so slowly
(28.05.22)
türkiye'de ben bu konuda bir kafa karışıklığı olduğunu görüyorum zira bazı insanlar gün aldıkları yaşı söylüyor, bazıları doldurduklarını. ailemin tutumu dolayısıyla ben büyürken ilk kamptaydım mesela. 1 mayıs 1980 doğumluyum diyelim... 3 mayıs 1993'te TAM OLARAK "13 yıl 2 gün" yaşamış oluyorum; yaşım sayısal olarak 13.01 ama bizimkiler benim yaşımın 14 olduğunu söyler. 13 geride kaldı diye.

kısacası yaşın 26.00 değilse, 25.00 - 25.99 aralığındaysa sayısal olarak sen bu yaş aralığındasın. benim gibi matematikten hiç anlamayan ve yaşını bile hesaplayamayan biriysen wolframalpha kullanabilirsin. doğum tarihini ve hedef günü gün-ay-yıl formatıyla yazdığın zaman arada ne kadar gün, hafta, ay, yıl vs. geçmiş döküyor önüne.

ben mesela 27 yıl, 11 ay, 27 gündür hayattaymışım. tam olarak 27.99 yaşındayım jdfdjk. ben doldurduğum yaş olduğu için mesela soranlara bugün 27 yaşındayım diyorum. anneme sorarsan 28 yaşındayım.

dikkate alman gereken kısım doldurduğun yaş olmalı kısacası. çok karışık oldu ama umarım açıklayabilmişimdir.
0
der meister
(28.05.22)
25 yaşını bitirmemiş olmak gerekli mantıken, çünkü bir sonraki kademe 25-35 arası diyelim; 25,5 hangi kademeye girecek o zaman?

Aslında bu kampanyayı belirleyen kurumun tam açıklaması lazım, bunun bir kampanya olduğunu düşündüm direkt, bir internet ya da bankacılık kampanyası gibi.

Devletin belirlediği bir yasa olduğunda net gün vererek parantez içinde şu tarihten sonra doğanlar diye belirtilir mesela kafa karışıklığı olması diye.

Siz bugün itibari ile 25 yıl 6 aydır hayattaysanız, resmi olarak 25 yaşındasınız, ama halk arasında 25,5 diyebiliyoruz.

Bir kampanya ya da yasa 18-25 yaş arasını kapsıyorsa sanki 18 yaşına girilen ilk gün ile 25 yaşına girilen son gün arasındaki yararlanır gibi geliyor bana.

Diğer türlü olsa 25,9 yaşına kadar da kapsıyor olsa kişi neredeyse 26 yaşında oluyor.

Olabilir de olmayaiblir de aslında :) Kampanya ya da yasanın ayrıntılarına bakmak lazım.
0
John Bloor
(28.05.22)
(9)

sl finalinde reali mi liverpoolu mu tutuyorsunuz?

buenosdias
mumkunse neden onu soyleyin. cunku maci izlemek istiyorum. ama Hangisini neden tutacagima karar veremedim.
mumkunse neden onu soyleyin.

cunku maci izlemek istiyorum. ama Hangisini neden tutacagima karar veremedim.
0
buenosdias
(28.05.22)
Liverpool.
Çünkü Lig kupasını son maçta trajik bi şekilde kaybettiler
0
hakmut
(28.05.22)
Real çünkü winner.
0
shredd
(28.05.22)
Liverpool, klopp ve salah'a sempatim var. Real alirsa da uzulmem, guzel bur oykuyle geldiler.
0
pofudukayi
(28.05.22)
Liverpool'dan hazzetmiyorum pek, ama önceden severdim. Buna rağmen formalarını ve mücadelelerini seviyorum. Rm'yi desteklerim.
0
die so slowly
(28.05.22)
Ufak yaşlardan beri Real Madrid hayranıyım. İngiliz kulüpleri oldum olası itici gelmiştir bana sebep bu :)
0
bigcaptain
(28.05.22)
Barcelona taraftarı olarak RM'den oldum olası nefret ederim. Kralın takımı vs gibi nedenler nefretimi artırıyor.

Liverpool'u loserpool olduğu zamanlar severdim. Klopp'u da dortmund zamanında severdim. Ama İngiltere'de de city'yi tuttuğum için son dönemlerde Liverpool'a da uyuzum.

Yine de ikisi arasında lesser evil olarak Liverpool dicem sanırım
0
nundu
(28.05.22)
Bir Mancunian ve Real Madrid sempatizanı olarak Hala Madrid. Forması daha güzel Madrid'in kajshdasd.
0
heritage
(28.05.22)
Real Madrid severim küçüklüğümden beri.

Liverpool'a da sempatim var Salah ve Klopp'dan ötürü ama hala Madrid ^^
0
chicha_v2
(28.05.22)
liverpool'u çok severim ama finalde real madrid'i tutacağım çünkü ayda 20 lira verip premier lig izlediği için kendini futbol gurusu zanneden tayfadan bıktım. bu duyuruya cevap veren arkadaşlar alınmasın bu arada sözüm meclisten dışarı, yoksa ben de epl izliyorum zaten ama kimden bahsettiğimi anlıyorsunuzdur; ekşi'de üçüncü lig maçının başlığına bile dadanıp "bu futbol değil yeaa futbol premier lig abiii" diyen, lestır şampiyon olunca dededen lestırlı olan, city'yi anasından babasından çok savunan, epl izlediği için kendini diğer futbolseverlerden farklı yerde konumlandıran ve bunu prestij nişanesi belleyen tuhaf arkadaşlardan söz ediyorum.

o yüzden liverpool kazansa üzülmem, sonuna kadar hak ettiklerini ve güzel bir camia olduklarını düşünüyorum (ki ingiltere'nin zaten belki en az ingiliz takımıdır liverpool baktığımız zaman kültürel olarak, kimlik olarak vs) ama finalde tutacağım taraf real madrid olacak açıkçası.

önceden karar veremezsen belki maç içerisinde bir fikir oluşur kafanda çünkü bazen bir taraf o kadar güzel oynuyor ki ister istemez onlara meylediyorsun tarafsız izleyici olarak ya da ne bileyim bir taraf çok pislik yapıyor, serserilik yapıyor, diyorsun ki bunlar kazanamasın.
0
der meister
(28.05.22)
(9)

İran damgalı pasaport ABD vize başvurusundan red yer mi?

d max
Soru başlıkta. 2017'de bir sırtçantalı Asya gezisinde 1,5 ay kadar İran'da bulundum, giriş-çıkış damgaları da var. Bununla başvursak ABD'den red yer miyiz? Eski pasaportları da istediği için mevcuttakini değiştirsem de bu konuda işe yaramayacak.
Soru başlıkta. 2017'de bir sırtçantalı Asya gezisinde 1,5 ay kadar İran'da bulundum, giriş-çıkış damgaları da var. Bununla başvursak ABD'den red yer miyiz? Eski pasaportları da istediği için mevcuttakini değiştirsem de bu konuda işe yaramayacak.
0
d max
(18.05.22)
@iustitia omnibus: Ou ye, çalışmadığım yerden geldi, hiç tahmin etmemişim. Bu yöntemi genelde hem İsrail hem de Arap ülkeleriyle işleri olanlar kullanır, biliyorum bunu.
0
🌸d max
(18.05.22)
Direk yasak yok ama basvuru sirasinda kesin sorarlar/irdelerler + sansiniz dusebilir.
0
cleric
(18.05.22)
Arkadaşım İranlı, cevap evet.
0
janderzel zartanyan
(18.05.22)
ben suresi dolan pasaportumun nerede oldugunu bile bilmiyorum. mevcut pasaportumla vizesiz iki ulkeye giris yaptim ve letonya vizesi aldim.

suresi dolmus eski pasaportlari soruyorlar mi cidden?
0
der meister
(18.05.22)
eski pasaportum yok, ya imha ettirdim ya da kaybettim yenisini cikarttim de.
0
cooperr
(18.05.22)
@der meister: Amerika'nın sitesinde bunu istediği yazılı. Her ülke aynı değil. Kimi eski pasaportu da isteyebiliyor. Aynı gezide Ermenistan'da da bulunmuştum, bu yüzden Azerbaycan sallantıdaydı. Neyse ki kimlik kartına geçildi.

@cooperr: Yani makul bir bahane aslında :)
0
🌸d max
(19.05.22)
Bu arada 1,5 ay yanlış nereden aklıma geldiyse. 2 hafta kalmıştım İran'da, 1,5 ay olanı bir sonraki durağım Hindistan'dı.
0
🌸d max
(19.05.22)
kaybettim demeyin. gecerliligi olan pasaportlarin kaybedilmesi buyuk sikinti yaratabiliyor.
0
65 derece
(19.05.22)
ilk pasaportun geçerlilik süresi varsa ikinci pasaport alma hakkınız olması lazım
0
kveldulv
(16.04.24)
(4)

acaba şeker hastası mıyım?

hlot
geçen gün saat 11:30'da kan verdim, glukoz 85 çıktı. enabız'da şöyle yazıyor:74 - 109 Karar Sınırları: 8-10 saatlik açlık sonrası Yetişkinler: <70 mg/dL - Hipoglisemi 100-125 mg/dL - Bozulmuş açlık glukozu ben ise 12-13 saattir açtım. acaba glukoz testi geçersiz mi sayılır, yoksa bu kadar uzun sürel
geçen gün saat 11:30'da kan verdim, glukoz 85 çıktı.

enabız'da şöyle yazıyor:

74 - 109 Karar Sınırları: 8-10 saatlik açlık sonrası Yetişkinler:
<70 mg/dL - Hipoglisemi
100-125 mg/dL - Bozulmuş açlık glukozu

ben ise 12-13 saattir açtım. acaba glukoz testi geçersiz mi sayılır, yoksa bu kadar uzun süreli açlığa göre şekerim yüksek ve dolayısıyla şeker hastası olma ihtimalim de yüksek midir?
0
hlot
(13.05.22)
tertemiz sonuç.
0
baylarbayi
(13.05.22)
25 yıllık şeker hastasıyım, bu sonuçlara göre durum gayet normal.
0
esse classic
(14.05.22)
yok yahu. benimki 120 çıktığında bile doktor "dikkat et, yoksa şeker hastası olursun" demişti. 85 sapasağlam. dikkat edin ama yine de. günümüzde beslenme öyle bir hal aldı ki bir ayda dombiliye dönüp kan şekerini 120-130'a fırlatmak işten bile değil. dikkatli beslenin, bolca hareket edin, ambalajlı üründen uzak durun, şüşko olmayın.

ben hastaneye gidemediğim için ölçtüremiyorum değerlerimi ama muhtemelen şeker hastasıyım şu an. aptal gibi geziyorum bütün gün.
0
der meister
(14.05.22)
Normal kişilerde açlık uzadıkça kan şekeri sürekli düşmez. Vücut hipoglisemi engelleyecek mekanizmalarla şekeri normal düzeyde tutmaya çalışır.
Özetle, sonucunuz gayet normal.
0
pro9it9is9
(14.05.22)
(5)

Futbol/basketbol maç takip?

blackidom
Hiç bir zaman iyi bir futbol/basketbol izleyicisi olmadım. Ama denk gelince izlemeyi seviyorum. Yakınlarda bir iptv edindim, daha da gazım şu an.Ekşisözlük'e girince gündemde "ulan tüh bu maç varmış, yine kaçırmışım" demekten, veya instagrama girince arkadaşın anadolu efes basketbol maçına gittiğini
Hiç bir zaman iyi bir futbol/basketbol izleyicisi olmadım. Ama denk gelince izlemeyi seviyorum. Yakınlarda bir iptv edindim, daha da gazım şu an.

Ekşisözlük'e girince gündemde "ulan tüh bu maç varmış, yine kaçırmışım" demekten, veya instagrama girince arkadaşın anadolu efes basketbol maçına gittiğini ve benim kaçırdığımı görmekten bıktım.

Bu hafta hangi sahada, kanalda, hangi maçlar var, rahat bir şekilde takip edebileceğim bir websitesi var mıdır? Siz nasıl yapıyorsunuz bu işi?
0
blackidom
(12.05.22)
sporun en rekabetçi olduğu dönemler bunlar, o açıdan şanslısın. Ş.ligi finali, nba playoffları, euroleague final four, atıyorum c.tesi günü fa cup finali.

Böyle böyle ana başlıklardan bakınırsan, aa şunu izliyim dediklerine göre plan yaparsın. Haftalık spor ekranı gibi aramalardan da birsürü sonuç çıkar da onca şeyin arasında kaybolursun gibi belli şeyler belirleyip onlardan öne çıkanları izlemek daha keyifli sanki.
0
tsubasa
(13.05.22)
Maçkolik uygulamasından hallediyorum ben. Sabah açıp bakıyorum bugün hangi maçlar var diye.
Tabi sadece futbol ve basketbol için.
0
etna
(13.05.22)
mackolik +1
0
teritori
(13.05.22)
ben yıllardır bu siteden takip ederim. cuma akşama doğru siteye girip hafta sonu mümkünse buna göre plan yapmak adetimdir. alınan zevkin kalitesinden bahsedecek olursak + olarak tenis, wsbk, motogp, f1, voleybol organizasyonlarını da tavsiye ederim.

www.sporekrani.com
0
onemoremile
(13.05.22)
hocam yaklaşık 15 yıldır istisnalar dışında HER GÜN takip ettiği liglere ve maçlara hiç değilse skor/puan tablosu olarak bakan biriyim. kendi rutinimi paylaşayım.

1) flashscore.com benim baş tacım. sanırım türkçe versiyonu canliskor.com adresinde hizmet veriyor ama bazen yasaklandığı oluyor onun, o yüzden ben hep flashscore'dayım. şart değil ama hesap açıp favori lig/takımlarını seçersen onların maçlarını her zaman listenin en üstünde görürsün. maçları lig adına (alfabetik) veya başlama saatine göre sıralama opsiyonu da var.

2) ben her gün ilk iş flashscore'a girer, o gün takip ettiğim lig ve kupalardaki tüm maçları yukarıdan aşağıya tek tek seçip listeye atarım (komple lig seçme özelliği var, yani süper lig'deki tüm maçlardan haberim olsun dersen ligin yanındaki yıldıza basman yeterli, o zaman tüm maçları atar). basket, hokey, snooker vs. gezerim tek tek. kulağa çok iş gibi gelebilir ama bilgisayardan yapınca bir dakika bile sürmüyor bu iş.

3) türk kanallarından yayınlanacak maçlar için sporekrani.com iyidir, bazen sadece youtube kanalından yayınlanan antin kuntin ligleri bile paylaşıyorlar. iptv'de ise gözün s sport ve bein kanallarında olsun derim, türkiye'de yayınlanan maçların %90'ı onlarda olur.

4) bunun dışında satın aldığın iptv'de yüklüyse eğer kesinlikle arena sport ve sport klub kanallarını yakın takibe almanı öneririm. bunlar balkan kanalları ama şöyle bir durum var: adamların hem 9-10 kanalı var hem de sırbistan/hırvatistan versiyonları farklı şeyler yayınlayabiliyor... yani teorik olarak heriflerin aynı anda 20 maç yayınlama lüksü var ki ben sportklub'da izlanda ve estonya ligi maçları izledim. inanılmaz geniş bir yelpazeleri var. yayın akışlarına tvarenasport.com'dan veya "arena sport program hrvatska" yahut "arena sport program srbija" gibi google aramalarıyla ulaşabilirsin. büyük maçlar için zaten buna ihtiyaç olmaz muhtemelen, google'a maç ismi + tv yazdığında tüm dünyada hangi kanalların yayınlandığı yazar. hatta bu özellik kısmen flashscore'da da var, hepsini değil ama bazı kanalları yazıyor. iptv'den gidip o kanalı bulabilirsin.

benim bir yandan işim de olduğu için bu eylem günümün rutin bir parçası sayılır ama yine de kimse için vakit alacak, uğraştıracak bir şey değil. sabah "bugün ne varmış, nerede izlerim?" diye düşünüp gerekli bilgiyi çıkarman iki dakika ya sürer ya sürmez.

onun dışında rusya ikinci ligi mesela yandex üzerinden ücretsiz yayınlanır. rusya premier için youtube kanalında aylık 15 liraya üyelik mevcut. keza almanya üçüncü ligi maçlarını hem magenta hem de ligin youtube kanalı bazen ücretsiz verir haftada 1-2 maç olacak şekilde... merakın varsa bu tarz değişik ligler için de seçenekleri sporekrani ve iptv kanallarıyla görürsün zaten zamanla.
0
der meister
(13.05.22)
(3)

Kürek Cezası nedir

Kaleci Saçlı Forvet
Şu nedenle soruyorum okuduğum bazı eserlerde mahkumlara kazma kürekle sağı solu kazdırıp cezalandırıyorlar buna da kürek cezası diyorlar bazı eserlerde de gemilerde kürek çeken tayfalardan bahsediyorlar buna da kürek cezası diyorlar, bunun aslı nedir anlamadım yoksa ikisi de mi doğru? Teşekkür ederi
Şu nedenle soruyorum okuduğum bazı eserlerde mahkumlara kazma kürekle sağı solu kazdırıp cezalandırıyorlar buna da kürek cezası diyorlar bazı eserlerde de gemilerde kürek çeken tayfalardan bahsediyorlar buna da kürek cezası diyorlar, bunun aslı nedir anlamadım yoksa ikisi de mi doğru? Teşekkür ederim.
0
Kaleci Saçlı Forvet
(12.05.22)
türkçede kürek cezası olarak geçen şeyin BİLDİĞİM KADARIYLA ingilizcede aynı şekilde karşılığı yok. hard labour diye geçiyor, ağır iş yani. rusçada ise mesela dostoyevski'nin maruz kaldığı şey katorga olarak anılıyor, o da esasında yunancada kadırga anlamına gelen kelimeden türemiş ve dolayısıyla gemideki kürek çekme işiyle muhtemelen bağlantılı ama rusçaya (ve diğer dillere) girişi kürekle sınırlı değil. biz mahkum olarak yapılan ağır işlerin hepsine kürek cezası demişiz.

bu açıdan bağlama bağlı olarak ikisi de doğru diyebiliriz sanırım çünkü gemide kürek çeken köle de gerçekten kürek cezasına çarptırılmış oluyor, sibirya'ya sürülen suçlu da... biri gemide kürek çekiyor, diğeri kazma-kürekle tren yolunun inşaatında veya buna benzer diğer ağır işlerde çalışıyor. ortak noktaları ikisinin de rızaları dışında, insani olmayan koşullarda ağır iş yapmaya zorlanmış olmaları.

başka, daha net ayrımı varsa bilmiyorum, o açıdan kesin ifade kullanmak ya da yanlış yönlendirmek istemem. benimkisi sadece soru üzerine yaptığım birkaç dakikalık araştırmanın sonucu.
0
der meister
(12.05.22)
Bu mantıkla ikisi de doğru geliyor haklısın.
0
🌸Kaleci Saçlı Forvet
(12.05.22)
bizde denizde kurek cekene forsa deniyor. O da italyanca fransizca karisik bir kelime.

Barbaros hikayelerinde cok var, adami alip gemide calistirmak cok mantikli.

Eskiden yol vergisi varmis hem de o kadar eski olay degil, cumhuriyet sonrasi bile var.
Vergiyi vermezsen yolun insaatinda calismak zorundasin.
Ama bu tarz islere kurek mahkumu dendigini hic duymadim.
Askerdede vardi bu muhabbet, cezaevinde yatmak yerine insaatlara yardim ediyorlardi.
0
divit
(12.05.22)
(11)

Ertem Şener ve ömer üründül sorusu

birmilyonunvarmi
Ertem Şener ve Ömer Üründül'ün şampiyonlar ligi maçlarını anlatmasından ve yorumlamasından memnun musunuz? Şahsen ben ikisinden de memnunum. Premier lig veya süper lig falan anlatıyor olsalardı ikisini de istemezdim ama şampiyonlar ligine her ikisi de yakışıyor.
Ertem Şener ve Ömer Üründül'ün şampiyonlar ligi maçlarını anlatmasından ve yorumlamasından memnun musunuz?

Şahsen ben ikisinden de memnunum. Premier lig veya süper lig falan anlatıyor olsalardı ikisini de istemezdim ama şampiyonlar ligine her ikisi de yakışıyor.
0
birmilyonunvarmi
(05.05.22)
bence dönemlerini tamamladı ikisi. grup maçlarında olabilirler ama yarı final, final gibi maçlarda olmalarına gerek yok. dün geceki maç özelinde ömer abiye diyecek bir şeyim yok ama ertem abi çok gereksiz bilgiler veriyor.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(05.05.22)
Hayır o tarzı sevmiyorum abartılı buluyorum, alakasız bilgiler, yersiz ses yükseltmeler, vurgular

Bu tarza ercan taner'i de ekleyebilirim cayır cayır bağırması ve kelimeleri yanlış söyleye söyleye türkiyenin en iyi spikeri dendi

Dün akşamki real - city maçını sesi tamamen kapatıp izledim
0
freebird5406_2
(05.05.22)
Nostalji olması adına birkaç maç Ertem Şener iyiydi ama fazlası baymaya başladı. Gereksiz bilgiler onun tarzı, ona lafım yok ama saçmalıyor bazen. "Evrenin en iyi forveti", "Ancelotti'nin çocuk adamı", "Jr. demek çocuk demek" falan gibi onlarca saçmalığı var son maçlarda. Ömer Üründül zaten toplasan 15-20 cümle kuruyor. Onun varlığı olumsuz etkilemiyor beni. Hatta ben seviyorum.
0
himmet dayi
(05.05.22)
Ömer üründül-erman yaşar ikilisi bence en iyi çözüm. İşin klasik yorumculuk kısmı da oluyor, modern anlatımı da. Ertem Şener takla atmayı yeni öğrenen 5 yaşındaki velet gibi her fırsatta takla atmaya çalışıyor, bayıyor.
0
Bruce
(05.05.22)
Yok abi sevmiyorum, rahatsız ediyor beni.

Ssport'ta maç izliyorum oradaki sunucular da gayet heyecanlı anlatıyor ama rahatsız etmiyor. Çünkü aptal saptal benzetmeler, gereksiz yükselmeler, taraflardan birinin 20 yıllık taraftarı gibi anlatmıyorlar.

Dün bir ara hangi takım ne tarafta onu karıştırdı adam, üründül ise etkisiz eleman yıllardır. Bir analiz yok, seyircinin görmediği bilmediği bir yorum yok arada sunucu asist yapınca evet aynen diyor ve susuyor.

Açın büyük yabancı spor kanallarını bir iki maç izleyin görün nasıl anlatılıyor, nasıl yorumculuk yapılıyor. Şifresiz dahi olsa oralardan izliyorum artık şahsen.
0
chicha_v2
(05.05.22)
90 dakika boyunca saçmalıyorlar sadece.
0
bebekbebesi
(05.05.22)
ömer üründül ne kadar düz bir yorumcu olsa da kendisini severim. düz yorumlamak ve doğru yorumlamak da esasen bir meziyet. insanlar basite alsalar da olması gerektiği gibi yorumladığını düşünüyorum. severim kendisini. ertem şener ise müthiş bir sese, diksiyona ve heyecana sahip ama gereksiz bilgilerle çok kafa ütülüyor, çok abartıyor ve bazı kurum, kuruluşlara hatta bazı şahıslara çok fazla övgüler diziyor. "dünyanın en büyüğü mü bilmiyorum ama çok büyük çoookk." diyor benzema için. 10 dakika sonra "evrenin en büyük golcüsü" diyor. "benzema'nın yaptığı asisti sanırım bir tek ibrahimoviç yapabilir" diyor. yapabilecek yüzlerce forvet vardır. ne gerek var bu kadar abartıya, rahatsız ediyor.
0
burty
(05.05.22)
ertem şener sosyal medyada biraz ilgi ve sempati görünce (geri dönüşüyle ilgili) çok cıvıdı, çocuklaştı. bilinçli olarak maçın önüne geçmeye, konuşulmaya çalışıyor. fark ettiyseniz yayın sırasında sesi sürekli kısılıyor veya çatallaşıyor artık. bu adam bu işi bilmiyor değil. heyecanı çok iyi yansıttığı belki yüzlerce maç izledik ağzından. o zaman katlanabiliyordum ama şu an inanılmaz itici buluyorum. eskisi gibi arada saçmasapan bilgiler veren, maçın önüne geçmeden eğlence katan birisi olacaksa tamam ama böyle 7/24 bağırıp şov yapması iğrenç. böyle şeyler söyleyenlere hep abartmayın derdim de dün gerçekten sesi kısarak izledim maçı. asla susmuyor, bağırıp duruyor, aklına bi' şey geliyor mesela "kralın tacı" diye sürekli onu tekrarlamaya başlıyor vs...

ömer üründül dedeyi severim. spor yorumcusu için yeterli olduğunu düşünmüyorum, onun yerine s sport'un ya da eurosport'un filan canavar gibi genç çocuklarını tercih ederim açıkçası ama varlığından rahatsız değilim. dünkü yayında bence zaten onun varlığından rahatsız olmak mümkün dahi değildi çünkü ertem konuşturmadı adamı.
0
der meister
(05.05.22)
ikisini de itici buluyorum. Hele ertem i. Yok karısının bilmem nesi, ailesinin kaçıncı çocuğu. Bize ne bunlardan? Bilgi vermek istiyosa işte şu takımda şu kadar yıl, şu kadar td ile çalıştı falan gibi şeyler söylesin söylüyorsa da. Üründül ne zaman alınacak tv den?

Dünkü yayını sesi mute ederek izledik.
0
baldan kaymak
(05.05.22)
Ömer Üründül'e karşı bir antipatim yok ancak Ertem Şener'i mümkünse bir daha hiçbir maçta mikrofon başında görmek istemiyorum. Maçtan aldığım keyfi çok ciddi anlamda etkiliyor. Dün akşamki maçı izlerken aşırı öfkelendim. Gündem olma adına biraz da kasten yaptığını düşünüyorum.
0
ultranil07
(05.05.22)
köy kahvesi dayı muabbetiyle aynı muabbet. zaten acunda 1 maçı premier lig spikerlerine bir maçı da ertem şener ömer üründül gibi boş beleşlere anlattırıyor. ömer üründül m. city için geçen hafta bunlar deplasmanda kazanmıştı galiba diyor. olaya o kadar hakim. sesi kısıp izledim.
0
mikahakkinen
(05.05.22)
(11)

ağlamaktan helak eden filmler

black holes in the sky
tür fark etmez.
tür fark etmez.
0
black holes in the sky
(03.05.22)
beni kopekli filmler daha cok aglatmisti. mesela:
Hachi: A Dog's Tale
Marley & Me
Eight Below
A Dog's Purpose
0
ermanen
(03.05.22)
diger aglatabilecek filmler:
the green mile
mar adentro
my sister's keeper
manchester by the sea
dancer in the dark
big fish
about time
50/50
a monster calls
0
ermanen
(03.05.22)
"the mist", korku/gerilim filmi ve pek acikli bir film degil ama sonu adama koyabilir. en surpriz sonlu filmlerin basina da oynuyor. bonus olarak ekliyorum.
0
ermanen
(03.05.22)
acikli anime filmler:
a silent voice
grave of the fireflies
i want to eat your pancreas
5 centimetres per second
wolf children
your name
0
ermanen
(03.05.22)
mar adentro için +1 demeye geldim. özellikle sağlığını ve mobilitesini kaybetme konusunda ciddi anksiyete yaşayan, bu konuda bazı sağlık sorunları da olan birisi olarak izlediğim en ağır filmlerden biriydi. koskoca adamım, aynen söylediğiniz şekilde ağlamaktan helak olmuştum.

savaş filmlerine ilginiz varsa ikinci olarak idi i smotri'yi önerebilirim. bu da izlediğim en ağır, en gerçekçi, en vurucu savaş filmi olabilir. insanı kalbini ateşe atmışlar gibi yapıyor.

üçüncü olarak aslında tam helak olmalık değil ama klass geldi aklıma. estonya yapımı olan. esasında lise öğrencilerinin zorbalığı konulu bir film, ağlatır mı bilmiyorum ama o da çok rahatsız edici ve ağırdır, ben ma ei sure çalmaya başladığında ağlarsınız diye düşünüyorum.
0
der meister
(03.05.22)
aglatabilecek turk filmleri:
canim kardesim
incir receli
babam ve oglum
ucurtmayi vurmasinlar
7. koğuştaki mucize
beyaz melek
0
ermanen
(03.05.22)
grave of the fireflies +1
0
phoarbix
(03.05.22)
Dancer in the dark
0
old possum
(03.05.22)
7.koğuştaki mucize
0
karayel
(03.05.22)
Hatchi
Sophie's Choice
The Notebook
0
congratulationsyouwon
(04.05.22)
The Broken Circle Breakdown
Manchester by the sea
Grave of the fireflies
Lilya 4ever
Quo Vadis, Aida?
Turtles can fly
0
shakespearesmother
(04.05.22)
(15)

nemrut dagine giden var mi

aydonno
guneydogu turundayim turle geziyoruz. gece ucte nemrut dagina gidilcekmis, gunesin dogusu izlencekmis. gece kalkmaya useniyorim ertesi gun devam ediyor uykusuz kalicam bir, yurume yolu varmis epey yarim saat daga tirmancakmisiz baya. gitmemeyi dusunuyorum ama giden var mi deger mi sizce
guneydogu turundayim turle geziyoruz. gece ucte nemrut dagina gidilcekmis, gunesin dogusu izlencekmis. gece kalkmaya useniyorim ertesi gun devam ediyor uykusuz kalicam bir, yurume yolu varmis epey yarim saat daga tirmancakmisiz baya. gitmemeyi dusunuyorum ama giden var mi deger mi sizce
0
aydonno
(02.05.22)
Bir daha ne zaman böyle bir fırsatı yakalayacaksınız? Bence muhakkak gidin. Hep uyuyabilirsiniz ama hep böyle bir manzaraya şahit olmazsınız.
0
helena
(02.05.22)
oraya kadar gidip de nemruta çıkmayanı allah bildiği gibi yapsın. bir gün uykusuz kalıverin ne olacak yani, öyle bir deneyimi, ortamı bir daha ne zaman yaşayacaksınız.

4 kere çıktım, hatta bir tanesinde ayağım sakattı, bir tanesinde de bütün gün gezip gece hiç uyumadan çıkıp ertesi günü gene bütün gün gezmiştik. gene olsa gene çıkarım.

sıkı giyinin, çok soğuk oluyor. yanınıza enerji verecek atıştırmalık bir şeyler alın.

edit: şunu da eklemek lazım, orası da millet bahçesi yapılıp her yere beton dökülmeden görmek için son şansınız olabilir.
0
halanne
(02.05.22)
Gitmedim ama gidecegim gunu bekliyorum, oraya kadar gitmisken kacirmayin derim.
0
(02.05.22)
Böyle bir bağlamda gitmeme düşüncesi bile ürkütücü.
0
but that was just a dream
(02.05.22)
Tek bir şey soylicem; git
0
abuzer
(02.05.22)
kesinlikle git, oraya kadar gitmisken bunu yapmamak olmaz cidden. yorulursun, zor olur filan ama o aksam veya ertesi gun telafi edebilecegin bir sey. bu sansi ise belki bir daha hic bulamazsin.
0
der meister
(02.05.22)
Ben gittim. Gitmeden önce de merak ediyordum ama gerçekten çok yorucu. Meraklısı için muazzam bir yer mutlaka. Değmez demek doğru değil ancak akrabalar gezdirmek için hususi götürmeseler bu kadar yorucu olduğunu bile bile gideceğim bir yer değildi. Yörede, "oraya bir kere çıkan eşek, iki kere çıkan eşekoğlu eşek" diyorlar. Zevkinize kalmış.
0
nihayet
(02.05.22)
Bu arada heykellerin dibine kadar çıkan patika gibi asfaltsız bir yol da var. Bahsedilen yolu yürümenize gerek kalmıyor. Ama herkesin bildiği bir yol değil. Toros'uyla o yoldan çıkıp gelenler de vardı. Biz oradan gelmedik pek tabi. İndikten sonra tepeye epey yol yürümüştük.
0
nihayet
(02.05.22)
imgyukle.com

bu gün doğumu izlenir.
sıkı giyin.
mumkunse çanta yük alma, ufak termosun varsa çay, kahve doldur.
için ısınır
0
mr sua
(02.05.22)
git ama çok katlı giyin.

orada ley düğümü var ;) senin için bir anlamı varsa.

geç kalmadıysan umarım gitmişsindir.
0
janderzel zartanyan
(02.05.22)
Malatya 'dan mı gideceksiniz Adıyaman'dan mı?
Adıyaman tarafının yolları nispeten daha iyi. Ama Malatya tarafı taş çok, yol yok ve daha dik.
0
etna
(02.05.22)
güneydoğu turunda nemrut dağına çıkıp, ertesi gün örneğin diyarbakır şehir gezisine katılmayın, otelde uyuyun, daha mantıklı. hayatımda yaptığım en güzel şeylerden biriydi. yanımda engelli biri vardı, pıtır pıtır çıktı. güneydoğu gezisinin tek güzel yanı olabilir.

bir de, seneler sonra bile kime güneydoğu gezinizden bahsetseniz nemrut dağını soracak. "oraya gitmedim yaa"yı defalarca söylemek zorunda kalacaksınız. gideyim mi diye sorduğunuza göre yaşınız çok genç. yatırım tavsiyesidir, gidin. giderken de kalın giyinin. kalın giyindikten sonra ekstra kalın bir şeyler daha giyinin. sonra bir kalın şey daha alın yanınıza. fena soğuk olur.
0
lovemyself
(02.05.22)
tesekkurler cevaplar icin kismetse gidicem. eksiduyuru tek yurek oldu resmen nemrut icin :)
0
🌸aydonno
(02.05.22)
Nemrut'ta gun batimi:
imgur.com
0
ermanen
(02.05.22)
Kesinlikle git. Çok az yürüyecekseniz onun haricinde araba yolu güzel. Çok sağlam giyinin eğer güneşin doğuşu içinse.
0
piotr
(03.05.22)
(5)

Kutlama denince akla tatlı gelmesi

naksidil
Neden bir şeyler kutlanacağı zaman direkt akla tatlı yiyecekler ve içecekler geliyor? Ve ikramlar o yönde oluyor? Bol kalorili, yağlı, kızartılmış ve de tatlı şeyler. Genel olarak insanlar şişman, kolesterol veya şeker hastalıkları var ama bunlar hep önlerine çıkıyor. Kafa yapısının değişip kutlama,
Neden bir şeyler kutlanacağı zaman direkt akla tatlı yiyecekler ve içecekler geliyor? Ve ikramlar o yönde oluyor? Bol kalorili, yağlı, kızartılmış ve de tatlı şeyler. Genel olarak insanlar şişman, kolesterol veya şeker hastalıkları var ama bunlar hep önlerine çıkıyor. Kafa yapısının değişip kutlama, tören, düğün, kokteyl gibi etkinliklerde daha sağlıklı atıştırmalılar ve içeceklerin olması geremiyor mu sizce? Tek alternatif havuç/salatalık, soda.

Bu tatlıyla kutlama kültürü nasıl oluşmuş merak ediyorum. Bilenler aydınlatırsa çok sevinirim.
0
naksidil
(28.04.22)
Sağlıklı olması gerekmiyor. Kutlama demek kafayı rahatlatmak, boşa almak, eğlenmek demek. Tatlı da insanın mutluluk hormonu salgılamasını sağladığına göre amaca hizmet ediyor ve her zaman yenmeyen ve genelin sevdiği bi item olduğundan da insanlar seviyor. En mutlu anlarda da sağlıklı olmayı, havuç kemirmeyi gerektirecek bi durum yok bence :(
0
mg3929
(28.04.22)
Bir şey kutlarken mutlu eden yiyecekler yerine yağsız pişmiş tavuk göğsü ve sebze mi yiyelim? Doğum günümüzde kremalı pasta yerine keçi boynuzu unlu granola mı yiyelim? :(
@mg3929 +1
0
kobuzchu kiz
(28.04.22)
Çünkü mutlu ediyor, enerji veriyor, ve tatlı işte :)
0
John Bloor
(28.04.22)
evrimsel olarak yüksek kalorili ve şekerli gıdaları seviyoruz. açıklaması sanırım vakt-i zamanında ortalıkta uga buga diye gezen dedelerimizin besine erişimde zorluk yaşaması şeklindeydi. yani iki parça et için üç gün hayvan kovalayıp canını tehlikeye atması gereken adam kalori ve enerji olarak patlama yaptıran bir şey görünce (şeker) seviyor bunu. genetik olarak kodlanmış beynimizde. zaten tatlı yiyince mutlu olmanın sebebi de bu sanırım, kimyasal olarak bizim cihazımız şekeri görünce ahey ahey diye halaya duracak biçimde dizayn edilmiş. daha doğrusu şeker verirsen ona uygun reseptörlerini çalıştıracak becerisi var.

bu durum belki yüzbinlerce yıl sorun olmamış çünkü insanoğlu hem çok ciddi fiziksel efor sarf etmesi gereken zamanlar yaşamış hem de şimdiki kadar bol besine erişimi yokmuş... haliyle zamanında at gibi kesme şeker kemirsen bile muhtemelen şimdiye kıyasla daha az sağlık sorunu yaşardın çünkü bu kalorinin vereceği zararı kısıtlama yöntemin vardı. şu an ise istemediğin kadar yiyeceğe (ve hormonlusuna, şekerlisine, zararlısına) erişimin var. haliyle karbonhidrat temelli besinlerin etkisi çok daha ağır ve yıkıcı oluyor.

insanın kendi sağlığı için yağlı, bol kalorili, tatlı şeylerden uzaklaşması fikrine çok büyük saygım var ama böyle yaşıyor olsam dahi gittiğim kutlamada önüme salatalık koysalar gülerdim. adı üstünde kutlama, her gün yapılmıyor ki. yemeyen yine yemesin ama bu tip durumlarda tatlının bulunması sorun değil bence. kaldı ki diyabet gibi bir sağlık sorunu yoksa kimse ayda bir dilim pasta yedi, kutlamada bir bardak kola içti diye sağlığından olmaz.

kısacası tatlı, şekerli, bol kalorili şeyi sevmek insanoğlunun genetiğinde var ama vücudumuzun dizaynıyla bugün bizim onu kullanma tarzımız çok farklı. zamanında bünye, "bu aç kaldı diye ölmesin şimdi, gitsin avlansın" deyip açken daha çok enerji üretmeye başlamış örneğin. şimdi de öyle ama biz hiç aç kalmıyoruz, ayı gibi yiyoruz. elinde mızrakla gezen adam daldan iki meyve koparınca mutluluktan çıldırıyordu belki, biz gidip diyabet oluyoruz. niye? onun kadar hareket etmiyoruz, ondan ÇOK DAHA FAZLA şeker ve tahıl tüketiyoruz, şekere ona kıyasla çok daha fazla bağımlıyız.

sorun bunları kutlamada yemek değil, standart diyetin parçası bellemek. "nasılsa çayı şekersiz içiyorum" deyip günde üç ekmek yiyen, mısır gevreğinin ciddi ciddi sağlıklı ve iyi bir öğün olduğunu düşünen (kalorisi çok değilmiş diye) o kadar insan var ki...
0
der meister
(28.04.22)
Der meister +1

Buna binaen bir kitap önerisinde bulunayım, bu gibi evrimsel olarak genetiğimize kodlanmış şeyleri anlatan akıcı bir kitap. Yazarını hatırlamıyorum. Yılanlar, Gündoğumları, Shakespeare - Metis Yayınları
0
invictae
(28.04.22)
(5)

ryan adında zenci olmasının nesi garip?

birmilyonunvarmi
stephen curry'nin kızının adı ryan'mış. twitin altında amerikalılar ilk defa ryan adında zenci duydum, hiç zenci ryan duymamıştım falan yazmışlar. olay ne? neden zenci ryan olmuyor bilen var mı?
stephen curry'nin kızının adı ryan'mış. twitin altında amerikalılar ilk defa ryan adında zenci duydum, hiç zenci ryan duymamıştım falan yazmışlar. olay ne? neden zenci ryan olmuyor bilen var mı?
0
birmilyonunvarmi
(28.04.22)
ryan donk
ryan babel ???
0
tantunisultansuleyman
(28.04.22)
he yav valla donkla babel var. ryan'a niye şaşırmış ki bunlar?
0
🌸birmilyonunvarmi
(28.04.22)
zenciden ziyade kız olması daha değişik geldi bana.

ryan ibranice küçük kral demekmiş, şimdi baktım. hristiyan kültüründe "white boy" ismi olarak yerleşmiş olabilir. çünkü baktığın zaman çok değil bundan 60-70 yıl önce bile siyahilerin hakları sözde özgür olmalarına rağmen fazlasıyla kısıtlıydı. belli isimlerin belli zümrelerce tercih ediliyor olması bu tarz kalıpların yerleşmesine yol açmış olabilir. şey gibi hani örneğin emekli bir amcanın adı kâzım olduğunda garipsemiyoruz (rip kazım ulutaş dede, yattığın yerde wifi incitmesin) ama birinci sınıfa giden bir kâzım görsek tuhaf buluruz... yahut eymen, aleyna gibi isimleri genelde nasıl tanımlayacağımı aslında bilemediğim "yeni nesil dinibütün" aileler tercih eder; dindar bir ailenin çocuğuna taylan adını verdiğini pek duymayız.

bence biraz onun gibi bir şey. öyle çok tuhaf olduğundan değil de kültürde yerleşmiş kalıplardan dolayı, stereotype dedikleri mevzu. ekşi'de çok güldüğüm bir entry var mesela marcus rashford başlığında, "nba'de tutunamayıp tbl'ye gelmiş kısa forvet ismi var çocukta ama halbuki futbolcu" gibisinden. o kadar iyi oturuyor ki gerçekten okuyunca kahkaha atmıştım. yoksa marcus rashford diye futbolcu olmaz şeklinde kaide mi var? yok. ama bu ismi duyunca insan cidden basketbolcu düşünüyor.

bu tabii ki tamamen şahsi görüşüm, belki alakası bile yoktur bilmiyorum ama işte zenci dediğin jamal olur eğer nijeryalıysa passion, fashion, bright filan gibi değişik isimleri olur; ryan'mış elizabeth'miş filan bunlar white boy/girl ismidir.
0
der meister
(28.04.22)
Ryan dini olmayan milli bir isim, irlanda kökenli.

Dini isimler genel kullanıma sahip, örneğin david, josef, michael vs. Hatta bunların türkçe karşılıkları bile var davut, yusuf ve mikail gibi.

Ancak siyahi bir ryan beyaz türk bir botan ya da baver gibi. Ya da kürtler görkem, gökçe gibi orjinal türkçe isimleri kullanmaz çok, art niyet olmasına gerek yok kültürde yok bunlar.

Haliyle şaşkınlık yaratabiliyor, çünkü alışılmadık.
0
akhenaten
(28.04.22)
Kızın adının Ryan olmasından dolayı bir espri olabilir. Hani Ryan kız için o kadar tuhaf bir isim ki ona değil de zenci olmasına dikkat çekiyorlar şeklinde.
0
mantheman
(28.04.22)
(7)

Ne olacak bu BundesLiga'nın hali?

Kaleci Saçlı Forvet
Beyern üst üste 10. defa şampiyon oldu, biz kendi ligimize kalitesiz diyoruz ama bu da kalitesizlik değil mi, yani bi Alman neden bu ligi takip etsin ki sonuç belliyken belli ki bi 10 sene daha böyle gidecek. Haksız mıyım? Teşekkür ederim.
Beyern üst üste 10. defa şampiyon oldu, biz kendi ligimize kalitesiz diyoruz ama bu da kalitesizlik değil mi, yani bi Alman neden bu ligi takip etsin ki sonuç belliyken belli ki bi 10 sene daha böyle gidecek. Haksız mıyım? Teşekkür ederim.
0
Kaleci Saçlı Forvet
(24.04.22)
guzel futbol oldugu icin takip ediyorlar. dikkat edersen stadyumlar hep dolu. turkiye'deki 35 milyon taraftarli takimlar da 20-30 bin ortalamaya ancak oynuyorlar, 20 milyonluk sehirde. turkiye'de de her sene farkli takim sampiyon oluyor. hangisi daha fazla takip ediliyor sence?
0
baldur2
(24.04.22)
Abi ben bizim ligi kıyas için vermedim aslında tabii ki Alman ligi ile bizi kıyaslamam ama bu ligler lokal ligler değil artık kendi seyircisi tabii ki izleyecek ama uluslararası olarak Alman liginin kalitesini düşürmüyor mu bu? Yani bi Avrupalı neden Alman ligini takip etsin ki sonuç aşağı yukarı belli, ben misal İngiliz ligini izlerim İspanya'yı izlerim İtalya bile Alman liginden daha heyecanlı mesela ki orada da Juve 9 sene şampiyon oldu ama orada bile başka takımların "acaba şampiyon olabilir miyiz" umudu oluyordu, Alman liginde o da yok herkes biliyor ki her sene Bayern şampiyon olacak, bu çok saçma.
0
🌸Kaleci Saçlı Forvet
(24.04.22)
almanya'da futbol kültürü çok farklı. insanlar takımlarını şampiyonluk için tutmuyor. olursa daha fazla seviniyorlar sadece. en başta 50+1 kuralı var mesela: kulüplerin maksimum %49'u yatırımcılar tarafından satın alınabiliyor (leipzig gibi kuralın etrafından dolaşan takımlardan da nefret ederler, dortmund kendi maçlarında statta leipzig'in logosunu bile koymuyordu skorborda) ve bu da kulübün her zaman taraftarlarına ait olacağı anlamına geliyor. gidip üye olabiliyorsun ama bizdeki kongre üyeliği gibi düşünme. daha ucuz, herkes için daha erişilebilir. bazı takımlarda mesela kulüp üyeliğin yoksa bilet dahi alamıyorsun çünkü talep o kadar yüksek.

almanya'da onlarca köklü kulüp var. ülke futbolunu yakından takip etmeyenlerin muhtemelen adını bile duymadığı mannheim'ından tut da rot-weiss essen'ine kadar yerine göre 3. veya 4. ligde 8-10 bin seyirci ortalamasını bulabilen takımlar var. keza eskinin devi kaiserslautern geçenlerde 3. ligde 40 bin seyirciye oynadı.

diyeceğim o ki bayern dominasyonu genel olarak ligin pazar değerini, uluslararası arenadaki konumunu vs. etkileyebilir ama bir augsburg'lu zaten bundesliga'yı bayern için değil kendi takımı için izliyor. taraftar kültürü çok güçlü. o yüzden ilgi hep var. kölnlü adam gladbach derbisinin derdinde mesela, bayern kazanmış ya da kazanmamış en fazla "yine mi bunlar?" deyip geçer.

türkiye gibi taraftarlığın güçlüden yana olma, kendini bir kitleye ait hissetme, payının olmadığı başarılarla övünme gibi kavramlarla bağdaştırıldığı ülkede bundesliga'yı anlamak kolay değil. bizde yoldan çevireceğin 10 adamdan 9'u istanbul'un yakınından geçmemiştir ama istanbul takımı tutar, iki sene kupa alamayınca "sevinmek için sevmedik" filan der jfjdjf almanya futbol konusunda farklı bir dünya.

***

özetle almanlar futbolu kendi takımları için izliyor. 20-30 farklı kulübün çok fazla taraftarı olduğu için de ilgi canlı kalıyor. şampiyonluk mesele değil. sürekli bayern'in kazanmasına tabii canları sıkılıyordur ama bayern şampiyon oluyor diye dortmund'da yaşayan birisi kendi takımını takip etmekten vazgeçmiyor işte veya bir duisburg taraftarı "buli'yi de hep bayern alıyor yav" deyip real madrid'i tutmuyor.
0
der meister
(24.04.22)
Futbol öldü maalesef. UEFA, FIFA, büyük kulüpler el ele verip makası açtılar ve doyumsuzlukları bitmek bilmiyor. Büyük kulüplerin kendi liglerinden ayrılıp bir Süper Lig kurma fikri boşuna değil. Futbol kalitesini Türkiye'de oynanan ile kıyaslamanın doğru bir çıkarım olduğunu düşünmüyorum ben. Türkiye'nin sorunları çok başka, siyaset iliklerine kadar işledi, o yüzden Türkiye'yi bu denklemin dışında tutmak gerek. Fransa'da PSG, İtalya'da Juventus, Almanya'da Bayern, İspanya'da Barça-Real ve İngiltere'de City hegemonyası mevcut. Almanya Futbol Federasyonu da sorunun farkında ki önümüzdeki yıllarda lige playoff sistemi getirmeyi düşünüyor. Tabii bunların hepsi geçici çözümler. Devrim lazım futbolda.
0
ultranil07
(24.04.22)
Abi bu arada ben "Kendi takımları için izliyorlar" teorisine çok katılmıyorum. Bu bir rekabettir ve rekabetin amacı bellidir bu insanın doğasında var; ben şampiyonluk adayı 5 takımdan biriysem ve 10 senedir aynı takım şampiyon oluyorsa ben bi abi biz ne yapıyoruz diye düşünürüm bence. Ha dediğim gibi seyirci tabii gider izler izlemeyip ne yapacak Uganda ligindeki adam da gidip izliyor ama bence bu Alman liginin "çekicilik" kalitesini Fransa ligi düzeyinde tutuyor en fazla, adamlar tekel olmuş 10 sene şampiyon oluyor, başka bi takım biraz palazlansa gidiyor en iyi futbolcusunu alıp çökertçyor takımı, aynı zamanda ortada ahlaki olmayan bir durum da var bence. Bunu yıllardır yapıyor. Yani konu sadece "abi adamlar mutlu böyle" gibi değil bana kalırsa.
0
🌸Kaleci Saçlı Forvet
(24.04.22)
yoo o konuda haklısın, ben sadece ilginin yüksek kalmasını ve çok sevilmesi kısmını açıklamaya çalıştım. yoksa evet almanlar da kızıyor bu duruma ama geleneklerine çok bağlı oldukları için anladığım kadarıyla pek çıkar yol göremiyorlar işin açığı. rekabeti sağlamanın yolu nedir? kulüplerin zenginleşmesi. mevcut düzende bu imkansız. ne olacak? kulüpler satılacak. bu olursa ne olur? almanlar ülkeyi yakar. leipzig, hoffenheim, kısmen wolfsburg ve leverkusen, yerine göre ingolstadt... bu takımlara ciddi antipati söz konusu. yahu adam leverkusen'e bile uyuz oluyor bayer'in işçilerinin takımı diye, neymiş şirket kurmuş bu takımı. adamlardaki takıma bağlılık düzeyini sen anla. şimdi bu adamlara bir arap şeyhi gelip "sizin takımınızı satın alacağız, her sene 4-5 şampiyonluk adayı olacak" dese ne değişir? en fazla şeyhi döverler. yaşanmış bir olay: lokomotive miydi chemie miydi emin değilim, red bull'un leipzig taraflarında kulüp satın almaya çalıştığı dönemde bu takımlara teklif götürülüyor. bu saydığım takımlar şu an 4. ligde. istemiyor taraftarlar. red bull şöyle edelim böyle edelim diye direttikçe diretiyor. en sonunda taraftar gruplarının "şirketinizi bombalarız, yöneticinizin arabasına bomba koyarız" gibi tehditlerinden sonra vazgeçiyorlar.

bu yüzden şu anki sorunun çözümü yok. en azından şimdilik. almanlar da tabii ki çok daha eğlenceli bir lig izlemek isterdi ama bunun tek yolu ya bayern'in bacağını kırmak ya da kulüpleri satmak. ikincisi imkansız, belki 10-15 sene sonra yeni nesille gerçekleşir. ilkini de almanya'da açıkçası kimse istemez çünkü bayern sevilmese bile önemli marka. dortmund'la kaiserslautern'i yok olmaktan kurtardılar neredeyse topladıkları yardım parasıyla örneğin.

ondan dolayı biraz kabullenmişlik hali var diye düşünüyorum. ayrıca dediğim gibi sıradan bir almanın ligin kalitesiyle (kendisi izlediği futboldan memnun olduktan sonra) çok alakası yok; türkiye'deki bir adamın bundesliga hakkında ne düşündüğüyle ilgilenmiyorlar, spor anlayışları bize kıyasla çok daha yerel. yine başa dönmüş olacağım ama bu durum gerçekten böyle. cumartesi öğleden sonra eşiyle, arkadaşıyla, ailesiyle vs. takımını statta izleyerek yıllarını geçirmiş bir magdeburglu mesela 100 tane bayern şampiyonluğu görse de kendi takımını, ligini vs. bırakmıyor. çok sevdiğin bi arkadaşının bir huyuna gıcık olmak gibi işte bayern şampiyonluğu - olmasa daha iyi ama var diye senin için büyük anlam ifade eden bir arkadaşlığı silmezsin.
0
der meister
(24.04.22)
der meister tam olarak anlatmak istediğim buydu. Abi ben oldum olası Alman ligini izlerim valla çok üzülüyorum bu duruma ve çözümü de yok. Yani geçmişte Eintracht Frankfurt'un Kaiserslautern'in Mönchengladbach'ın falan şampiyonluğa oynadığı günleri hatırlıyorum da bugünler o nedenle moralimi bozuyor, yoksa ben de Almanlıktan aldığım tadı hiçbir şeyden alamayanlardanım :)
0
🌸Kaleci Saçlı Forvet
(24.04.22)
(10)

Kafa dağıtmak için izlenecek komedi dizisi tavsiyesi

mantheman
Bu aralar biraz sıkıntılıyım. Gün içerisinde kendimi sık sık uzak durmam gereken düşüncelere dalmış buluyorum. Elimin altında gerçekten eğlendirecek ve saracak bir dizi olursa açıp açıp ona bakarım, hem neşem yerine gelir, hem de kafam dağılır.Always Sunny in Philadelphia OfficeParks and RecreationB
Bu aralar biraz sıkıntılıyım. Gün içerisinde kendimi sık sık uzak durmam gereken düşüncelere dalmış buluyorum. Elimin altında gerçekten eğlendirecek ve saracak bir dizi olursa açıp açıp ona bakarım, hem neşem yerine gelir, hem de kafam dağılır.

Always Sunny in Philadelphia
Office
Parks and Recreation
Big Bang Theory
Friends

Bu tarz dizileri izledim bitirdim ne yazık ki.

Şimdiden teşekkürler.
0
mantheman
(23.04.22)
brooklyn nine nine
0
lancelot du lac
(23.04.22)
himym
0
naksidil
(23.04.22)
ben henüz izleyemedim ama peep show'u çok önerdiler. izlediklerimden de the it crowd ve black books'u önerebilirim İngiliz seviyorsanız.
0
der meister
(24.04.22)
seinfeld
0
baba553
(24.04.22)
Community
0
inheritance
(24.04.22)
will and grace
modern family
schitt's creek
0
blatta hiberna
(24.04.22)
Avrupa yakası
0
megalomaniac
(24.04.22)
izlemediyseniz (bkz: coupling)
0
jepa
(24.04.22)
Dİzi değil ama Aker Kartal Kpss videoları çok komik.
0
geçerkenugradım
(24.04.22)
modern family +1 kesinliklee
0
chanandler bong
(27.04.22)
(7)

Ekonomik krizden önce 2.5x asgari ücret alan birinin yaşam kalitesi

maraz alinin sag kolu
Misal 2010 yılında bu kişi rahatça c sınıfı araba alıp 1+1 rezidansta kirada yaşayabiliyor muydu, sadece maaşıyla?
Misal 2010 yılında bu kişi rahatça c sınıfı araba alıp 1+1 rezidansta kirada yaşayabiliyor muydu, sadece maaşıyla?
0
maraz alinin sag kolu
(23.04.22)
uzun vadede planlama yapabiliyor kredi ile ödemelerini düzenleyebiliyordu.

şöyle diyeyim 2007 yılında biz okurken bize büyüklerin verdiği en büyük nasihat 30'a gelmeden ev ve arabanızı alındı.

yani normal bir üni mezunu 30'a gelmeden istanbul'da ortalama bir yerden ev ve araba kredisine girebiliyor, bunları ödeyip yazında italya'da tatilini yapabiliyordu.
0
duyurukullanıcısı
(23.04.22)
2010'da hatırladığım kadarıyla devlette ortalama bir nitelikli kişi vs maaşı asgarinin 4 katı olan 2200 civarıydı. o parada zaten 1800$ falandı. o zamanlar kira ödeme problemi yaşayan görmedim duymadım hiç bu maaş civarında. 3-5 ay çalıştıktan sonra sıfır araba kredisine de giren elini kolunu sallaya sallaya alabiliyordu.
0
avatar is back
(23.04.22)
1+1 mi? Eskiden 1+1 fakir işiydi. Öğrenciler, tek yaşayanlar tercih ediyordu. O yıllarda krediyle iki katlı, site içi daire alan insan tanıyorum.
0
dissendium
(23.04.22)
Yorumlar doğru evet ama zaten bugünkü krizin sebeplerinden bir tanesi de o zamanki ekonomik koşullar, popülist politikalar. Türkiye'nin gdp'si belli, kişi başına düşen milli geliri belli. Twitter'dan sevdiğim bir twiti bırakayım.
twitter.com

2008 TL-Dolar kuru 1.15
TR: GDP per cap 11.000 Dolar
İtalya: GDP per cap 41.000 Dolar
TR: Öğretmen maaşı 1334 TL yaklaşık 1150 dolar
İtalya: Öğretmen maaşı yaklaşık 1650 dolar.
Allah aşkına bu normal mi sizce? İnsanlar GFC öncesi dönemin bir rüya olduğunu anlamalı.
0
ted
(23.04.22)
abi şöyle söyleyeyim o zamanlar benim lise dönemime denk geliyor ve yakın olduğumuz bir hocamızın ev aldığını, kafası rahat bir şekilde çocuk sahibi olduğunu, yurtdışı tatili için planlar yaptığını vs. hatırlıyorum. özeniyorduk çünkü. biz yabancı dilciydik. o da öyle babadan varlıklı filan olmayan, üniversite okuyup öğretmen olmuş bir adamdı, "10 sene sonra onun gibi olsak ne güzel olur" diye düşünürdük. çok detaylı bakamadım ama 2010 için öğretmen maaşı 1900 görünüyor. hadi özel ders filan da veriyor olsun, 2750 lira de. bulabildiğim en erken euro verisi ise 2012'nin ortalarından 2.30 küsür... hadi iki sene önce daha fazla say (düşüktür muhtemelen) ve 2.50 de, adamın maaşı €1100 filan yapıyormuş.

kısacası zengin edecek bir para değildi ama genç, işinde gücünde bir insanı rahat ettirirdi. kendi ailem için de böyleydi bu durum. iyi hatırlıyorum, buz hokeyini çok sevdiğim için toronto maple leafs kapşonlu şeysi almak istiyordum. 60 dolar mıydı neydi. haftada 20 lira harçlığımı birkaç ay biriktirsem liseli halimle onu alacak maddi gücüm vardı. anamdan babamdan 50-60 lira çıkmalarını rica etsem bir ayda bile olurdu. ki o zaman 20 lira haftalık düşüktü, ben standart anadolu lisesi öğrencisiyim, durumu en kötü olan arkadaşımız bile hiç değilse benim kadar alırdı ailesinden ama o para biriktirip amerika'dan dolarla ürün getirtmeye yeterdi.

şimdi baktım benzer ürün 75 dolar olmuş, 1100 lira yapıyor. sevdiğin takımın donunu almak istesen asgari ücretin 1/4'ünü vermen lazım.

kısacası viski içirip şuh kahkahalar attıracak bir para değildi ama şu ankinden milyon kat iyiydi, avrupa birliği'nin vasat altı ülkelerinden muhtemelen iyi yaşıyorduk. şimdi ucuz diye bulgarlar bizi yağmalıyor işte düşün.
0
der meister
(23.04.22)
Şehre göre değişir bu. Şu anda da istanbul dışında yapılabilitesi var.
0
seaman
(23.04.22)
ev olayı eskinden de o kadar kolay değildi fakat o yıllarda araba almak gerçekten çok kolaydı. yeni mezun birisi 6 ay sonra ikinci el araba bakmaya başlardı, 2-3 sene içinde 0 araba alabilirdi.

hatırlıyorum şirkette primler yatınca cogunluk arabasını yenilerdi. şimdi primler yatınca ancak arabanın ağır bakımlarını kasko sigorta v.s. yaptırabilirsin, biraz da benzin parası kalır.
0
nuisance
(23.04.22)
(12)

1 milyon tl ev vs 1 milyon tl faiz

birmilyonunvarmi
Siz olsaydınız yatırım amaçlı hangisini seçerdiniz? 1 milyon tllik evin kira getirisi max 5 bin lira, 1 milyon tl faizin aylık getirisi minimum 15 bin lira.
Siz olsaydınız yatırım amaçlı hangisini seçerdiniz? 1 milyon tllik evin kira getirisi max 5 bin lira, 1 milyon tl faizin aylık getirisi minimum 15 bin lira.
0
birmilyonunvarmi
(22.04.22)
bir milyonluk ev seneye daha fazla edecek ama bir milyon o kadar fazla etmeyecek
0
ceketimi alip cikcam
(22.04.22)
ev. faiz enflasyon karşısında hergün eriyecek ama ev daha da kıymetlenecek.
0
rose parks
(22.04.22)
ev tabii ki. bu enflasyonda parayi tutmanin, faiz beklemenin manasi yok. ev bos yatsa bile her turlu uzun vadede daha degerli.
0
der meister
(22.04.22)
Ben ev almakla uğraşamam. Faizi seçerim. Evin yeri önemli bir de. Her evin değeri çok artmıyor. Ev alırken İstanbul ve diğerleri diye ayırmak lazım.
0
dissendium
(22.04.22)
1 milyon tl'yi peşinat olarak kullanıp alabileceğim max en uzun kredi ile tl bazında 1.29'dan konut kredisi çekerim.
bu arada kira getirisi 5 bin olan 1 milyonluk ev bulduysan iletirsen çok sevinirim :)
0
roket adam
(22.04.22)
bi kere mevduat faizi = paranın erimesi demektir.
bu seçeneği unutun.

konuta gelirsek, artık konut fiyatları reel olarak ve dövize karşı pahalı. konutu peşin almak bu acıdan zarar ettriri.
eğer aylık ödeme gücünüz varsa 250bin peşinat verip 1 milyonluk evi kredi ile alırdım.

geri kalanı ile de eğer hisse ile ilgileniyorsanız sağlam sanayii hisseleri + altın. ya da komple altın alırdım.

edit: paraya uzun süre dokunmayacaksanız eurobond ta değerlendirilebilir.
0
nuisance
(22.04.22)
1 milyon TL'lik çöp almak >>>>>>>>>>>> 1 milyon TL'yi bankaya faize yatırmak. Ev de bu arada artık yatırım aracı değil. Yani kredi ödemeyeceksen yine bir nebze de oradan gelecek 3 kuruş için kiracıyla uğraşacağına konuya çalışıp borsaya at kendini. Ha diyorsan ki ev kira getirisi için değil, al sat için. O başka.
0
nawar
(22.04.22)
İnancım gereği faiz haram olduğu için, ev alırdım.
0
el conquerador
(23.04.22)
ikiside paranızı çöp eder.
dünyada modern ülkelerde ev alayım kiraya vereyim diye bir yatırım yok. bunu yapan binde bir bile değil.
size tavsiyem abd borsasından sp 500 etf alın (hisse sepeti fonu).
son 17 senede dolar bazında %11 kazandırmış (dolar enflasyonu düştükden sonra).
türkiyede ev arsa borsa faiz hiçbir yatırım aracının bu kadar stabil ve uzun süre getiri vermemiş gelecektede verme ihtimalini görmüyorum.
0
aslindasorunumpsikolojik
(23.04.22)
Kafa rahatlığı >>> her şey

Faize at. Paran çöp falan olmaz, TL olarak şu an her şey tavan yapmış durumda zaten.
0
kanlakarisikyagmur
(23.04.22)
şu anda işten anlayanlar parayı bankaya yatırır gibi ev alıyor.
abd’de enflasyon %6 olarak açıklandı, avrupa genelinde keza 3-5 aralığında enflasyon var
yani paranı dövizde tutsan da her sene yüzde 6 eriyecek aslında (tl nin değer kaybı dışında konuşuyorum)
o yüzden şu an için mantıklı olan şey ekstra paran varsa ev almak.

ayrıca 1 milyon 15 bin faiz getiriyor diyelim 1 senede o para ne olacak 1.180.000
faizi hiç yemediğinizi düşünerek söliyorum.
sene sonu dolar kuru 16-17 tahmin ediliyor. yani bu faizin bir kısmı dolar karşısında erimiş olacak bile.
peki 1 milyonluk ev alsan 1 sene sonra kaçtan satılır en az 1.250 deno da en az yani.
0
rentts
(23.04.22)
el conquerador +1
0
levent bilgen
(23.04.22)
(7)

Direksiyon, pedal, vites seti zevk veriyor mu?

ananiyimioguz
Araba yarışlarını severim ezelden beri fakat hiç direksiyon ile oynamadım.Alınıp kenera atılacak bir şey mi yoksa evde uzun süre keyifli zaman geçirmemizi sağlar mı?Marka olarak thrustmaster veya logitech bakıyorum.
Araba yarışlarını severim ezelden beri fakat hiç direksiyon ile oynamadım.
Alınıp kenera atılacak bir şey mi yoksa evde uzun süre keyifli zaman geçirmemizi sağlar mı?

Marka olarak thrustmaster veya logitech bakıyorum.
0
ananiyimioguz
(21.04.22)
Tır kullanmıştım. Keyifli sayılır. Malı yetiştiremedim, kaza yaptım diye dert sahibi olacak kadar ciddiye alınca keyif almak zor.
0
dissendium
(21.04.22)
2013'te ikinci el aldığım logitech driving force gt ile hala tır sürüyorum. hatta şöyle söyleyeyim eve dönmeyi iple çekiyorum çünkü direksiyonum orada kaldı, eve gider gitmez ilk işim euro truck simulator başına oturmak olacak, malmö'den berlin'e yüküm vardı jdfdk.

direksiyonla araba yarışı oynamak biraz teknik bilgi gerektirebiliyor. ben o yüzden çok keyif alamamıştım. f1 oynarken mesela aracı yolda tutmakta zorlanıyordum. diğer taraftan iyi bir araba yarışı oyununu bilerek oynamak muhtemelen müthiş keyif veriyordur, tır sürmekten daha eğlencelidir.

ben kendi aldığım direksiyonu 28 yıla yaklaşan hayatımın en iyi yatırımı sayıyorum öyle söyleyeyim. hele thrustmaster filan alırsan abooov, bilgisayar başında zevkten kafayı yersin muhtemelen. ama işte neyi nasıl oynayacağını bilmek lazım. ben assetto corsa, f1 vs. oynamayı beceremiyorum. çok karmaşık geliyor. istanbul'da koy ama tıra izlanda'ya kadar giderim.
0
der meister
(21.04.22)
Ben de logitech driving force gt aldim ama beni sarmadi acikcasi sonra saldim.
0
mirafiori
(21.04.22)
Uzun yıllar hem logitech g27 yi hem de driving force gt yi kullandım,inanılmaz zevkli.Ama bunların daha ucuzu aynı zevki vermiyor.
Alıp kenara atılmaz zira 2.elleri çok hızlı satılıyor,anında elden çıkarabilirsin.
0
arenas
(21.04.22)
Araba kullanan adama tuhaf geliyor bence, beni hic sarmadi acikcasi.

Oyunun zevki kaza yapmaktan asiri seyler yapmaktan geliyor ama bu alet gerceklik veriyor.
Gercek arabayla da kaza yapmak istemiyorsun beynin salmiyor.
0
divit
(21.04.22)
Eğer yarışlara ve gerçekçiliğe ilginiz varsa çok keyifli bir hobiye dönüşme potansiyeli yüksek ürünler, senelerdir yerli ve yabancı komunitelerde yarışlar yapıyorum, simulatöre oturduğumda kafamda başka hiç bir şey kalmıyor, hobi vasıtasıyla tanıştığım arkadaşlarımla yeri geliyor 12 saatlik pilot değişimli yarışlara katılıyoruz, öncesinde antrenman seansları/setup ayarlama derken neredeyse her akşam bir iki saatimi ayırıyorum. Artık başka oyun oynamaz hale geldim, o kadar söyleyeyim.

Hobinin tek handikapı ekipman işi gerçekten dipsiz kuyu, zamanında Logitech G25 ile başladım, seneler sonra Simucube 2 Pro base, Heusinkveld pedal seti vs derken binlerce euroluk harcama yaptım. Ancak bu harcamayı saate bölsem birim zamanda harcadığım miktar gayet ucuza geliyor. Uygun fiyatlı ekipmanla da gayet tat alınabilir elbette ama eğer hobi sizi cezbederse cüzdanı hazır etmekte fayda var.

Yukarıda da söylenmiş ben de ekleme yapayım, genelde absürd fiyat istenmedikçe 2. elde hızlıca elden çıkarılabilecek ürünler bunlar, hatta siz de 2. el alabilirsiniz, sevip sevmeyeceğiniz belli olmayan bir şey için sıfırına bir ton para dökmeye gerek yok.
0
diabolus79
(21.04.22)
Arkadaştan aldım denemelik, 1 ay takıldım. Yukarıdaki yorumlara katılıyor ve ekliyorum: seti kuracağın sabit bir ortam yoksa tüm zevki kaçıyor.

Bi kere ergonomi önemli, direksiyon yüksekliği, pedalların mesafesi, vitesin yeri konforu çok etkiliyor. Ben masaüstüne taktım ilk başta, direksiyon harici bilgisayar iptal oldu. Sök tak zaten ayrı dert.
Direksiyon sana yakın olsun istiyorsun dibine giriyorsun, bu sefer pedal çok yakında kalıyor eğer masanın genişliği fazla değilse. Pedala bükük dizle basmak konfor katili.

Ama en büyük sorun manuel vites. Hele ki yarış oynuyorsan hızlı hareket etmen lazım, direksiyonun yanına takınca yine konfor katili.

Çözümü ütü masasında ve taburede buldum, direksiyon ütü masası vites taburede. Yüksekliği ayarla, kendine çek, altına pedal; istediğin gibi. O konforu sağlayınca saatlerce kalkmıyorsun başından, öbür türlü yoruyor insanı
Tabii bunu kasayı oturma odasına taşıyıp tv karşısında yapabildim, bu da ayrı bir dert zaten. Masayı kaldırdın ettin diyelim, pedal ağır, kabolar sök tak...

Logitech g920'yleydi benim tecrübem ama hepsi için benzer olsa gerek. Kalıcı setup'sız olmaz, yoksa ayda 1 kullandığın bir şey haline gelir.
0
Bruce
(22.04.22)
(9)

hayal ettiginiz hayatı yaşamak için

Stoneface
aylık ne kadarlık bir kazancınız olması gerektigini düşünüyorsunuz?
aylık ne kadarlık bir kazancınız olması gerektigini düşünüyorsunuz?
0
Stoneface
(09.04.22)
50k kazansam güzel yaşardım
0
mg3929
(09.04.22)
valla ayda €5000 gelirim olsa ben gayet iyi yaşarım ya. hayalimde çünkü maddi kaygımın pek az olduğu, nispeten gelişmiş bir ülkede sessiz sakin bir hayat sürmek var. avrupa'da yaşamak istediğimi düşünürsek belki iskandinavya dışında her yerde rahat ederdim bununla. berlin olur, riga olur, tallinn olur... anneme ve kardeşlerime biraz daha güzel koşullar sağlayabilsem, cebimde kaç para olduğunu düşünmek zorunda kalmasam yeterince iyi hissederdim sanırım.

kırmızı şortli'deki dayının da dediği gibi "o kadar maceralı bir insan değiliz". ha ne kadar kazansan iyi/mutlu hisseder, havalara uçarsın desen bunun için €2000 de yeter açıkçası.
0
der meister
(09.04.22)
Ulaşılabilir hayallerden mi bahsediyoruz yoksa xxxxx miktar param olsa şunları alıp, şöyle yaşar, böyle yaparak deneyimlerdim bu hayatı gibisinden mi? .

İlk kısmı için, şuan az çok hayal ettiğim hayatı yaşıyorum çok şükür. Hem maddi hem de manevi.

İkinci kısmı içinse, yaklaşık olarak 15 milyar Türk Lirası falan ancak yetiyor. Olur da bir gün hiç beklenmeyen bir yerden miras kalır ne bileyim şans oyunu tutar vs her şeyin planı kafamda hazır. Dikkat ettim de özellikle bu şans oyunlarında büyük ikramiyeyi kazananların neden dibe vurduğu çok açık. Hayatları boyunca beş saniye bile olsa o miktar da parayı hayal etmemişler. Bir anda da o miktarda ki para da aklî melekelerini bozuyor. Dolayısıyla parayı nasıl değerlendireceklerini bilemediklerinden dolayı da hiç ediyorlar.
0
skzr
(09.04.22)
Başlığı görünce 50 diye düşündüm, 30la idare edebilirim sanırım
0
neymis
(09.04.22)
Hayal ettiğim hayatı yaşayabilmem için gerekli zamanı sağlayan bir iş olması daha önemli benim için. Kendime ayıracağım 1 birim zaman için 5 birim çalışmak zorunda kalmamak gibi. İşin hayatı motive etmesi, hayattan çalmaması gibi bir faktör de var maddi getiriden daha önemli oluyor. Aksi takdirde 50k kazanıp gurbetçi gibi birikim yapmak ya da bir haftasonuna koştur koştur tatil sığdırmak anlamsız olur...
0
papa ikinci jambon
(09.04.22)
önceden 10bin kazansam yeter diyordum şimdi 10bin kazanıyorum ama kesinlikle yetmiyor, en az 30 bin olması lazım.
0
kendi dugunune gitmeyen kamber
(11.04.22)
Türkiyede 40k civarı sanırım. Başka ülkeleri bilemiyorum
0
alaimisema
(13.04.22)
6 haneli kazanıyorum. çalışarak 7 de yetmez. çalışmadan bu paranın gelmesi lazım.
0
gabe h coud
(13.04.22)
pasif gelir lazım.
0
kumandanim
(13.04.22)
(2)

ursula von der leyen kiev ziyareti

duyurukullanıcısı
savaş duruldu diyebilir miyiz? bu ziyaret sonrası?https://gazeteoksijen.com/dunya/abden-ukraynaya-yolunuz-burada-basliyor-152285
savaş duruldu diyebilir miyiz? bu ziyaret sonrası?

gazeteoksijen.com
0
duyurukullanıcısı
(09.04.22)
yoo daha once de kiev'e giden liderler olmustu. hatta onlar savas cok daha beterken, kiev bombalanirken gitmisti diye hatirliyorum. rusya dogu ve guneye odaklanacak, su an bir nevi firtina oncesi sessizlik. ukraynali uzmanlar bile "su ana kadar gordugumuz bir sey degil" diyor maalesef.
0
der meister
(09.04.22)
Duruldu diyemeyiz. Rusya hem ekonomik yaptırım hem de askeri olarak yıpratılmaya çalışılıyor. Bunun uzun vadede batı için avantajı var. Erkenden savaşın bitmesi batının şu an planına uymaz.
Olan sivillere oluyor yine.

Ortam daha müsait olduğu için suriyede yaptıklarına kıyasla Rusya Ukrayna'da biraz daha dikkatli hareket ediyor sanki.
Kayıplarına rağmen halen gerçek gücünü göstermişte değil.
0
Erva
(09.04.22)
(4)

Albert Camus'nun bu sözü hangi kitabında geçiyor?

japon balığı
“İnsanın parası varsa çalışmak zorunda kalmaz. Böylece zamanı satın alır. Bu kalan zamanda da kendini mutlu edebilecek şeyleri yapar. Yani para mutluluğu satın alır.”
“İnsanın parası varsa çalışmak zorunda kalmaz. Böylece zamanı satın alır. Bu kalan zamanda da kendini mutlu edebilecek şeyleri yapar. Yani para mutluluğu satın alır.”
0
japon balığı
(09.04.22)
Düşüş olması lazım.
0
herzan
(09.04.22)
@herzan
Pdf'inde aradım ama yok.
0
🌸japon balığı
(09.04.22)
çok sayıda farklı çevirisi vardır muhtemelen. para, mutlu, zaman, vakit, al vb. kelimeleri kullanarak deneyebilirsiniz ya da varsa başka yayınevlerinin pdf'lerine bakabilirsiniz.

aslında orijinaline ulaşmaya çalışmak lazım çünkü bazen çevirmenler kendilerinden bir şeyler katma işini bayağı abartıp tamamen farklı çeviriler sunabiliyorlar. esasında camus bunu bu şekilde ifade etmemiş dahi olabilir.
0
der meister
(09.04.22)
Mutlu Ölüm'de arattığımda şöyle bir çevirisi çıktı:

"Ah, zenginlerin çoğunda mutluluğun hiçbir anlam taşımadığını pek iyi bilirim! Ama bu sorun değil. Paraya sahip olmak, zamana sahip olmaktır. Bu görüşümde kararlıyım. Zaman satın alınır, her şey satın alınır. Zengin doğmak ya da zengin olmak; bu hak edildiğinde mutlu olmak için zamana sahip olmaktır."

Aradığım versiyonu bulsam iyi olurdu nitekim ona referans vereceğim.
0
🌸japon balığı
(09.04.22)
(4)

Şehirlerarası otobüslerin mazotu

15 yildir okurum da simdi ne yazacagim
Yine merak ettiğim acayip bir detayla karşınızdayım. Başlıktaki mesele, yani şehirlerarası otobüslerin motorin ikmali nerelerde yapılıyor? Öncelikle Aşti dışında iniş ve biniş alanları ayrı olan otogar görmedim ben (Esenler de öyledir belki ama orayı hiç görmedim). Yani çoğu garajda (özellikle de yo
Yine merak ettiğim acayip bir detayla karşınızdayım. Başlıktaki mesele, yani şehirlerarası otobüslerin motorin ikmali nerelerde yapılıyor?

Öncelikle Aşti dışında iniş ve biniş alanları ayrı olan otogar görmedim ben (Esenler de öyledir belki ama orayı hiç görmedim). Yani çoğu garajda (özellikle de yol üstüne denk gelen yerlerde, mesela bursa) otobüsler terminal önüne park edip yolcularını boşalttığı gibi bekleyen yolcuları almaya başlıyor. Kalkışa kadar orada bekliyorlar yani.

Yolüstü hadi otogarı geçtik, yakıtı mola tesislerinde alıyorlar desek, ara sıra tuvalet için bile inmeyen yolcular oluyor. Hiçbiri olmasa bile otobüs yine yerinden kalkmıyor, mola boyunca otoparkta yıkanıyor falan, öyle tesis önündeki benzin istasyonuna yanaşmıyor.

Peki tüm bu süreçte otobüslerin yakıtı ne zaman alınıyor? Yoksa bir depo mazotla tüm yolu baştan sona gidecek şekilde mi üretiliyorlar?
0
15 yildir okurum da simdi ne yazacagim
(26.03.22)
3. Paragrafın başındaki "yol üstü" kelimesi fazladan olmuş.
0
🌸15 yildir okurum da simdi ne yazacagim
(26.03.22)
ben şahsen kendi yolculuklarımda bildiğin normal araç gibi istasyonlara girip benzin aldıklarına çok şahit oldum. yolculuk süresi çok uzun değilse tek seferde ihtiyaç olmayabilir, size denk gelmemiştir ama yolda alıyorlar yani. hatta o aralarda kimseye sormadan etmeden sigara içmeye inip otobüsü bekleten yolcular da olur.
0
der meister
(26.03.22)
yolculuk sırasında +1 ve yerine göre yolculuk aralarında.
travego 480 lt alıyor, 100kmde 21 lt civarı yakıyor diye biliyorum. bu da 2000km civarı yapar.
0
mutlu yillar sana
(27.03.22)
yakıtı genelde sefer sonunda alıyorlar. ayrıca aracı da bu zamanlarda temızliyorlar. bazı otogarların icin de benzinlik var. bazen sefer sırasında da alabiliyorlar ama bu rota da mecburı degilse yaptiklari bir sey degil. yolcu tasiyorsan temel prensip olarak yolcuyu aractan ne kadar az indirirsen o kadar hizli gidersin.
0
helenart
(27.03.22)
(9)

Incel, normie, chad., Redpill, Blackpill.. Ne demek biliyor musunuz?

Coyote
Ne düşünüyorsunuz
Ne düşünüyorsunuz
0
Coyote
(26.03.22)
sadece redpill biliyorum ona da yorumum : her topal atın bir kör alıcısı vardır.
0
AlsterWasser
(26.03.22)
incel, blackpill, redpill biliyorum
0
olaylar olaylar
(26.03.22)
hepsini biliyorum ama özellikle üstüne düştüğümden değil de internette yaşadığım, meme kültürüne aşina olduğum için. gerçek anlamda düşünce veya öğreti olarak hiç üzerine düşmedim çünkü şahsen inanılmaz saçma olduğunu düşünüyorum.

ben ergenken mesela alfa malfa mevzuu hiç yoktu. yani vardı da hayvanlar için kullanırlardı bunu. sonra "alfa" erkekler ortaya çıktı, bir gecede beta kaldık. sonra sigmalar türedi filan. çok komik geliyor bana. yani şu dünyada yapacağımız şey belki mutlu bir yuva kurmak, belki 3-5 kişiyle sevişmek, dünyayı değiştirecek veya büyük iş yapacak motivasyonumuz yoksa öyle dandik dandik işlerle uğraşıp ölmek yani millet neden bu mevzularda bu kadar sinire kesiyor, kendini bir yerde konumlandırmaya çalışıyor inan hiç anlam veremiyorum. yav ben alfa olsam ne olur, omega olsam ne olur, incel olsam ne olur.
0
der meister
(26.03.22)
Biliyorum.

Toplumlar değişirken, böyle yeni kavramların çıkması normal. Yeni sistemin ezilenleri kendilerini tanımlarken yeni kavramlar üretiyorlar, mesela "kapitalist" ve "sosyalist" kelimelerinin ortaya çıkış süreçleri de benzer.

O açıdan seviyorum yani, tek kelimeyle bir sürü şey anlatıyorlar. Ama Türkçeye gelmedi bu kavramlar yine, direkt İngilizce'den alıp kullanıyoruz. Son yıllarda Türkçe'den İngilizceye geçen bi tek "derin devlet" -> "deep state" kelimesi var sanırım.
0
plutongezegendegilmi
(26.03.22)
Sadece red pill. Bence insanları dış görünüşe, birkaç davranışa göre sınıflandırarak adlandırmak büyük sığlık. Batı'nın sevmediğim taraflarından birisi bu. Hiç derinlik yok böyle şeylerde.
0
dissendium
(26.03.22)
Hiçbirini bilmiyorum.
0
sckxyss
(26.03.22)
Bana genelde mesaj atiyorlar oyle ogreniyorum.
Bu aralar incel demeye basladilar. Eskiden seksist diyorlardi, daha once fasist ve irkci diyen coktu.
Zaman degistikce hakaretler degisiyor.

Bi kiz bana redpill yapiyorsun demisti.
0
divit
(27.03.22)
redpill ile incel'i biliyorum da bunlari hayat felsefesi haline getiren, ciddi ciddi bagimlisi fanatigi olan insanlara da uzulmemek elde degil.
0
baldur2
(27.03.22)
Hepsini biliyorum. (blackpill haric, duymadim daha once)
Laura Bates'in "Men Who Hate Women" kitabinda da cok guzel aciklaniyor. Ne dusundugumu aciklamam cok uzun surer o yuzden atliyorum o soruyu.
0
sopiro
(27.03.22)
(5)

Üniversite sınavına 3 milyon 200 bin başvuru olmasının sebepleri?

duchess jessamine
Hani üniversite bitmişti. Hiçbir işe yaramıyordu. Askerliği tecil ya da indirimli ulaşım da bu kadar artırmaz diye tahmin ediyorum. Sebepleri nedir sizce?
Hani üniversite bitmişti. Hiçbir işe yaramıyordu. Askerliği tecil ya da indirimli ulaşım da bu kadar artırmaz diye tahmin ediyorum.

Sebepleri nedir sizce?
0
duchess jessamine
(25.03.22)
Napalim basvuralim bari oluyor olabilir. Yüzdelik olarak ne kadarına tekabül ediyordur bilemiyorum ama doğrudan lise mezuniyetinin sağladığı bir kariyer istihdam alanı, bir gelecek olasılığı yok çünkü.
0
encokbenisevinnolur
(25.03.22)
birincisi ülke nüfusu artıyor. ikincisi "üniversite hiçbir işe yaramıyor" değil, üniversite mezunu olmak bile sizi ayrıcalıklı kılmıyor... arada önemli fark var. nedense türkiye'de okumak zaman kaybıymış gibi bir algı yaratıldı ama bu ülkedeki ortalama vatandaş profili okumadığında daha iyi işler başaracak insanlardan oluşmuyor. iş kuracak, zanaat edinecek, yolunu bulacak bir kişiye karşılık okul olmadan iyi yerlere gelemeyecek binlerce insan var. sanki okumayan herkes süper yerlere gelecekmiş gibi bir algı var. bu yanlış.

okuduğunda bir yere gelemiyorsun tamam ama bu "okumazsan gelirsin" demek değil. tam aksine artık çaycılik için bile doktora diploması istendiği için okuyan şüpheli, okumayanın hiç şansı olmuyor...

bir de üniversiteye giriş sınavı yani neticede sırf kendini denemek için öylesine giren insanlar bile var. çok anlam yüklememek lazım diye düşünüyorum.
0
der meister
(25.03.22)
tek bir sebeple açıklanamaz elbette;

kültürel, ekonomik, sosyolojik bir sürü etken var. genç nesil her ne kadar okumak aslında o kadar da kıymetli değil dese de ebeveynler, okuyarak statü, para, itibar kazanmanın pik yaptığı yıllarda yetiştiği için tırnak içinde söylüyorum bir işe yarar adam olmanın olmazsa olmazı faktörlerinden başlıcası olarak görüyor. dolayısıyla üniversite eğitimi konusunda teşvik ediyorlar veya zorluyorlar.

ekonomik anlamda der meister gibi düşünüyorum, yani bizim insanımızın ezici çoğunluğu iyi ki üniversite okumadım çünkü üniversite okuyup karşılığını alamayıp ömrümü çürüteceğime şunu şunu yaptım şu an çok iyi durumdayım hikayelerini yapacak bir kitle değil. atıyorum üniversite'de öğretmenlik okuyup atanamayan adam bim'de kasiyer oluyorsa, lise mezunu artık oraya da giremiyor. yani lise mezununun, üni okuyup alakasız şu işi yapıp asgari ücret alan kişinin, işine girmesi için ön yeterliliği de olmuyor. hepsini geçtim, sırf belki bir yerde bir torpil buluruz da bizim oğlanı/kızı bir yere aldırırız diyebilmek için bile üniversite okumasını bekliyor ebeveyn veya kişi.

toplumun algısı da büyük oranda, piii üniversite bile okuyamamış, lise mezunu bomboş adam şeklinde. seveyim toplumun boş düşüncelerini diyebilirsiniz ama bireyler istisnalar dışında, toplum normlarına uymak ister.
0
wilhelmwasmuss
(25.03.22)
baraj kaldırıldı. canı sıkılan, evden kaçmak isteyen falan herkes üniversite okumaya gidecek. geçen sene mesele 700bin kişi barajı geçememiş. yıllardır baraj altı kalanlar artık üniversiteye gidecekler
0
avatar is back
(25.03.22)
Elbette sosyolojik sebepleri de var ama geçen seneki sıralama özürlü, saçma derecede sıkıntılı sınavı da hesaba katın derim her şeyden önce. Ufak bir yks 2021 araştırması yaparsanız görürsünüz.
0
not dark yet
(25.03.22)
(5)

yurtdışına çıkamıyor olmanın getirdiği kısıtlanma hissiyle başetme

iwillsee
iş güç durumlarından dolayı yurtdışına yerleşmem imkansız (aşırı istesem de buradaki işimi bırakıp benzer standartlarda medeni bir ülkede bir iş bulamam) kurdan dolayı da turistik seyehatler imkansız hale geldi. ben kendimi bildim bileli küçük bir çocuk olduğumdan beri yurtdışında yaşamak isteyen en
iş güç durumlarından dolayı yurtdışına yerleşmem imkansız (aşırı istesem de buradaki işimi bırakıp benzer standartlarda medeni bir ülkede bir iş bulamam) kurdan dolayı da turistik seyehatler imkansız hale geldi. ben kendimi bildim bileli küçük bir çocuk olduğumdan beri yurtdışında yaşamak isteyen en olmadı ara ara yurtdışını gezip görmek isteyen bir insandım ama tüm bu şartlarda bunu gerçekleştiremeyince şu an ülkenin de içinde bulunduğu malum hallerden dolayı kendimi kapana kısılmış hissediyorum. benzer hislerde olan var mı? nasıl başediyorsunuz?
0
iwillsee
(25.03.22)
Bende böyle bir his yok ama bilet fiyatları görece ucuz olan, vize olmadığı için vize masrafı olmayan, satınalma gücü de bizimkinden aşırı yüksek olmayan ülkelere 3-4 günlük geziler yapabilirsiniz belki. Makedonya, Karadağ, Sırbistan vs. 2015'te Makedonya'ya, 2018'de Karadağ'a gitmiştim. İlki aşırı ucuzdu, ikincisi de ucuzdu. Şimdi 2'şer kademe üste çıkıp biri normal, diğeri pahalı olduysa bütçenize uyabilir belki.
0
perferil
(25.03.22)
henüz öğrenciyim ama tam olarak bu sebepten okul bitince tır şoförü olmayı planlıyorum. çocukluktan beri hep istediğim bir şeydi zaten ama okuyup "büyük adam" olurum diye üzerine düşmüyordum. yaş ilerleyince herkese yetecek kadar beyaz yaka işi olmadığını, dil bilmenin ya da kendini geliştirmenin spesifik alanlar dışında yurtdışı açısından bir halta yaramadığını gördüm.

ha şoför olunca gideceğinin veya yerleşeceğinin yine garantisi yok ama en azından elinde geçerli ve spesifik bir meziyet söz konusu. açık da var.

zor meslek, herkese uymaz ama ben o açıdan da şanslı olduğumu düşünüyorum çünkü zaten asosyalin tekiyim. 70 yaşına kadar her akşam aynı dandik eve gelip ay sonunu düşünerek, makarna yiyerek yaşayacağıma bu ülke içinde kalsam dahi 7/24 gezip bir sabah Diyarbakır'da, bir sabah Malatya'da uyanarak yaşamak daha makul geliyor.

okula gitmemek için ayak sürüyordum mesela resmen çünkü bitince kendimi bu saçma girdabın içinde bulmak istemiyordum. şimdi bir an önce bitsin de işime bakayım diyorum. üç sene sonra belki pişman olurum onu bilmem ama şu an böyle düşününce kendimi kesinlikle daha sağlıklı ve mutlu hissediyorum.
0
der meister
(25.03.22)
Aynı hissin birebirini yaşıyorum. İş bul göç et zor geliyor, çıkıp gezmek de ekonomik olarak çok zor hale geldi. Kendi ülkemizde bile gezmek hayal oldu gerçi bir yandan da.
0
bigcaptain
(25.03.22)
gezi açısından ben de aynı durumdayım. kendimi çok eksik hissediyorum bu konuda. 29 yaşına geldim, kıbrıs dışında bir yer görmedim yurtdışı olarak:) askerde millet erasmus maceralarını anlatırken ağzım açık dinledim, utandım açıkçası. valla millet ne yapıp edip bir şekilde geziyor ya. bugünleri yaşayacağımızı bilsem yıllar öncesinden yurtdışı gezileri yapardım.
0
nothing in my way
(25.03.22)
Gocmus arkadaslariniz varsa kalma ve yeme icme konusunda onlardan yardim isteyin.

Biz vize ve ucagi halletmis arkadaslarimizi gezdiriyoruz burada. Yapabildigimiz ancak bu.
0
cleric
(25.03.22)
(7)

Duolingo Almanca

Mossy
Duyuruda arattım, çok fazla kötülendiğini gördüm uygulamanın. Bir aydır kullanıyorum en azından kelimelerin telaffuzlarını burası sayesinde iyi öğrendiğimi düşünüyordum. Bununla beraber yine burada önerilen https://static.nadirkitap.com/fotograf/287009/19/Kitap_2020081219220628700913.jpg şu kitaptan
Duyuruda arattım, çok fazla kötülendiğini gördüm uygulamanın. Bir aydır kullanıyorum en azından kelimelerin telaffuzlarını burası sayesinde iyi öğrendiğimi düşünüyordum. Bununla beraber yine burada önerilen static.nadirkitap.com şu kitaptan gramer çalışıyorum. Önerebileceğiniz başka kaynaklar var mı? Bugün giriş seviyesi için okuma kitabı almayı düşündüm. Duolingo'nun faydasızlığı hakkında duyuruda yapılan yorumları gördükten sonra uygulamadan da bir soğudum. Yine de telaffuz için kullanmaya devam etsem mi bilemedim. Vaktimin boşa gitmesini istemiyorum.

Kitap olur, youtube kanalı olur, uygulama olur her türden öneriye açığım. teşekkürler.
0
Mossy
(24.03.22)
geçen sene biraz bakıp devam etmemiştim, bir bakın isterseniz sistemi benim hoşuma gitmişti.

www.vhs-lernportal.de
0
kornisch
(24.03.22)
duolingo a1 seviyesinde dile aşina olmakta işe yarıyor. ama sonra vakit kaybı. "sinek kuşu yedi" gibi normal hayatta asla kullanmayacağın abuk sabuk cümleler ezberlemekle kalıyorsun. bir de alıştırmaları fazla oyunlaştırdığı ve basitleştirdiği için seni asla zorlamıyor, çoğunu düşünmeden yapıyorsun.

www.vhs-lernportal.de +1

ben de buradan çalışmanı tavsiye ederim.

youtube kanalı için de: www.youtube.com
0
sir gawain
(24.03.22)
Uygulamanın sadece aktiviteleri değil, webden girince konu anlatımlarını da kullanınca verimli.

Çoğu insan konu anlatımlarına bakmıyor o yüzden.
0
anten
(24.03.22)
en güzeli instagram hesapları. vaktinin bir kısmını instagram'da geçiriyorsan, 5-10 tane hesap ekle, en azından almanca öğrenmiş olursun. benim öyle bir hal aldı ki, instagram'da geçirdiğim zamanın yarısından çoğu almanca hesaplarının hikayelerini izlemekle geçiyor.
0
gabe h coud
(24.03.22)
Öncelikle kitabı görünce çok mutlu oldum. Çünkü ilk sırada o kitabı öneriyorum. Çok güzel bir kitap gerçekten :)

Kaynak olarak bu siteyi önerebilirim. Okul zamanımda bu siteden çok faydalandım.
mein-deutschbuch.de

Bunun yanı sıra şu Facebook ve Instagram sayfalarını da mutlaka tavsiye ederim:

www.facebook.com
www.instagram.com
0
inatciligin yeryuzundeki temcilcisi
(25.03.22)
kaynak öneremeyeceğim ne yazık ki ama duolingo'nun faydasızlığı konusunda ingilizce ve rusçası olan, eğitim hayatı dil öğrenmekle geçmiş (ne kadar başarılı, orası tartışılır gerçi) birisi olarak şunu söylemek isterim: duolingo telaffuzlar olsun, belli konseptleri pekiştirme olsun, oyun yöntemiyle motivasyonu koruma yönüyle olsun fayda sağlayabilecek bir site ama "dil öğrenmek" için kesinlikle işe yaramaz olduğunu düşünüyorum. sosyal medyayla birlikte insanlar kendilerini göstermek için farklı mecraları kullanmaya başladılar (fotoğraflar için instagram, diğer şeyler için twitter vs.); günümüzde bir trend haline gelmiş "dil öğrenme" işinin yüzü de duolingo oldu.

kimseyi yaptığı iş için yargılamak istemiyorum ama mesela bakıyorum adam duolingo'da isveççe kasıyor... öğrenince ne yapacaksın diyorum. en ufak fikri yok. hiçbir kaynağı yok. dili bilse ne yapacağını, nasıl geliştireceğini veya seviyesini koruyacağını bilmiyor. maksat "dedeme atom bombası attılar" gibi tuhaf cümleleri oluşturup, "seviye atlayıp" tatmin sağlamak çoğunlukla. o açıdan işe yaramaz buluyorum ben.

bir de almanca gramer olarak zor bir dil. biliyorum çoğu öğrenci sevmiyor bunu ama öğrenimin tamamı değilse bile bir parçası ne yazık ki oturup "eşek gibi" teori çalışmakla ilgili. öyle olmalı. akkusativ neymiş, dativ neymiş, mantığı neymiş, dönüşümler nasıl olurmuş vs. bunları bilmedikten sonra duolingo'da istediğiniz kadar cümle kurun; belki turist olarak birkaç şey söylemenize yardımcı olur ama dili öğretmez.

hele ki işte rusça filan gibi dillere hiç girmiyorum. bir arpa boyu yol alınmaz. onun size verdiği cümleyi tekrarlamış, 3-5 kelime öğrenmiş olursunuz ama odur yani. bir dili hakkıyla öğrenmek, belli seviyeye gelmek için duolingo BELKİ destekleyici araç olabilir ama önemli bir kaynak olarak düşünülmesi abesle iştigaldir.

siz belli alanlarda size katkı sağladığını düşünüyorsanız tabii ki bir yandan devam edin, pratiğin fazlasından zarar gelmez ama duolingo'dan dil öğrenmeye çalışmayın veya orada istediğiniz verimi elde edemezseniz moralinizi bozmayın. celal şengör'ün deyişiyle duolingo bir ZIRVAdır.
0
der meister
(25.03.22)
Duolingo'u özellikle Almanca dili için yoğun bir şekilde düzenli olarak kullanmış biri olarak söyleyebilirim ki yetersiz. Ben eğitim dilini İngilizce seçerek diğer dilleri öğreniyorum. Yani Duolingo beni İngilizce olarak eğitiyor, Türkçe değil. Bu yüzden içeriğinin dilimize nazaran daha zengin olacağını varsayabiliriz.

Konu anlatımları (ne nedir, dilbilgisi vb.) fena değil ancak iş pratik konuşma ve komplike kullanıma gelince ben yetersiz buldum. Öte yandan tekrar yapmak, hatırlatma ve yeni kelime/fiil öğrenme amacıyla kullanmak için bence gayet iyi. Ana eğitiminizi daha sağlam kaynaklardan alıp Duolingo'u da yardımcı araç olarak kullanırsanız daha faydalı olur. Örneğin ara verdiğiniz günlerde Duolingo'da egzersiz yapabilirsiniz çünkü oyun gibi ve motive edici. Ama ana öğretim kanalı olarak ben yetersiz buluyorum.
0
burka
(25.03.22)
(2)

Ukrayna uçak biletleri ucuzlar mı?

i am not an elephant
Son 3 senedir enflasyona rağmen gidiş dönüş 1000-1200 lira arasıydı. Savaş çıkınca fiyatlar 2000 liraya fırladı. Savaştan sonra düzelir mi sizce?Uçak fiyatlarının yükselme sebebi talebin az olması mı?
Son 3 senedir enflasyona rağmen gidiş dönüş 1000-1200 lira arasıydı. Savaş çıkınca fiyatlar 2000 liraya fırladı. Savaştan sonra düzelir mi sizce?

Uçak fiyatlarının yükselme sebebi talebin az olması mı?
0
i am not an elephant
(20.03.22)
ucuzlamaz. turkiye'de deli gibi enflasyon var ve havacilik dolarla doner. savas bittikten sonra demissiniz ama bu isin "tamam bitti hadi" denecek bir ayrimi olmayabilir. savas bittigi halde bazi bolgelerde catismalar, guvenlik sorunlari vs. devam edebilir. 1000 lira dediginiz 100 dolar bile yapmiyor, biletler hicbir zaman pahali degildi, aksine 5-6 sene once filan ucuzdu. sonra ukrayna cok sik tercih edilen bir destinasyona donusunce biraz sisti fiyatlar. simdi ise biz cok fakir oldugumuz icin pahali geliyor.
0
der meister
(20.03.22)
ucuzlaması imkansız. uçak dolusu insan geliyor Ukrayna'dan her gün, bu insanlar ara ara illa ki geri gidecekler.
0
roket adam
(20.03.22)
(2)

Monotonlaşma, durağanlıkla nasıl baş ediyorsunuz?

psmstc
Soru başlıktadır.
Soru başlıktadır.
0
psmstc
(18.03.22)
Bazen böyle olur. Bazen durur bazen harekete geçersin. Bunu kabullenip belamı aramıyorum diyerek baş ediyorum. Dizi, film, müzik, kitap iyi geliyor.
0
Corpsebridee
(18.03.22)
süre çok uzamadığı takdirde etmiyorum açıkçası, hayat bir parti değil neticede bazen rutin ve tekdüzelik iyidir bence
0
der meister
(18.03.22)
(12)

Eski bir sevgilinizi özleme atakları size de oluyor mu?

magni
Tamamen akıldan çıkaramamak, sürekli onu düşünüp hep özlemek şeklinde değil kastettiğim şey. Unutuyorsun, aklına bile gelmiyor uzun süre. Ama aylar sonra olmadık zamanda birden yeniden deli gibi aklına düşüyor, beraber geçirdiğiniz güzel anları düşünüyorsun saatlerce, günlerce. Sonra yine unutuyorsu
Tamamen akıldan çıkaramamak, sürekli onu düşünüp hep özlemek şeklinde değil kastettiğim şey.

Unutuyorsun, aklına bile gelmiyor uzun süre. Ama aylar sonra olmadık zamanda birden yeniden deli gibi aklına düşüyor, beraber geçirdiğiniz güzel anları düşünüyorsun saatlerce, günlerce. Sonra yine unutuyorsun, bir süre sonra yeniden aklına düşüyor falan.

Bende bu şekilde olan, hayatımda ciddi iz bırakmış bir ex var. Bu durumdan hiç memnun değilim. En son olarak da biriyle takıldığımın ertesi günü aklıma düşmüştü kendisi ilginç şekilde.

Benzer şekilde böyle özlem atakları gelen oluyor mu? Bu duygunun bir sonu yok mu?
0
magni
(17.03.22)
Olmuyor.
0
j r r tolkien hayrani
(17.03.22)
geliyor ama zamanla o da geçiyor. 5,5 yıl ilişki sonrası 7-8 ay arkasından ağlamış 39 yaşında adamım :) sonrasında sağlam bir tatil yaptım, hiç masraftan kaçmadım. tüm izinlerimi kullandım. çok fazla insan tanıdım. arkadaşlarım x3-x4 oldu neredeyse ve hepsine zaman emek harcadım şimdi de kanka diyebileceğim bir sürü insan var. yetişemiyorum :)

sonra ağlamalar ayda bire düştü, şimdi ise sadece belli şarkılarda ya da çok özel anıların tekrar yaşandığı durumlarda ama ağlama, kriz gibi değil, aklıma geliyor ve çok üzülmüyorum. eskiden fotoğraflarına, fotoğraflarımıza, yazdıklarımıza bakınca içimi hüzün kaplardı. şimdi baksam bile çok kötü hissettirmiyor. bazen yeni ilişkimde bir şey yaşıyoruz, bunun aynısı olduğunda nasıl davrandığım aklıma geliyor ve keşke falan diyorum. kısacası, her şey geçiyor. asla geçmeyecek herhalde derdim, hayatımı böyle sürdüreceğim. aslında aklım, mantığım geçeceğini bilirdi. vakti geldi ve geçti.
0
gabe h coud
(17.03.22)
oluyor bana. hatta ayrilik sonrasi ilk alti ay sadece sonuncuyu degil tum eski sevgililerimi ozluyorum jdkdkd sanirim ayni hisleri yasamak kafamda hepsinin baglantisinin olusmasina yol aciyor. devaminda da oluyor ama. bir keresinde hic unutmuyorum ayriligin ustunden dort yil gecmis, kizin yuzunu hatirlamiyorum ama gece ruyama girdi diye sabah kalkinca hungur hungur aglamistim. cabuk gecmisti ama tabii o. genelde yeni bir iliskim olunca eskilerin etkisi yok oluyor tabii ama sonra bu sefer sonuncuyu ozlemeye basliyorum, yine basa sarmis oluyoruz. birini ozlemeden, dusunmeden gecen gunum yok gibi. bir yil iliski, iki sene ozleme, sonra baska iliski, iki yil da onu ozleme seklinde gidiyor.

ozellikle introvert biriysen cok daha zor olabilir unutmak. bak gabe bissuru arkadas edindim filan yazmis. bende hic oyle seyler olmuyor, aksine daha cok yalnizlasiyorum. sonra bi de ask acisinin ustune ayni zamanda cok iyi bir dostumu kaybettim diye uzulmeye basliyorum.

ayrilali bir sene oldu mesela daha gecen gun bi meme gordum, sadece onun anlayip gulecegi turden, onu paylasamiyor olmak bile uzdu.
0
der meister
(17.03.22)
Ayrılalı 10 gün oldu her gün özlüyorum :(
0
Corpsebridee
(17.03.22)
Tam da şu son 4-5 gündür bana olan bu.
Epey şiddetli hatta mesaj atma derecesinde fln. Zor tutuyorum kendimi.
O yüzden normal diyebiliriz.

Bu arada ilginçtir, @der mesiter in yazdığı eskileri özleme durumuna benzer şeyler de oluyor. Açıkçası bunun arka planını çok merak ediyorum. Neden böyöe oluyor diye.

Çünkü, son ayrıldığlım sevgilimin de, benden ayrıldıktan sonra, benden bir önceki sevgilisi ile iletişime geçmeye çalıştığını biliyorum.
0
saturn
(17.03.22)
Toksik bir ex ise ilk zamanlar bu ataklar normal
Zamanla köprünün altından çok sular geçtikçe geçiyor ve çivi çiviyi söküyor, kesin bilgi
0
mya
(17.03.22)
Oluyor, "bazen bana gelir gider seni dert etmeler" şeklinde tam da.
0
south park in kapusonlu uyesi
(17.03.22)
boşluğa düşmezsen olmaz.
0
orpheus
(17.03.22)
@orpheus Bu bahsettiğim durum direkt boşlukta olmakla bağlantılı bir hal değil ama. Aksine boşlukta değilken, birileriyle iyi zaman geçirdiğim dönemlerde de gayet aklıma düşebiliyor. Şu şekilde de bir detay paylaşmıştım mesela; "En son olarak da biriyle takıldığımın ertesi günü aklıma düşmüştü kendisi ilginç şekilde."
0
🌸magni
(18.03.22)
zaten bir adet eski sevgilim var. onun da sohbetini, beraber geçirdiğimiz ilk ayları ve bazı anları özlüyorum bazen. sonra son ayları ve ayrılık sonrası dönemi hatırlayınca o özlem de geçiyor hamdolsun
0
kimwexler
(18.03.22)
Geçecek diye umuyorum.:(
0
fidelity
(18.03.22)
Hicbirini ozlemiyorum. Iyi insanlardi ama aklima bile gelmiyorlar desem dogrudur.
0
sopiro
(20.03.22)
(6)

galatasaray - barcelona maci hakkinda moralimi bozan entry

buenosdias
gecenki beraberlikten sonra cok sevinmistim. sonra keyifle yorumlari okuyayum diye eksisozluge gireyim dedim. bir entry moralimi cok bozdu. adam sey yazmisti "hepsi tezgah. bahis baronlari boyle istedi. baronlar ilk macta parayi kaldirdi. 2. macta goreceksiniz" minvalinde birseylerdi. oranlara bakti
gecenki beraberlikten sonra cok sevinmistim. sonra keyifle yorumlari okuyayum diye eksisozluge gireyim dedim. bir entry moralimi cok bozdu.

adam sey yazmisti "hepsi tezgah. bahis baronlari boyle istedi. baronlar ilk macta parayi kaldirdi. 2. macta goreceksiniz" minvalinde birseylerdi. oranlara baktim ve terazinin bir tarafına barcelona berabere kalırsa kaybedeceklerini diğer tarafa berabere kalırsa kazanacaklarını koyunca biraz suphede kaldim.

inanmak istemiyorum. gercekten durum bu sekilde mi? bosuna mi izliyoruz maclari?
0
buenosdias
(16.03.22)
Uganda premier ligi mi abi bu olabilir mi böyle bir şey, büyük resmi gören tayfayı kafayı takıp dertlenme.
0
Kaleci Saçlı Forvet
(16.03.22)
bahis sektöründeyim. bu tarz saçmalıkları yazan adamları görünce dehşete kapılıyorum ve her gün görüyorum bunlardan. illuminaticilikten, aşı karşıtlığından farkı yok bunun.

sistemin nasıl çalıştığına dair en ufak fikirleri yok. yüksek hacme sahip bir bahis firmasının kendisine sorun çıkaracak ölçüde veya istikrarlı biçimde zarar etmesi MÜMKÜN DEĞİL. işin içinde matematik bilimi var. ayrıca o gün bir tane maç oynanmıyor. varsayalım barça o maçı 3-4 farklı kazanmıştı... eee? oradan zarar etseler diğer maçlardan kazanacaklar. hadi hepsini geçtim, bahis firması o gün 20 milyon zarar yazsın. ne değişir? yarın, sonraki gün yine kar yazacak.

futbolda şike yoktur demiyorum ama "bahis baronları" kimseyi karşısına alıp 1.07'lik oran için takım filan bağlamakla uğraşmaz. şikeyi de genelde hakem, bir grup futbolcu ya da takımın ekndisi yapar yani bahis baronuymuş şuymuş buymuş bunlar hikaye.

sistem/matematik zaten ne yaparsa yapsın bahis firmasının kazanacağı şekilde dizayn edilmiş, o yüzden skorların firma açısından hiç ama hiç önemi yok. sadece 300 milyon mu kazanacak 500 milyon mu kazanacak onu değiştirir.

hatta bazı maçlarda bir takımın oranının 1.90'dan yerine göre 1.30'a kadar gerilemesinin sebebi de budur: ortada bir denge mekanizması var, bir tarafa çoook fazla para yatırılırsa bahis firması o seçimin kazandıracağı parayı doğal olarak azaltır.

bunun daha kazanılabilecek üst limiti var mesela, sen istersen 1'e 100 milyon veren kupon tuttur, iddaa örneğin yanılmıyorsam 500 binden fazla vermiyor. hele ki illegal oynuyorsan filan zaten üç kuruşu bile vermeyebilirler çünkü itiraz edebileceğin bir merci yok.

kısacası bunlar safsata, öyle bir dünya yok.
0
der meister
(16.03.22)
geçmişte bir çok kulübün, sporcunun bahisciler tarafından ayartıldığının ispatları çıktı, çok büyük paraların döndüğü bir dünya, herşey olabilir ama ben bahis hilesi olduğunu sanmıyorum. Barcelona teknik direktörü ilk maçtan önce farklı bir şeyler deneyeceğini söylemişti, bahis değil bu sebepten de olabilir.
0
ravenudon
(16.03.22)
gayet doğru demiş.

real madrid'in sahasında şerif diye bir takıma yenilmesinin şikeden ve "bahis baronlarından" başka bir açıklaması olamaz. aynı şekilde barça'nın gs'yi yenememesi net şekilde bahis şikesi.

declan hill'in şike isimli kitabını okumanı tavsiye ederim. dünya kupasında bile patır patır nasıl şike yapıldığını anlatıyor.

milyar dolarlar dönen bir sektörün kendi halinde takılmasını bekleyecek kadar saf değilsindir umarım.

imza: hayatının en güzel yıllarını bahis sitelerinde heba eden, her türlü ama her türlü spor dalında şikelere şahit olmuş kişi.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(16.03.22)
saçmalık. frankie de jong'un şutu bilerek mi direkten döndü sence? depay o frikiği nasıl olsa pena çıkarır diye mi çekti, kerem bilerek mi eric garcia'nın ayağına çarptırdı? mümkün değil
0
birmilyonunvarmi
(16.03.22)
Sacmaliktan başkası değil.
Birmilyonunvarmi+1

Misal 7-8 tane gol atmayı anlarım da pena'nin şov yapacagi, direkten döneceği ne bileyim Galatasaray defansinin süper oynayacağı falan buna bahis baronu diyen kişiyi daha fazla dinlememek lazım.


Bahiste kirli işler var ama bunu görmek isteyen daha çok alt liglere baksın derim.
0
logisticsmanager
(16.03.22)
(2)

Intermittent fasting’te tokluk dönemi nasıl geçiriliyor?

psmstc
1- O saatlerde daha çok ne tüketilmeli? (yasaklar yiyecek var mı) 2- Tokluk süresinin başında ve sonunda iki öğün mü yenilir?3- Haftanın 7 günü mü yapılır
1- O saatlerde daha çok ne tüketilmeli? (yasaklar yiyecek var mı)

2- Tokluk süresinin başında ve sonunda iki öğün mü yenilir?

3- Haftanın 7 günü mü yapılır
0
psmstc
(15.03.22)
1. Yasak yok ama dozunu da kaçırma. Ramazanda 30 gün oruç tutup kilo alan dayılara dönme.
2. Keyfine kalmış.
3. Evet.
0
Mirket
(15.03.22)
1. intermittent fasting teoride bir beslenme biçimidir, diyet değil. dolayısıyla "kilo verdirme" iddiası, haliyle yiyecek kısıtlaması da yok. temel mantığı yeme saatlerini kısıtlayarak ekstra kalorilerin önüne geçmek, kan şekerini düzenlemek; bu sayede kilo vermeyi/sağlıklı kalmayı kolaylaştırmak. bu doğrultuda protein ve sağlıklı yağ ağırlıklı, karbonhidratın/abur cuburun kısıtlandığı bir diyet en uygunu olur. buna engel bir sağlık sorununuz yoksa bu tür beslenme tarzı IF'ten maksimum verim almanızı sağlar. ha siz sporcusunuzdur daha çok karb alırsınız, orası size kalmış. ama "yaptığım şey işe yarasın" diyorsanız kalorilerin bol protein ve sağlıklı yağdan gelmesine gayret edin çünkü karb acıktırır, kan şekerini oynatır, haliyle IF'in faydalarını azaltacağı gibi programınıza sadık kalmanızı zorlaştırır (çünkü karbonhidrata yüklendikten sonra 16-17 saat aç kalmak kolay değil).

2. bu konuda kısıtlama yok, nasıl rahat ederseniz. kimisi kahvaltıyı ve atıştırmayı sever mesela... 9'da kahvaltısını yapar, saat 2-3'e kadar atıştırır, 16-17 gibi son yemeğini yer. bense kahvaltıyı ve yemekle uğraşmayı sevmediğim için genelde öğlen gibi bir öğün, akşamüstü 6 gibi bir öğün daha yiyip kapatırım. tokluk süresi içinde ne yapmak istediğiniz size bağlı. bir üstteki noktada değindiğim mantık doğrultusunda nasıl rahat ediyorsanız ona göre şekillendirebilirsiniz.

3. bence bunu haftada üç gün yapıyor olabilmek bile hiç yoktan iyidir ama özellikle kilo vermek, bunu alışkanlık haline getirmek, istikrar sağlamak istiyorsanız en azından beş gün yapmalısınız diye düşünüyorum. çünkü IF yapmadığınız günün ertesinde düzeni sağlamak otomatikman çok daha zor olacaktır. sürekli girip çıkarsanız vücut adapte olmayacağı için açlık dönemleri zor geçebilir, bu da ya bırakmanıza ya da IF'in eziyete dönüşmesine yol açabilir. ben kendi adıma altı gün yapmayı en iyisi olarak görüyorum, haftada bir güncük akşam 10-11 gibi film izlerken cips yiyebilmek bana iyi geliyor mesela, daha istikrarlı olmamı sağlıyor. ha alışmışsınızdır, yapabiliyorsunuzdur o zaman hiç bozmayın gereği yok.
0
der meister
(15.03.22)
(13)

3. Dunya savasi?

hlot
Cikar mi diyorsunuz? Yorumcular bu ihtimalin arttigini soyledikce ben de korkmaya basliyorum :(Ek olarak, bu konuyu tartisan uluslararasi forum, reddit vs linki verebilecek olan var mi?
Cikar mi diyorsunuz? Yorumcular bu ihtimalin arttigini soyledikce ben de korkmaya basliyorum :(

Ek olarak, bu konuyu tartisan uluslararasi forum, reddit vs linki verebilecek olan var mi?
0
hlot
(14.03.22)
Çıkmaz. Ülkeler hiç olmadığı kadar birbirlerine bağımlı.

Reddit'te şu çıktı.

www.reddit.com
0
dissendium
(14.03.22)
hiç kimse bişey bilmiyor, herkes bizim gibi izliyor sadece.

olabilir de olmayabilir de.

mesela hindistan'ın pakistan'a kaza ile attığı gibi bi füze müze atılırsa rusyaya nükleer savaş bile çıkabilir yani.
0
killerbee
(14.03.22)
Çıkmaz. İnsanlar, halk savaş istemiyor. Eskiden Avusturya veliahtını vurunca savaş çıkıyordu çünkü adamın oğlunu vurursan o da sana savaş açar. Halk biz savaş istemiyoruz diyemiyordu o zamanlar. Şimdi totaliter devletler dışında böyle bir savaş açma durumu yok. Onların da savaşı sürdürebilecek kaynağı yok. Şimdi ABD savaş açabiliyor ama o da savaş sayılmaz. İstediğini girip alıyor, arada insanlar ölüyor.

Üçüncü dünya savaşı için birden fazla, büyük ihtimal iki taraf ve bu taraflar arasında bir güçler dengesi lazım. Şimdi bir tarafta ABD varsa ona savaş diyemiyoruz.

20 insan var bir köyde. İçlerinden bir tanesi Superman. Köyde kavga çıkıyor. Herkes birbirine vuruyor. Kavgaya Superman katılana kadar ya da biri yanlışlıkla Superman’e yumruk atana kadar bir kargaşa olur, evet. Sonrası malum.

Superman olmasın, tamam. Homelander olsun.
0
gabe h coud
(14.03.22)
@gabe h coud: rusya, çin ve iran ile ittifak kurarsa? çin'in askeri gücü çok yok diyorlardı ama bilemiyorum.
0
🌸hlot
(14.03.22)
cikmaz.

3-5 tane totaliter rejim kaldi onlara da demokrasi gelirse hayatta cikmaz.
0
baldur2
(14.03.22)
çıkmaz diye düşünmekle beraber çıkarsa şaşırmam. "nükleer var abi çıkmaz" deniyor, yanlış düşünce değil ama şunu da unutmamak lazım ki nükleer silah teknolojisi inanılmaz gelişti. artık attığın yerde 100 sene ot bitmeyen bombalar yok. ha yine korkunç bir yıkım ama çok şükür (!) temiz bombalar yaptılar, yani yerine göre nükleer savaşın dünyanın sonunu getirmemesi bile ihtimal dahilinde. burada sorun şu: iş o raddeye gelirse ülkeler birbirlerine "temiz" bomba mı kullanacak yoksa direkt haritadan silmeye mi çalışacak? termobarik bombalar var mesela. rusya, ukrayna'da kullandı. nükleerden tek farkı radyoaktif olmaması... o yüzden nükleerlere güvenip savaş çıkmayacağını düşünmek isabetli olmayabilir.

ha ben yine de çıkmayacağını düşünüyorum çünkü rusya'nın dünyaya savaş açacak gücü yok. iş nükleere dönerse kendileri de yok olurlar, o bir koz değil. putin her zaman yaptığı gibi brinkmanship'çilik oynuyor. kısaca "tehlikeli adam"ı oynuyor; batı'nın karşılık verip işleri kızıştırmak istemeyeceği yönünde yapıyor tüm bahislerini... nitekim bu şu ana kadar hep tuttu. batı "aman ağzımızın tadı kaçmasın" dedi.

bunun istisnası ukrayna oldu ama. batı bu konuda çok net biçimde tepki koydu. rus ordusu da ukrayna'da rezil oldu. bundan 7-8 sene önce kırım'ı kurşun atmadan vermiş ülkede 6-7 bin asker, onlarca uçak, yüzlerce tank kaybettiler. dünya savaşı çıksa neyle savaşacaklar?

korkmak ve gerilmek normal elbette ama ben bir şey çıkacağını sanmam.
0
der meister
(14.03.22)
Çıkarsa hiç şaşırmam.
0
Fusha
(14.03.22)
Çıkma ihtimali yok değil ama çok yüksek bir ihtimal olduğunu da sanmıyorum ülkeler arası bir dünya savaşının.
0
bartholomew87
(14.03.22)
Fragmandan bi kesit sadece bence bu. Asıl bölümlere daha çok var. Şu an çıkmaz gibime geliyor
0
photo85
(14.03.22)
ilk 2 tanesi niye cikti ona bakmak lazim.
Eskiden bunlara 1 ve 2. Petrol savasi diyenler vardi, sonra b laf unutuldu.

Birden bire enerji kaynagi kesfediyorsun belki ulkenin gelecek bin yili buna bagli.
Ulkendeki sirketler o alani almak icin butun dunyayi birbirine sokuyor.
Japonya mesela maden fakiri oldugu icin savasti.

Simdi de bu tarz madenlerin ustunde oturan devletler var, birisi rusya mesela.
Ondan once afganistan lityum kaynagi derlerdi sonra daldilar zaten.

Rusya'da nukleer olmasa ona da dalacaklardi ama ufak ufak isirik koparmayi sectiler.
0
divit
(14.03.22)
Çıkma ihtimali düşük ama birkaç hafta öncesine kadar Rusya Ukrayna'ya girmez diyenler şimdi 3. dünya savaşı çıkmaz diyor. Son durum ortada.

Savaş çıkar demiyorum. Ama çıkma ihtimali var. Özellikle Rusya'nın bu son hamlesinden sonra "savaşa girenin yanını kâr kalıyor" düşüncesi baş gösterebilir.
0
himmet dayi
(14.03.22)
abd, savaş çıkarmak istiyor gibi geliyor bana :( sürekli "büyük sonuçları olur", "çin, rusya'ya destek veriyor, böyle devam ederse büyük sonuçları olur" lafları var :(
0
🌸hlot
(14.03.22)
Son yıllardaki Çin / Rusya sıçramaları ortada. Özellikle Çin tarafında makas çok hızlı küçüldü ABD ile gerek ekonomik gerek askeri anlamda. Abd şu an hala her anlamda dünyayı başı çekiyor ama bu birinciliği 1 bu kadar süre daha götüremeyecek gibi. Ve birbirlerinden tamamen zıt ülkeler.

İşin özü önünüzdeki 20 yıl içinde savaş çıkıp bu ülkeleri alt edemezse 1 daha hiçbir zaman alt edemeyecek.

Bugün olmasa bile yarın savaş çıkacak diye düşünüyorum ben.
0
materyalist imam
(14.03.22)
(8)

Hangisi daha tuzlu Akdeniz mi Ege mi?

put it in your appropriate place
Hangisinin denizi daha tuzlu? İlkbaharda deniz tatili yapacağım daha tuzlu olanı lazım.
Hangisinin denizi daha tuzlu? İlkbaharda deniz tatili yapacağım daha tuzlu olanı lazım.
0
put it in your appropriate place
(12.03.22)
akdeniz diye biliyorum. kuzeyden güneye tuzlulaşıyordu sanki.
0
der meister
(12.03.22)
Akdeniz tabii ki
0
stavro
(12.03.22)
Ne kadar sıcak hava, o kadar tuzlu deniz
0
kaptankedi
(12.03.22)
Akdeniz. En tuzlusu Kıbrıs olur muhtemelen.
0
uvcray
(12.03.22)
Yani orta iki coğrafya sorusu. Kuzeyden güneye tuzlulaşıyor +1
0
Hallegadola
(12.03.22)
akdeniz
0
izuzuzi
(13.03.22)
ekleme: kuzeyden guneye tuzlulasma olayi yalnizca bizim (kuzey) yarimkure icin gecerli :)
0
reavelyn
(13.03.22)
Ekvator'a yaklastikca daha fazla tuzlu olur.
0
baldur2
(13.03.22)
(4)

Rusya'ya yapılan yaptırımların karşılık bulacağı tarih

put it in your appropriate place
Aslında sorum dünya genelinde ama en son Rusya'ya gerçekleştiği için Rusya özelinde soruyorum.Rusya, her gün bir yaptırım yiyor. Hem devletler arasında hem özel şirketler bazında. Bu tür yaptırımların karşılık bulması için ne kadar zaman geçmesi gerekiyor?Rusya'nın yatırım yaptınız ama ayaktayım vey
Aslında sorum dünya genelinde ama en son Rusya'ya gerçekleştiği için Rusya özelinde soruyorum.

Rusya, her gün bir yaptırım yiyor. Hem devletler arasında hem özel şirketler bazında. Bu tür yaptırımların karşılık bulması için ne kadar zaman geçmesi gerekiyor?

Rusya'nın yatırım yaptınız ama ayaktayım veya tamam ya ekonomi değil bitmek, kalmadı bile haydi gelin arkadaş olalım demesi ne kadar sürer?
0
put it in your appropriate place
(11.03.22)
Ekonomilerinin darbe aldığını zaten söylediler. Ama bunun dışında öyle bir tarih olmayacağını düşünüyorum. İran'a yıllardır ambargo uygulanıyor ama başlarındaki yönetim bugüne kadar çıkıp pişmanız demedi. Nükleer enerji çalışmalarına devam ediyorlar. Türkiye'de de ekonomi kötü durumda ama çıkıp ekonomi kötü diyorlar mı? Demiyorlar. Rusya da kendi halkına karşı yıkılmadık diyecek, sorun yok diyecek, hatta abartıp ekonomimiz büyüdü bile diyebilirler. Bu değişim yavaş yavaş ortaya çıkar. Küba'da nasıl 1950'den kalma otomobiller trafikte geziyorsa 20 yıl sonra Rusya dünyadan kopuk bir yer olabilir.
0
dissendium
(11.03.22)
yaptırımın etkisi her sektör için farklılık gösterir. bazılarının etkisini henüz ertesi gün hissetmeye başlarsın, bazısı stoklar tükendikten sonra üç ay veya bir yıl sonra ısırmaya başlar. kısa vadede rusya'da hayat çok değişmeyebilir aslında. oradaki arkadaşım bana her gün market fiyatlarını filan gösteriyor. 200 ruble olan şey 250 ruble olmuş. çoğunlukla (sivil halk için konuşuyorum) artış bundan ibaret. bizim son 2-3 yılda yaşadığımız keskin düşüşü belki bir yıl içinde yaşarlar ama işte nasıl desem alım güçleri düşmüş olur, daha kısıtlı yaşarlar ama ülke cehenneme dönmez kısa vadede.

rusya'nın global ekonomik düzende "yaptırım uyguladınız ama ayaktayım" deme ihtimali yok. tamamen çökmese bile iran gibi bir yer olur. modern dünyadan koparılır. bu kadar ciddi sonuçların görülmesi de bence en az 2-3 aydan başlar, yaptırımın ertesi günü hemen karanlık çağ'a dönmezler. uzun vadede de dönmezler ama senin benim yaşadığımız gibi de yaşayamazlar tabii ki.
0
der meister
(11.03.22)
putini düşürmeyi başardıklarında
0
Hallegadola
(11.03.22)
ne karsilik bulur soylemek kolay degil ama "gelin arkadas olalim" diyecekleri dusunulemez. agir yaptirimlardan bahsediyoruz. abd rusya ile buyuk oynuyor. ab ile, iran'la iliskilerine... cin'le ne cevirdiklerini bilmiyorum. petrol icin evvel gun filan suud uzerinden arzi artirmaya basladilar. baska ulkeler uzerindeki ambargolariyla da oynayabilir yeri gelince. ab derhal kopamaz rusya'dan ama hic kopamaz da degil. ukrayna direndikce ayrica kayiplari olacak. ha, dururlar mi, nasil dururlar, o oyle basit degil. onlarca ulkeyi ilgilendiren, bir suru para yolunu baglayan durumlar. oyle ki, millet dusmanlariyla dostluk tazeliyor su an.
0
e haliyle
(11.03.22)
(8)

instagram'da paylaşılan hikayelerdeki şarkılara bakıyor musunuz?

tabudeviren
spotify linki verilenler mesela...paylaşan kim olursa olsun ben hiç bakmıyorum..
spotify linki verilenler mesela...
paylaşan kim olursa olsun ben hiç bakmıyorum..
0
tabudeviren
(11.03.22)
ben bakıyorum, hatta güzelse playlistime ekliyorum. yeni şarkılar keşfetmeyi sevenler için birebir. öykülerdeki şarkılara bile bakıyorum iyiyse.
0
roket adam
(11.03.22)
bakmıyorum. hikayelere bakarım, müzikli paylaşılmışsa müziğini de dinlerim ama link filan verilince hiç gidip bakmıyorum yani bana manasız geliyor biraz açıkçası.
0
der meister
(11.03.22)
Instagram'ı komple sessiz kullanıyorum, videoları sessiz izliyorum, çok merak ettiğim varsa bir ara kulaklıkla izlemek üzere kaydediyorum. Sonra izlemeyi unutuyorum. Şarkılar dikkatimi bile çekmiyor.
0
kobuzchu kiz
(11.03.22)
Paylaşan kişiye göre değişiyor. Müzik zevkini beğendiğim birisi ise açıp dinlerim, merak ederim.
0
kucukne
(11.03.22)
eşim bile paylaşsa bakmıyorum
0
elorelia
(11.03.22)
Spotify linklerinden bazılarına bakıyorum; özellikle paylaşan kişinin müzik zevklerine guveniyorsam. Bu şekilde çok şarkı kesfetmisligim vardır.
0
fraise
(11.03.22)
bakmıyorum. çoğu demode ya da kötü şarkılar oluyor.
0
Hallegadola
(11.03.22)
Paylaşan biri olarak, ben bile bakmıyorum genelde. Baktığım çok nadir.
0
put it in your appropriate place
(11.03.22)
(7)

begendiginiz yabanci isimler ne?

ala09
kendi adinizi yabanci isim koymaniz gerekse hangisini isterdiniz? her dil olabilirkatherina, bertha, sasha(bu erkek ismi de oluyor ruslarda ama) bunlar benimkiler
kendi adinizi yabanci isim koymaniz gerekse hangisini isterdiniz? her dil olabilir
katherina, bertha, sasha(bu erkek ismi de oluyor ruslarda ama) bunlar benimkiler
0
ala09
(10.03.22)
james, william, lucas, henry, alex, logan, robert, ryan, jack. kadınlarda da victoria ve kate. "we have to go back, kate"
0
gabe h coud
(10.03.22)
saşa kadın ismi de olabilir. rusya'da kısaltma olarak kullanılıyor. erkek aleksandr, kadın aleksandra. ikisine de saşa diyebilirsin. rusça demişken kız ismi olarak anastasiya'yı çok beğeniyorum ben, annesi slav kökenli olursa kızıma koymak isterdim. ağızdan çıkışı bile bir ahenkli, dans eder gibi. çok tatlı. ruslar zaten nastya deyip geçiyor. artık msn filan da yok büyüdüğünde nasty_girl06 diye msn adresi alıp dünyamı başıma yıkamaz, o açıdan kafam rahat.

ben kendi ismimi seviyorum, kendim için hiç düşünmedim ama yine oğlum olursa adını gattuso paşamın hatrına IVAN GENNARO koymak isterim. slav coğrafyasının soğukluğuyla italyan defansının sertliğini birleştiren demir gibi bir velet olurdu hehe. onun dışında balkan memleketli eski sevgilime oğlumuz olursa zeljko koyalım adını diyordum, sinir oluyordu "60 yaşında mı doğacak bu çocuk" diye. çok eski oluyormuş. seviyorum ama ben. zeljko obradoviç var, zeljko bebek var... güzel isim bence.
0
der meister
(10.03.22)
En beğendiğim iki isim Andrew ve Matthew. Aslında kısalarını seviyorum Andy ve Matt. Ama ABD'de kendi ismimin onlar açısından telaffuzu zor olduğu için restoranlarda ya da starbucks'ta falan James diyordum :))

Bir de Isaac ismini severim Newton'dan ötürü ama kendime koymazdım.
0
himmet dayi
(10.03.22)
of çok zor bir soru. Mabel ve Violet isimlerini oldum olası çok severim bunlara ek olarak May de ekleyebilirim ama o mabel'ın kısaltması gibi de olabiliyor. o yüzden bedava ekstra bir gıda gibi düşünerek Mabel diyorum. son kararım.
0
evde liyakat kalmamis
(10.03.22)
Chris ismini çok beğeniyorum ama dini bir temele dayandığı için tercih etmem.
0
Deathrow
(10.03.22)
Stavro
0
stavro
(10.03.22)
Olivia
Edit: soruyu okumamışım başlığa cevabım üstte. İçeriğe cevabım nikte.
0
Bruce
(10.03.22)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.